Photoshop Tips - Create a Vignette Effect photo photo Komik Anlar Örümcek ağacı!    Amber palace, jaipur golden palace, bangkok grand palace, bangkok Floating market, Bangkok Nepali smiles, kathmandu travel Budhist prayer tomb, Tibet travel A view of Kathmandu, nepal travel Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleriWillow tree with trunk and leaves Two tiny snails on a brick wall Two snail's having sexual intercourse. two dead birds in road wpe935f662.jpg Leewardside.jpg Teasle.jpg Tracks.jpg Gutterpress!.jpg RHdownabit!.jpg Image:Petermann_Island.jpg Image:Antarctica  Seattle to McMurdo.jpg Image:Antarctica Trip 2001 cold.jpg Image:Antarctica Trip 2001 archway.jpg TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı  TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı      İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri  Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri News image Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Rüyaları gerçeğe dönüştü-resimleri         
İHANET HABERLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İHANET HABERLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mart 2011 Salı

PKK'NIN AKIL ALMAZ OYUNU - Video

Terör örgütü PKK, Doğu ve Güneydoğu'da yeni bir oyunun peşinde.

29.Mart.2011,18:27:11


"Gösterilerde çocuklar öldü, onlarca kişi yaralandı" şeklinde asılsız haberler yayarak vatandaşları sokağa çekmeyi planlıyorlar.

Plan bununla da kalmıyor, iddiaya göre örgüt üyeleri bazı vatandaşlara telefonla ulaşıp, ''Emniyetten arıyoruz'' diyerek küfrediyor, ortadan kaldırmakla tehdit ediyorlar….

Terör Örgütü oynamadık oyun, başvurmadık propaganda bırakmadı. Vatandaş ise bu oyunlara gelmedi, gelmiyor. Ancak PKK da bir türlü vazgeçmiyor.



PKK'NIN YENİ OYUNU

Terör örgütünün Doğu ve Güneydoğu'da vatandaşları sokağa çekmek için yeni oyunlar planladığı iddia ediliyor. Hatta bu planların uygulanmaya başladığı bile söyleniyor.



ASILSIZ HABERLERE SARILDILAR

İşte o hain planlardan biri: İddiaya göre PKK Bölgede yapılan sivil itaatsizlik eylemlerine gerekli katılım sağlanamayınca, yayın organları aracılığıyla asılsız haberler yaymaya başladı. Bir iki kişinin yaralandığı gösterilerde yaralı sayısı yüzlerle ifade ediliyor. Hatta ölenler olduğu yalanı uyduruluyor…

VATANDAŞI SOKAĞA DÖKME OYUNU

Yalan haberler öyle hal alıyor ki "polis panzeri Belediye başkanının aracının üzerinden geçti. Başkan öldü.'' şeklinde haberler bile servis ediliyor.

ASILSIZ MESAJLAR

Hain plan bununla da bitmiyor.Cep telefonumesajlarıyla vatandaşı sokağa dökmek için girişimlerde bulunuluyor. İddiaya göre son olarak Mardin Nusaybin'deki gösterilerde iki çocuğun öldüğü yönünde vatandaşın cep telefonlarına mesajlar atıldı.

VATANDAŞ OYUNUN FARKINDA

Halkı sokağa dökmek için başvurulan yöntemlerden biri de kayıplar. Bir yandan 2000'li yıllarda yaşanan kayıplar hatırlatılıyor bir yandan da kışkırtmalara devam ediliyor. PKK'lıların özellikle BDP üyesi bazı vatandaşları 'Emniyetten arıyorum'' diyerek taciz ettikleri ileri sürülüyor. Vatandaş, her türlü hakaret ve küfür edildikten sonra, evinden alınıp kaybedilmekle tehdit ediliyor.

Vatandaş ise geride bıraktığı acı günleri hatırlamak dahi istemiyor. Oyunun farkında ve bu oyuna gelmiyorlar.







SAMANYOLU HABER TV

28 Mart 2011 Pazartesi

Askeri istihbarat: 'PKK'ya ilaç sattık'


Ankara Büyükelçiliğinden Washington'a giden gizli telgrafta, ordunun PKK'ya ilaç satmak için anlaşma yaptığı aktarılıyor.

Güncelleme:28 Mart 2011 10:29

2003'te ABD'nin Ankara Büyükelçiliğinden Washington'a giden gizli telgrafta, ordunun PKK'ya ilaç satmak için anlaşma yaptığı, "İstemeyerek bizzat parçası oldum" diyen eski bir istihbaratçının ağzından aktarılıyor.

ABD'nin Ankara Büyükelçisi Pearson'ın 18 Nisan 2003 tarihli kriptosunda, Genelkurmay,"Atlantikçiler, Avrasyacılar ve katı Milliyetçiler" olarak üçe bölünmüş halde tarif ediliyor: İçlerinde en demokrat ve en Atlantikçi Hilmi Özkök ama, Rusya, Çin ve İran'a göz kırpan generaller onu sıkıştırıyor. İleri görüşlü subaylar lazım."

KIBRIS'TA MÜLK KAVGASI, GÜNEYDOĞU'DA UYUŞTURUCU
Telegrapftan: Genelkurmay, kendini temizlemek konusunda gönülsüz. Kuzey Kıbrıs'taki askeri mülklerle ilgili çıkar çatışması ve Güneydoğu'daki uyuşturucu kaçakçılığı ile bağlantıları var. XXX, askeri istihbaratta çalışırken, PKK'ya ilaç satmak üzere ordu bünyesinde kotarılan anlaşmanın parçası olduğunu bize anlattı.

RUS KIZLARLA SİLAH PARTİSİ
-(Askeri) alım skandalları(irtibatta olduğumuz birçok kişi İsrail'e verilen M-60 tankları ve F-4 savaş uçağı moderenizasyon ihalelerinde rüşvet döndüğüne ilişkin ısrarlı haberleri gündeme getiriyor; savunma alanında önde gelen bir Batılı müteahhitlik şirketinin Türkiye'de yaşayan yabancı uyruklu üst düzey temsilcisi de bize, belli helikopterlerin rakibi olan Kamov'un ve diğer şirketlerinin Türkiye temsilcisi olan Rusya yanlısı meşhur iş adamı Ali Şen tarafından, 2002 ağustosunda, deniz kıyısındaki tatil beldesi Bodrum'da Türk subayları için verilen ve çok sayıda Rus tele-kızın katıldığı partinin ayrıntılarını anlattı.)

TSK PKK'YA İLAÇ SATARKEN GÖRDÜ
Kuzey Kıbrıs'taki Türk askeri mülkleriyle ilgili çıkar çatışmaları ve Türkiye'nin Güneydoğu'sundaki uyuşturucu kaçakçılığı ile bağlantılar; XXX ayrıca, askeri istihbaratla çalıştığı dönemde, PKK'ya ilaç satmak üzere Türk ordusunun bünyesinde kotarılan bir anlaşmanın istemeyerek parçası olduğunu bize anlattı.

(3) Türk Genelkurmayı, aynı zamanda fikeren bir bütün olmadığının ima edilmesine şiddetle öfkeleniyor: Türk Genelkurmay'ın yönetimindeki çekişmeleri konu alan bir Washington Post haberine tepki olarak, Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, 10 Nisan'da resmi bir kuruluş olan TRT'den yayınladığı açıklamayla, özellikle de "Irak'taki gelişmeler nedeniyle ülkenin çok ciddi bir dönemden geçtiği şu sırada" bu haberin yersiz olduğu eleştirisinde bulundu.

İrtibatta olduğumuz şahıslar istisnasız bir şekilde, Özkök'ün bu açıklamasını, benzer değerlendirmelere karşı Türklere yapılmış genel bir uyarı olarak değerlendirdiler.

Ancak daha sonra önde gelen üç gazeteci (Akif Beki, dış politika yazarı Murat Yetkin ve CNN-Türk dış politika muhabiri Barçın Yinanç), Büyükelçilik, basın ateşesine ayrı ayrı, Post'un haberine hayran olduklarını belirttiler; her birinin fikrince, hiçbir Türk gazetecisinin bu haberi yazmaya cesaret edemeyecek olması bu hayranlığı arttırıyordu. Askeriyenin gazetecilere gözdağı vermesi konusuna gelince, hem Jane's Defence Weekly'den Lale Sarıibrahimoğlu hem de Hürriyet'ten Cüneyt Ülsever kısa süre önce bize, askeriyeyi açıkça eleştirmelerinin bir sonucu olarak hayatlarından endişe duyduklarını söyledi.

TÜRKERİ-AYDINLIK SIZDIRMA İLİŞKİSİ
Özkök katı-milliyetçi ve Avrasyacı cephelerden bir grup üst rütbeli karacı generalin muhalefetiyle karşı karşıya; bunlardan en dikkat çekenleri;

(1) Genelkurmay İkinci Başkanı General Yaşar Büyükanıt,
(2) Kara Kuvvetleri Komutanı General Aytaç Yalman ki genellikle bu görevdekiler daha sonra Genelkurmay Başkanı oluyor ama Yalman'ın emekli edilmesi bekleniyor;
(3) Birinci Ordu Komutanı General Çetin Doğan;
(4) İknci Ordu Komutanı General Fevzi Türkeri, ki XXX'e göre, uzun zamandır Amerikan-karşıtı, hakaretamiz haberler (mesela, ABD'nin PKK/KADEK'e malzeme desteği sağladığı yönündeki ithamlar) sızdırmak için milliyetçi sosyalist haftalık dergi Aydınlık'ı kullanıyor;
(5) Kudretli MGK'nın Genel Sekreteri ve Türkiye'nin Rusya ve iran'la daha güçlü bağlar kurmasının avukatlığını açıkça yapan General Tuncer Kılınç;
(6) Jandarma Genel Komutanı General şener Eruygur-kaynaklarımız, Jandarma'nın Türk Genelkurmayı tarfından rutin biçimde araştırmacı ve "polislik" amaçlar için kullanıldığını söylüyorlar.

Aynı zamanda muhtemel Genel Kurmay Başkanı olabileceği yönünde tüyo verilen J-3 (Genelkurmay Harekat Başkanı) Korgeneral Köksal Karabay'ın da grupla ilişkili olduğunu öğrendik. Özkök'ün en ateşli ve liberal destekçileri (J-5- Genelkurmay Genel Plan ve prensipler Başkanı- Korgeneral Reşat Turgut bunların tipik bir örneği) ise, milliyetçilere ve az Avrasyacılara kıyasla daha az micadeleci olma eğilimdeler.

25 Mart 2011 Cuma

Katliamın raporları Gölcük’ten çıktı


Zirve Yayınevi cinayetlerini AK Parti ve Gülen Cemaati’nin üzerine yıkmak için hazırlanan sahte istihbarat raporları Askeri Casusluk soruşturması kapsamında Gölcük’te de bulundu.

Bünyamin Demirkan

Ergenekon soruşturması kapsamında, ‘Zirve yayınevi katliamını azmettirdiği” iddiasıyla tutuklanan ve cinayetlerin işlendiği dönemde Malatya İl Jandarma Alay Komutanı Albay Mehmet Ülger’in “katliamın sorumluluğunu hükümete yıkmak için hazırlattığı” iddia edilen sahte istihbarat raporları Askeri Casusluk Soruşturması kapsamında Gölcük Donanma Komutanlığı’na yapılan baskında da ele geçirildi. Ülger ekibinin hayali misyoner grupları kurduğu ve onlara logolar hazırladığı iddia edildi.

Sahte ‘ses’ten sonra sahte raporlar

Zirve Yayınevi’ndeki katliamın ardından katliamın sorumlusu olarak AK Parti Hükümeti ve Gülen cemaatini göstermek için sahte ses kayıtları yaptıkları kaydedilen Ergenekon tutuklusu emekli Albay Mehmet Ülger, İstihbarat Binbaşı Haydar Yeşil ve İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat’ın, sahte istihbarat raporları hazırlayarak üst makamlara gönderdikleri ortaya çıktı. Olmayan Ortadoğu Kiliseler Birliği adına rapor tutukları belirlenen Ülger ve ekibinin, bu raporda olmayan kiliseler birliği için logo bile kullandıkları belirlendi.

AK Partililer için hayali akrabalar

Ülger ve ekibinin, misyonerlerle AK Parti arasında bağ kurabilmek için bazı hükümet ve parti yöneticileriyle misyoner olduğu iddia edilen sahte isimler arasında akrabalık bağı kurdukları ve bunları ıslak imzalı sahte raporlara geçirdikleri belirlendi. JİTEM adına 2008 yılında hazırlanan dezenformasyon amaçlı sahte raporlarda, bir hükümet üyesinin 100 bin adet misyonerlik CD’si hazırlattığına yönelik iddialara yer verildiği belirlendi.

Zula’daki raporda ıslak imza çıktı

Hükümet üyelerini hedef alan söz konusu sahte istihbarat raporun, dönemin Malatla İl Jandarma Alay Komutanı tarafından ‘gerçek jandarma raporu’ gibi ‘üst makamlara’ sunulduğu ortaya çıktı. Hazırlanan dezenformasyon amaçlı istihbarat raporların altında Mehmet Ülger’in İl Jandarma Komutanı olarak ıslak imzası bulunan bir kopyasının, Askeri Casusluk Soruşturması kapsamında Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada da bulunduğu öğrenildi.

Sahte bİrlİĞe sahte logo

KatlİamI, AK Parti iktidarırın üzerine yıkmak için hazırlanan dezenformasyon amaçlı sahte istihbarat raporlarında “Kürdistan Kiliseler Birliği ile Ortadoğu Kiliseler Birliği’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurulması için çalışmalar yaptığı”, “PKK, AK Parti ve Gülen cemaatiyle birlikte hareket ettikleri”ne yönelik iddialara yer verildi. Aslında hiç olmadığı, asimetrik plan için oluşturulduğu belirtilen bu iki misyoner birliği için, Ülger ve ekibinin sahte logolar bile hazırladığı iddia edildi.

SAVCI ÖZ, ALBAY ÜLGER’E SORDU

Altında imzası olan raporu yalanladı

ESKİ Malatya İl Jandarma Alay Komutanı Mehmet Ülger’e, Savcı Zekeriya Öz tarafından Gölcük’teki zuladan çıkan bulunan sahte raporların sorulduğu öğrenildi. Sorgu sırasında, Ülger’e önce Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramada oda zeminine gizlenmiş vaziyette bulunan dijitallerde, 11 nolu CD/export/(1)M_KOC_OZEL/CÇG-BELGELER sıralı klasöründe bulunan CIMG2459 ve CIMG2460 isimli ‘Misyonerlik faliyetleri’ konulu Mahmet Ülger tarafından imzalanmış ‘Faks mesaj formu’ başlıklı rapor bulunduğu belirtildi. Savcı Zekeriya Öz, emekli Albay Ülger’e “D.U isimli şahsın ifadelerinde geçen misyonerlerin dini gruplar ve AK Parti’yle ilişkisi olduğu yönünde hazırlattığınız sahte belgeler olduğu beyanıyla örtüşen ıslak imzalı belgenin olduğu görülmüştür. Belge ne amaçla hazırlanmıştı? Bu belgelerin hazırlanmasında kullanılan kaynaklar nelerdir. Açıklayınız” sorusunu yöneltti. Ülger’in ıslak imzalı belgeyi kabul etmeyerek “Bu belgeleri ben hazırlamadım. Gölcük Donanma Komutanlığı’na da faks çekmedim. Ben böyle bir rapor hazırlamadım, bir yere fakslamadım” dediği görüldü.

ÜLGER’İN EVİNDEN ÇIKAN MEKTUP

‘Boğazını kestiğin insanlar gibi öl...’

Emeklİ Albay Mehmet Ülger’in Ankara’daki evinde yapılan aramalarda, Malatya’da görev yapan bir askeri personel tarafından yazıldığı anlaşılan mektup bulundu. Zirve katliamının Ülger ve ekibi tarafından organize edildiğinin bölgedeki askeri personel tarafından bilindiğini savunulan mektupta; çıkarları için bir çok asker gibi kendisinin de ‘cemaatçi’ diye fişlemekle suçlandığını belirten şahıs, “Sen bu boğazlarını keserek öldürttüğün insanlar gibi bağıra bağıra son nefesini verirsin mutlaka” diyor. Mektup “Herhalde senin burada boğazlarını kestirdiğin kişiler ve iftira atığın personelin dışında hiçbir anın yoktur...” diye devam ediyor.

Yukardan ‘korkutun’ talimatını veren kişi kim?

Ergenekon soruşturmasında bulunan yeni belge ve tanık ifadeleriyle, yayınevi katliamına ilişkin soruşturmada “Katliamın emrini kim verdi’ noktasına ulaşıldığı öğrenildi. Katliam öncesi Malatya İl Jandarma Alay Komutanlığı’nda ‘bir ay içinde sansasyonel eylem olacak’ şeklinde brifing verdiği iddia edilen emekli Albay Mehmet Ülger’in “Misyonerlik faaliyetlerinin önlenmesi ve misyonerlere bir gözdağı vermek için Zirve Yayınevi ile ilgili Necati Aydın, Thilman Geske, Uğur Yüksel’e yönelik bir korkutma yapılacağını, bunun da yukarıdan gelen bir talimat olduğunu” söylediği iddia edildi. Gizli tanık D.U. da verdiği ifadede, tutuklu şüpheli Ruhi Abat’ın katliam sonrası “Şerefsizlere vur dedik öldürmüşler” dediğini söylemişti.

Zirve katliamı öncesi ve sonrasında Malatya İl Jandarma’da 6 çalıştay ve sahte istihbarat raporu toplantısı yapıldığı, bu toplantıların üçüncüsünde Mehmet Ülger’in katliama uğrayan üç isme yönelik “yukardan gelen emirle” korkutma planından bahsettiği iddia edildi. Ülger’in, il jandarma çalışan istihbarat personeline Türkiye’deki misyonerlik faaliyetlerinin önlenmesi ve bir gözdağı vermek için Zirve Yayınevi ile ilgili Aydın, Geske ve Yüksel’e yönelik bir korkutma yapılacağını, bunun da yukarıdan gelen bir talimat olduğunu, belirtilen şahıslara yönelik yapılacak korkutma faaliyetleri ile ilgili alt yapı çalışmalarının devam ettiğini, yine hazırlanan projenin taslağı ile ilgili olarak üst makamlara da brifing vereceğini söylediği iddia edildi. Sorgusu sırasında, ‘Bu emri kim verdi’ sorusu yöneltilen Ülger’in, böyle bir brifing verilmediğini savunduğu öğrenildi.

Ancak katliam ile ilgili gönderilen bir ihbarın mektubu ve gizli tanık D.U’nun verdiği belgelerde, brifingin ayrıntılarıyla belirlendiği öğrenildi. Brifingin içerisinde genel olarak Malatya ile ilgili bilgiler ve Jandarma kuvvetlerinin faaliyetlerinin anlatıldığı, 239 slayttan oluştuğu, brifingin 66-75. slaytları arasında misyonerlik faaliyetlerinin anlatıldığı görüldü. Sunumda, Zirve cinayetinde öldürülen kişilerin fotoğrafların da yer aldığı öğrenildi. Gizli tanık D.U’nun verdiği belgelerin ardından, emekli Albay Ülger’e “Brifingin kim yada kimler tarafından ne amaçla hazırlandığının sorulduğu” öğrenildi. Bu soru üzerine Ülger’in “Jandarma Genel Komutanlığı Denetleme Başkanlığına denetleme ile ilgili brifing vermişimdir, bunun dışında herhangi bir brifing vermem söz konusu değildir” cevabını verdiği öğrenildi.

MİLLETE İHANET PLANLARI



İnternet sitelerine düşen yeni bir ses kaydında, Korgeneral Yaşar Cihansız olduğu ileri sürülen kişi 28 Şubat süreciyle ilgili şok itiraflarda bulunuyor. Ses kaydında “TÜSİAD’ın başındaki o... karı, benim ağzımla konuşacaksın, AKP’nin ağzıyla değil. Ne istiyorsan sana vereceğim lan... 28 Şubat’ta böyle konuşturmadık mı?” deniliyor.


FURKAN ALTINOK / ANKARA
Skandal ses kaydında özetle şu ifadeler yer alıyor:


“28 şubat 1997’yi yaşamış, orda proje subaylığı yapmış bir adam olarak bunları söylüyorum. İstihbarat başkanlığı yapmış olarak söylüyorum.”


“İlker Başbuğ’a söyledim, TSK’ya bugüne kadar sorulmadan hiçbir iş yapılmıyordu. Şimdi kimse sormuyor. Dönüp bakmıyor, üstüne üstelik siz de dönüp bakmıyorsunuz kimseye... Hilmi Özkök yüzünden artık TSK’ya sormadan iş yapıyorlar. Eskiden TSK bir şey söylediği zaman, YÖK’ü, yargısı, TÜSİAD’ı yanında bulurdu...”

GAZETELER KAPIMIZDA DOLAŞIYORDU

“Eskiden gazeteler bilmem ne kapımızda dolaşıyordu.

Gazeteciler kapımızda. Kapımızda dolaşıyordu. Bir tane bize haber verin, biz de yazalım diye. Tamam mı? Biz o günlerden geliyoruz. Şimdi var ya bir tane kapının dışında adam yok.”


KONUŞALIM Kİ AKP İRKİLSİN

“AKP ile belli mecrada konuşup, fikrimizi anlatalım ki adam irkilsin biraz. Adam biraz irkilsin, vay bu adamın kafasında böyle bir şey var mesela irkilmesinde yaa bak, bunlar da birazcık doğru şeyler söylüyor, diye etkilensin yani.”

KRİTİK YERLERDE ADAMLARIMIZ VAR

“Her şeye rağmen bu ülkede, bu devletin ciddi kurumlarında hâlâ ve hâlâ bizim inandığımız değerlere inanan, birinci adam olmasa bile ikinci, üçüncü, beşinci, onuncu pozisyonda istediğimiz zaman bize elini verecek, istediğimiz zaman bize bazıları bazı bilgileri aktaracak insanların var olduğuna ben canı gönülden inanıyorum. Yeter ki bu sistem çalıştırılsın.”

DOĞAN’A KREDİYSE KREDİ VERİR, MUSLUKLARI AÇARIZ

“Gel lan buraya Arzuhan Doğan Yalçındağ mı ne b..’san. Karı o.... Sen ne istiyorsun kardeşim. Mevcut düzende ekonominin bilmem şey bozulmamasını, kredi musluklarının kapanmamasını. Tamam lann. Gerekiyorsa bu yani. Ben de sana sağlayacağım. Ama benim tarafımla, benim ağzımla konuş. Benim ağzımla konuş yaa. Onun ağzıyla konuşma. İlerde bir şey olursa ben de sana söz veriyorum bu imkanları tanıyacağım.”

DOLMABAHÇE’DE NE KONUŞULDU

“Ya ben bir de topluma inanmıyorum ya, ben kendi silahlı kuvvetlerimle ilgileniyorum. Bak herkes soruyor, Dolmabahçe’de ne konuşuldu, diyor. Genelkurmay Başkanına. E komutanım niçin söylemiyor ya? Ben bunu konuştum diye. Sıradan bir adam değilsin ki. Sıradan bir adam olsan gittim sohbet ettim diyebilirim yani. Birisi başbakan, birisi devletin Genelkurmay Başkanı. Ne konuştunuz kardeşim yaa? Bu toplum bu camia bunu bilmek zorunda değil mi yani? Belki de hiçbir şey konuşmadılar, Fenerbahçe maçını anlattılar birbirine mesela. Ama şimdi insanlar ne diyor biliyor musun? Orda ne konuşmuşlarsa işte onun için diyor, Genelkurmay Başkanı konuşmuyor. Onun için şöyle yapıyor. Onun için bunların bu davranışlarına göz yumuyor. Onun için bilmem ne. Peki bunu söyletmeye hakkın var mı? Bir kurumu töhmet altında tutarak ve başkalarına da kötü örnek olarak, yarın onun yerine gelen ne yapacak? Ne yapacak o komutan?”

14 Mart 2011 Pazartesi

1. Ordu'da 'Altın' fişlemesi


15 Mart 2011 Salı, 01:34
Çetin Doğan’ın 1. Ordu Komutanlığı döneminde eşi Nilgül Doğan’ın altın günü için karargahın seferber edilmesine tepki yağdı.


BUGÜN’ün ‘Paşaların Altın Günü’ manşetiyle duyurduğu skandala tepki yağdı. Emekli askerler, “altın günü” altında başörtülü subay eşlerinin fişlendiğini söylerken, hukukçular ise askeri imkanların şahsi işler için kullanılmasının suç olduğunu ve 2 yıla kadar hapis cezasının öngörüldüğünü vurguladı.

Balyoz sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın 1. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde eşi Nilgün Doğan'ın altın günü organizasyonu için Karargah İçi Mütalaa Kağıdı (KİMK) ve Mesaj Formu'nu kullanması ve askeri araç tahsis edilmesi sert şekilde eleştirildi. Askeri hukukçu ve emekli askerler, TSK yazışma sistemi ve askeri araçların subay eşlerinin altın günü için kullanılmasını 'askeri malzemeyi şahsi menfaat için kullanmak' olarak nitelendirdi. Hukukçular, Askeri Ceza Kanunu'na göre bu suçun cezasının 2 yıla kadar hapis cezası olduğunu vurguladı. Bazı emekli askerler ise davetiye gönderilen subay eşlerinin başörtülü olarak giremediği altın günü adı altındaki bu toplantıların fişleme amaçlı olduğunu söyledi.


İşte o görüşler:

FİŞLEME FAALİYETİYDİ

* Emekli Binbaşı Şahin Akdoğan: Bu tarz toplantıların amacı subay eşlerini de kontrol altına almak kendi istedikleri gibi hizaya sokma amacı vardır. Komutanlar bazı subay eşlerine 'temsil yeteneği var' diye takdir belgeleri de gönderdi. Bu sistem hukuka uygun değildir. Özel yaşamla ilgili bir organizasyonda askeri yazışma sisteminin kullanılması TSK İç Hizmet Kanunu'na uygun değildir. Burada menfaat işi de var. Yarışan komutan eşlerine altın verildi ve bu altınlar her zaman başka amaçlar için kullanıldı. Ayrıca davetiye gönderilirdi ama kapıya diktikleri askerler vasıtasıyla bu toplantılara başörtülü kadınlar gidemezdi. Ondan sonra Batı Çalışma Grubu'na kadar belgeler gider. YAŞ kararlarında dosyalar hazırlanır ve o başörtülülerin eşleri ordudan atılırdı.

GÖREVİ SUİİSTİMALDİR

* Emekli İstihkam Albay Durmuş Türemen: Bunun etik olmadığı açık. Silahlı kuvvetlere devlet tarafından verilen araçlar sadece hizmette kullanılabilir. TSK'nın günlük hizmetleri dışında gün, çay ve gezi için kullanılması görevi suiistimaldir. Kullanan kişiler bedelini ödemek zorundadır. Kağıtları da araçları da kullanamazlar. Hizmete Özel damgalı kağıtlar, gizliliği olmayan açıkta bulunabilecek belgeler demektir. Mesaj formu ise bir birlikten diğerine veya üst makamlara mesaj çekilirken kullanılan kağıtlardır. Demek ki diğer birliklerdekine duyurmak için mesaj formalarını kullanmışlar. Mütalaa kağıdını da herhalde müsvedde kağıt bulamadıkları için kullanmışlar. Karargah içi mütalaa kağıtları da kısımlar veya şubeler arasında ve komutana arz sırasında yazılan mütalaalar için kullanılır. Yoksa böylesine bir hizmet için kullanılamaz. Devletin araçlarını kendi şahsi menfaati içi kullanma ve görevi suiistimal suçudur.
ETİK DEĞİL VE SUÇTUR

* Emekli Binbaşı İbrahim Töre: Askeri Ceza Kanunu'na göre bunların hepsi suçtur. İlgili talimatlar, yönerge ve yönetmeliklerde en ince ayrıntısına kadar belirtilmiştir. Ama maalesef TSK'da olaylar hep rütbesiz erin başına patlar. Rütbe büyüdükçe olaylar kaybedilir böyle bir yanlış uygulama maalesef var. Prensip emirlerinde bunlar belirlidir ve büyük suçtur. İnsanlar yasalar içersinde tabi ki her türlü sosyal faaliyeti gerçekleştirebilir. Ancak askeriyenin yani devletin imkanlarını kullanarak şahsi işlerini yapmaları etik değil aynı zamanda da suçtur.

TSK MALZEMESİ KULLANILAMAZ

* Emekli Hakim Albay Yusuf Çağlayan: Normalde askeri hizmete ilişkin bir olay değil. Askeri hizmetle ilgili malzemeler hizmet dışı kullanılamaz. Ancak TSK personelinin sosyal faaliyetleri diye bu çerçevede değerlendiriyorlar. Askeri personel ailelerinin kaynaşması gibi amaçlarla yapıyorlar. Ancak Mehmetçik Vakfı veya şehit aileleri yararına bir kermes için kullanılırsa bu tarz askeri imkanları kullanması olabilir. Ama şahsi işler ve organizasyonlar için doğru ve yasal değil. Bu askeri eşyayı özel menfaat için kullanmaktır ve Askeri Ceza Kanun'da suçtur. Askeri Ceza Kanunu'nun 130. maddesi gereği askeri eşya hiçbir şekilde hususi menfaatte kullanılmaz. Altın gününü yapanlar sivil ama bu belgeleri kullandırtanlar askerdir.

EMİR KOMUTAYLA ALTIN GÜNÜ OLMAZ

* Emekli Binbaşı Kemal Şahin: Askeri iletişim sistemleri üzerinden altın günü için mesaj formu ve karargah içi mütalaa kağıtlarının düzenlenmesi hukuk dışıdır. Yetki aşımıdır. Sosyal faaliyetler elbette her kurumda yapılabilir. Ama bunu eşler kendi aralarında organize ederler. Böyle bir askeriyenin yazışma unsurunu sanki resmi bir işmiş gibi yapmaları kabul edilmez. Bu yetki ve vazife dışı bir uygulama olmuş. Biz de görevdeyken bazı kendini bilmez komutanların eşleri düğün ve sünnet törenlerinde aileleri mecbur edip bu tür şeylere tevessül edenler oluyordu zaman zaman. Böyle durumlar nedeniyle jandarmada soruşturma geçiren komutanlar olduğunu biliyorum. Genel Sekreter veya Kurmay Başkanı'nın katiyen böyle bir yetkileri yok. Böyle bir şeyin emir komuta zinciri içerisinde yapılamaz. Balyoz darbe planı hukuk dışı ve anayasal suçtur. Balyozun bütün hazırlıklarını bunlar askerliğin imkanlarını kullanarak yapmadılar mı? Bu altın günü darbeden daha iyi. Görevleri dışında uğraştıkları en zararsız faaliyet belki budur alkışlayalım onları. Askeri araçları da bu tarz işler için tahsis edilemez bu da hukuk dışıdır.

CEZASI 2 YIL HAPİS

Askeri Ceza Kanunu'nun 130. maddesi şöyle:

“Askeri eşyayı kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip eden, özürsüz kaybeden veya harap olmasına sebebiyet veren veya özel menfaati için kullanan asker kişiler, eşyanın değeri, önemi, meydana gelen hasarın miktarı ve fiilin işleniş şekline göre üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılırlar. Suç konusu eşya; silah, mühimmat, savaş aracı veya gereci ise ceza artırılır. Kaybedilen, kasten terk veya kısmen yahut tamamen tahrip edilen veya harap olmasına sebebiyet verilen eşyanın ödettirilmesine de ayrıca hükmolunur."

HABER: Serbest ÖZDEN / İSTANBUL

6 Mart 2011 Pazar

Odatv'deki şok belge


AK Parti karşıtı öğrenci eylemlerinin Odatv'nin de içinde bulunduğu Ergenekon odakları tarafından organize edildiği ortaya çıktı. Odatv'de ele geçirilen “Gençlik Hareketleri” konulu belgede, “Yalçın Hoca ile görüşüldü. Gençlik hareketleri ile ilgili denenmiş alternatifler konusundaki hazırlıklar anlatıldı. Hoca önerilerini anlattı kısaca not aldık. Projeyi hazırlayanlara iletilmesini istiyor” deniliyor.


GENÇLİK HAREKETLERİ PROJESİ
Belgede, öğrenci olaylarından “proje” olarak bahsediliyor. Odatv aramasında ele geçirilen belgede ODATV ekibinin Yalçın Küçük ile görüştüğü, Küçük'ün verdiği talimatları projeyi hazırlayanlara iletilmek üzere nota dönüştürdüğü görülüyor. Belge'de öğrenci olaylarından proje olarak bahsedilmesi, ODATV yazarlarını hukuki olarak zor durumda bırakacak nitelikte. Belgenin girişinde, denenmiş alternatifler ve hazırlıkların Yalçın Hoca'ya sunulduğu belirtiliyor.

Yalçın Küçük, basına sızan video kaydında öğrenci olaylarının küçümsenmemesi gerektiğini, yumurtalı protestoların Hükümet'i düşüreceğini anlatmıştı. Küçük, video görüntülerinde yumurtalı protestoları 1960 darbesine zemin hazırlayan öğrenci olaylarına benzetiyor. Küçük, bu kayıtlarda Türk Silahlı Kuvvetleri için “kendi ideolojik eksenimize çekmeye çalışıyoruz” diyordu. Belgedeki öneriler, Yalçın Küçük'ün video kaydındaki görüşleri ile birebir örtüşüyor.

2 AY SONRAYA DENK GELİYOR
Belge üzerindeki tarih, savcılar için çok büyük önem arz ediyor, çünkü Burhan Kuzu'ya yapılan yumurtalı saldırı, Tayyip Erdoğan'ın Dolmabahçe'de protesto edilmesi, ODTÜ ve Hacettepe Üniversitelerindeki protesto yürüyüşleri belgenin hazırlandığı tarihten 2 ay sonrasına denk geliyor.

SİVİL GÖRÜNÜM ŞART
Belgede sivil görünümün şart olduğu ve kesinlikle açık vermemek gerektiği belirtiliyor. Belgedeki “sivil” vurgusu akıllara öğrenci olaylarının arkasında askeri bir elin olup olmadığı sorusunu getiriyor. Öğrenci olaylarının planlandığı doküman içerisinde projeyi hazırlayanlara iletilmek üzere birçok not yer alıyor. Notlarda aynen şu ifadeler yer alıyor:

¥ Sivil görünüm şart. Kesinlikle açık verilmemeli.

¥ Kitleyi yönlendirecek çocuklar iyi belirlenmeli.

¥ Dernekler öncülük edebilir ama en önde bizzat üniversiteliler olmalı.

¥ Devrim şehitlerinin fotoğrafları kullanılmasın.

¥ İlk planda kalabalığa gerek yok.

¥ İlk dalga çok önemli. Fitil ateşlensin yeter.

¥ Tüm ülkeye yayılırsa anlam kazanır.

¥ İlk gösteriler ideolojik bir olaya dönüştürülmemeli. Bir hak arayışı olarak verilmeli.

¥ En önemli vurgu öğrencilerin maddi imkansızlıklarına yapılmalı.

Odatv'de ele geçirilen belgelerde ayrıca şu ifadeler yer alıyor:

ÇETİN DOĞAN'IN ODATV'YE EMEĞİ BÜYÜKMÜŞ!

¥ “Soner beyden gelen Silivri'yi ne ölçüde takip ediyoruz, isteklerine cevap verebiliyor muyuz?”

¥ “Ergenekon savcıları ve polisler hakkında gelen her haberi değerlendirelim.”

¥ “Ergenekon hakim ve savcılarının iftar yemeği gibi sağlam bilgiler gelmiyor.”

¥ “Av. Vural'ın gönderdikleri değerli, NTV ile irtibata devam.”

¥ “Pınar ve Dani Rodrik ile güçlü iletişim. Çetin Paşa'nın Odatv'ye emeği büyük, sınırsız destek.”

¥ “Çiçek Genkur bana sahip çıkmıyor, konuşacam diyormuş, Doğan Abi üzerinden iletildi, kızı ile görüş.”

¥ “Yalçın hocanın Haberal ile irtibatı teknik sebeplerle aksıyor, çözüm? Avukat üzerinden görüş. Tlf mail yok.”

¥ “Yandaş medyanın önemli önemsiz her konuyu ergenekona bağlaması dalgaya alınsın, kara mizah yapılacak.”

¥ “Oray'la AKP ve cemaat hakkında yazacağı yazılar hakkında görüş. İstenilen kıvama gelse de yine de dikkat.”

ADD, CHP, TGB VE YARSAV'A ROLLER BİÇİLMİŞ
Doküman içeriğinde ADD, CHP, TGB ve YARSAV'ın öğrenci olaylarındaki rollerine ilişkin de notlar düşülmüş. “Gençlik hareketleri - Öğrenci olayları” projelerinin sahiplerine iletilmek üzere hazırlanan notta, ADD'nin genel bir talimat vermemesi doğru bulunuyor ancak ADD'nin en güvenilir öğrencileri sokakları organize etmek üzere kullanması gerektiği vurgulanıyor.

CHP'YE SİTEM
Belge içeriğinde CHP'nin Halkevlerini harekete geçirmekte atıl kaldığı için eleştiriliyor. CHP'nin Halkevlerinden Ergenekon zihniyetine yakın olanlarını harekete geçirmekte geciktiği kaydediliyor.

TGB OLAYLARA KATILMASIN, ERGENEKON ALGISI OLUŞMASIN
Belge içeriğinde TGB'nin olaylara katılmaması gerektiği, katılması takdirinde olayları Ergenekon'un organize ettiğine dair algı oluşacağı vurgulanıyor. Belge içeriğinde öğrenci olaylarını Ergenekon'un organize ettiğine dair algının oluşturulmaması için uzun uzun tartışıldığı, bu konuya özellikle dikkat edilmesi gerektiği belirtiliyor.

YARSAV EN BÜYÜK PROJE
Odatv'de ele geçirilen belgede proje kapsamında YARSAV'dan da bahsediliyor. Belge içeriğinde “YARSAV gibi büyük proje yok” gibi ibareler yer alıyor. Belge içerisinde YARSAV ile birlikte çalışmaya devam edilmesi gerektiği yazıyor.

AK PARTİ'Yİ BİTİRME PLANI: “teRTEmiz”
Odatv'de ele geçirilen bir diğer belge de “teRTEmiz” isimli doküman oldu. Doküman'ın başlığında Başbakan Erdoğan'ın isimlerinin baş harfleri büyük harflerle yazılmış. teRTEmiz isimli dokümanın içeriği AK Parti'yi ve Erdoğan'ı karalama talimatlarıyla dolu.

PSİKOLOJİK HAREKAT ÜSSÜ GİBİ ÇALIŞIYOR
Odatv'den çıkan belgeler arasında yer alan 2 sayfalık bir PDF'de, Ergenekon ve ilişkili dava süreçlerinde kamuoyunun davalar aleyhine yönlendirilmesi ve Ergenekon sanıklarına destek sağlaması için bilinçlendirilme ve yönlendirme amaçlı ilginç tavsiyeler yer alıyor. Ergenekon davaları aleyhine, kamuoyuna bir psikolojik harekat uygulandığının delili olarak değerlendirilen bu belgede son derece çarpıcı ifadeler yer alıyor.

“DAVALARLA MÜCADELE, KURTULUŞ SAVAŞIYLA AYNI”
Ergenekon davasının propaganda üssü olarak gösterilen Odatv'nin, davayı yürüten adli makamlara olan yaklaşımının “kurtuluş savaşı”, “düşman unsurlara karşı olan tavırla aynı tavrı sergileme”, “bu bir var olma – yok olma meselesi” ve “Kuva-i Milliye ruhu oluşturma” gibi kavramlar olması, dava sürecinin götürülmek istendiği nokta konusunda net ifadeler olarak değerlendiriliyor.

“ASILSIZ GİBİ GÖSTERİLMELİ”
Ergenekon davalarında en başından bu yana çok etkin rol alan ve sanıkları temize çıkarmak ve davaların içini boş göstermek için yoğun çalışma yapan bazı medya organlarının, bu davranışlarının sebebi de bu belgede gizli. Belgedeki bir paragrafa göre, “Kitle iletişim araçları kullanılarak, davalar asılsız gibi gösterilmeli, herkes imkan ve kabiliyetine göre her ortamda toplum yönlendirilmeli ve bilinçlendirilmeli.” Belgeden televizyonlardaki tartışma programlarının da yönlendirme için önem verilen alanlardan olduğu anlaşılıyor. “Programlara katılanların hukukçu akademisyen kimliği ön plana çıkarılmalı” bölümü, yönlendirmenin önemli bir parçası olarak görüldüğü anlaşılıyor.

HABERLERİN BAŞLIKLARI ELE VERİYOR
Ergenekon soruşturması kapsamında Odatv'de ele geçirilen belgelerde Yalçın Küçük'ün ETÖ hedef ve amaçları doğrultusunda PKK hakkında haberler yapılmasında önemli rol oynadığı belirtiliyor. Odatv'nin Ergenekon bağlantılı soruşturmalardaki bu yargılama sürecini etkileme ve soruşturmaların itibarsızlaştırılması yönündeki haberleri, sitede yayınlanan haberlerin başlıklarına da yansımış durumda.

YANDAŞ MEDYAYI KARA MİZAH KONUSU YAPALIM!
Belgede basın hakkında “Yandaş medyanın önemli önemsiz her konuyu Ergenekon'a bağlaması dalgaya alınsın, kara mizah yapılacak” ifadeleri ile Ergenekon soruşturmasının başlamasından itibaren karşı basının izlediği temel bir yöntem olan, delillerin karartılması ve soruşturmaların altının boşaltılması amacıyla diğer basın organlarındaki haberlerin kara mizah konusu haline getirilmesinin plan dahilinde yapıldığı anlaşılıyor.

FURKAN ALTINOK / USAME KARAKIŞ / AKİT

28 Şubat 2011 Pazartesi

Mehmet Ağar'dan tarihi itiraf


28 Şubat'ın yıldönümünde Türkiye özeleştiri yapmaya devam ediyor. Özeleştiri yapanlardan biri de Mehmet Ağar... Ağar'ın özeleştiri tarihi bir itirafı da içeriyor...


28 Şubat'ın yıldönümünde Türkiye özeleştiri yapmaya devam ediyor. Özeleştiri yapanlardan biri de Mehmet Ağar...

Ağar'ın özeleştiri tarihi bir itirafı da içeriyor...

50 kişilik Aczmendilere bakılarak kıyametin koparıldığını, irtica kavgalarının görülmeyen bir mücadelenin örtüsü olduğunu söyleyen Mehmet Ağar 28 Şubat'a dair önemli bir itirafta bulundu.

28 Şubat darbesinde direnen kişinin Erbakan olduğuna vurgu yapan Ağar, "Erbakan'ın partisinden bir tane bile fire olmadı. Direnemeyen malesef bizim partimiz oldu. Orada dik durayaman bizim partimiz oldu" itirafında bulundu.
TIKLA-İZLE

Gelinen noktada Türkiye'nin artık yeni 28 Şubat'lar yaşamayacağını ifade eden Ağar, demokrasi dışı müdahalelerin tümü ile reddedildiği bir Türkiye'de yaşandığını belirtti.

Emrah İriç - Moralhaber.net

Binbaşı'dan ŞOK itiraf!


Yakın tarihe postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat'ın toplumda ve insanlarda meydana getirdiği tahribatın boyutu her geçen gün daha iyi anlaşılıyor.


28 Şubat sürecinde Batı Çalışma Grubu (BÇG)'nun bir toplantısına katılan İstihbarat Binbaşı Kemal Şahin, orada konuşulanlardan ürperdiğini söyledi. Sürecin önemli aktörlerinden Orgeneral Çetin Doğan başkanlığındaki toplantıya katılan komutanların halkın hemen tümünü resmen düşman gördüklerine tanık olduğunu anlatan Şahin, "Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'ndaki işgal tabloları gözümün önüne geldi. Bir an Türkiye'yi işgale uğrayan Vietnam ile gibi özdeşleştirdim. Kendi kendime 'Bulunduğum salon ve karargah nerenin karargahı acaba? Bir işgal ordusunun toplantısında mıyım?' diye düşünmeye başladım." dedi.

Şahin, bazı subay ve astsubayın başörtüsü nedeniyle eşlerini otomobillerinin bagajında götürüp getirdiğini de söyledi. 28 Şubat sürecinin üzerinden tam 14 yıl geçti. Ancak bu sürecin siyasî, askerî ve sosyal ve ekonomik alanlarda meydana getirdiği tahribat hala hafızalardaki yerini koruyor. Bu dönemde en büyük tahribat ise TSK personeline yönelik oldu. Kendilerine engel olarak görülen birçok subay ve astsubay çeşitli bahanelerle ordudan atıldı. Bu dönemde atılanlardan biri de İstihbarat Kurmay Binbaşı Kemal Şahin. YAŞ kararı ile TSK'dan uzaklaştırılan Şahin'in yaşadıkları ve şahit oldukları bu sürecin korkunçluğunu gözler önüne seriyor.

Büyük hayallerle girdiği ancak eşi başörtülü olduğu gerekçesiyle 28 Şubat sürecinden ordu ile ilişiği kesilen Şahin, yaşadıklarını anlattı. Şahin, 1980 yılında Harp Okulu'na girdi. 1989 yılında bir teğmen olarak TSK'ya intisap etti. Kemal Şahin, bir taraftan da Harp Akademisi sınavlarına hazırlandı. 2 yıl süren gayretin ardından 70 kişi ile birlikte kurmaylık sınavını kazandı. Ancak bu sevinci uzun sürmedi. Şahin, yaşadıklarını şöyle anlattı: "Ancak bu sevincim birkaç saat sürdü. Çünkü eşim başörtülüydü ve haliyle okumayacağım söylendi. Ortada yıllarca verilen bir emek vardı. Çok zor bir sınavdı, bir taraftan tebrikler geliyor ama biz üzüntüden şoke olmuş durumdayız. Çünkü bu sınav meslek hayatımın ve heyecanımın doruk noktasıydı. Eşim gelmek istemedi. Bu arada stres ve üzüntüden mide kanaması geçirdim. Doktor bana 'miden sağlam ancak sanki jilet kesiği var' dedi." şeklinde konuştu.

"EŞLERİNİ ARABA BAGAJINDA GÖTÜRÜP GETİRDİLER"
Ancak Şahin için asıl ıstırap dolu günler bundan sonra başlamış. Şahin, "Eşimi her gün sabah arka ve ön koltukların arasına saklayarak her gün nizamiyeden çıkarıp, akşam da dolmuş durağından alıp eve getiriyordum. Hatta bazen unutuyordum eşim saatlerce orada soğuk ve karın altında beklemek zorunda kalıyordu." şeklinde konuştu. Şahin, eşleri başörtülü bazı subay ve astsubayların ise çok 'korkunç' yöntemlere başvurmak zorunda kaldığını anlattı. Kimi subayların "Bazıları eşlerini arabanın arka koltuklarına yatırıp üzerine battaniye atarak eşya süsü vererek buradan getirip götürmüş. Bunu da fark edince bu kez de, bagaja kilitleyerek, lojmana giriş çıkışları da gece saatlerine denk getirmiş. Adeta bir tecrit ve hapishane hayatı yaşadık." diye konuştu.

"İŞGAL ORDUSU MU?"
Şahin'in 28 Şubat sürecinde şahit oldukları ise Türkiye'nin nasıl dönemden geçtiğini gözler önüne seriyor, Şahin, "BÇG'nin toplantısına katıldım. O toplantıda başkan o dönemde korgeneral olan Çetin Doğan idi. Bütün kuvvet komutanlarının temsilcileri ile toplantı yapıyordu. O toplantıda konuşulanlardan o kadar ürperdim ki bir ara masanın altına doğru kayarak neredeyse masanın altına gireceğimi fark ettim. O konuşulanların dehşetinden ikinci kez kaydığımı hissettim."

Şahin, toplantıdaki konuşmalara şahit olduktan sonra ürperdiğini ve dehşete kapıldığını söyledi. Kendisini işgal ordusunda görev yapan, Türkiye'yi ise işgale uğramış bir ülke olarak gördüğünü aktaran Şahin, şunları anlattı: "Özel okullardan tutun, kuran kurslarına, cemaatlerden İHL'lere, RP-Yol hükümetinden, milliyetçi ve muhafazakarlardan, dindar insanların 'nasıl tehlike teşkil ettiğine!' şahit oldum. Halkın tek tek fişlendiğini fark ettim. Bu manzara karşısında ürperdim. 'Bulunduğum salon ve karargah nerenin karargahı acaba?' diye şaşırdım. 'Bir işgal ordusunun toplantısında mıyım?' diye düşünmeye başladım. Oradaki manzarayı kelimelerle anlatmakta aciz kalıyorum.

Toplum resmen düşman ve bunlara karşı bir savaş açılmıştı. Yani halkı yok etmeye endeksli bir bakış açısı gördüm. Kurtuluş savaşındaki işgal tabloları gözün önüne geldi. İşgal yaşamadım ama geçmişten romanlardan filmlerde gördüğümüz bin manzara vardı. Vietnam gibi özdeş tuttum. Milli ve manevi değerleri gelenek ve göreneklerinin düşman olarak görüldüğü ve üstelik bu mücadelenin koçbaşlığını yapan bir teşkilatta çalıştığımı düşününce ürperdim. O psikolojik ortamda iki defa masanın altına girecek kadar sandalyeden kaydığımı fark ettim."

"EŞYALARIN RENGİ BİLE İRTİCA GEREKÇESİ OLMUŞ"
Şahin, evlerinin BBG evine çevrildiğini söyledi. Evlerinin subay eşleri tarafından çeşitli bahanelerle ziyaret edilerek raporlar tutulduğunu, evlerindeki eşyaların renginin bile irtica sebebi sayıldığını anlatan Şahin, "Evlerimize gelerek tutanak tuttular, eşlerini evlerimize yolladılar. Evimizdeki eşyaların renginden süs eşyalarına kadar. 'Hat sanatı, resim, biblo var mı evinde, bunlar yoksa irticacıdır.' Kendilerine göre 'dindar' diye yaftaladıklarını attılar. İkna odaları kuruldu. Yazılı ve sözlü ikazlarla sürekli baskılar yaptılar..." dedi.

Şahin, bazı subay ve astsubayların, eşlerinin fotomontaj yöntemi ile çarşaflı kadınlarla bir araya getirerek delil üretildiğini kaydederek "Mesela bize geçmiş olsun ziyaretine gelmişler ama eşimin kıyafetlerini tespit için gelmişler. Eşinin başörtülü olduğu görülmüştür. Fotoğraflarımızı çektiler. Çarşaflı insanlarla subay ve astsubay eşlerini fotomontaj ile bir araya getirdiler. Ve bunu YAŞ'a komutanların ve siyasilerin önüne koyarak, 'işte bakın biz bu nedenlerle atıyoruz' diye ikna ettiler. Evlerimiz karşıdan gözetlendi. Balkona çıkınca ya da evin içi için başka yöntemlere başvurdular." diye konuştu.

"TSK'DA KADROLAŞMA OLDU"
Emekli Kurmay İstihbarat Binbaşı Şahin, 28 Şubat'ın asıl amacının bir darbe olduğunu bunun için de kendilerine engel olarak gördükleri insanları ordudan tasfiye ile başladıklarını söyledi. "Meğer düpedüz bir darbe hazırlığı yapılmış." diyen Şahin, "Bir darbe hazırlığı yaptıklarına şahit olduk ama bu darbenin ilk ayağında TSK'da kadrolaşma ile başladılar. Kendilerine engel olarak gördüklerini ise tasfiye ettiler. Emekliliğe zorlandılar, ayrılmayanları ise YAŞ kararları ile attırdılar. TSK'da ilk kadrolaşma bu dönemde oldu. Mesela benimle ilgili hiçbir belge yok. Kulağımızdan tutup attılar." dedi.

CİHAN

23 Şubat 2011 Çarşamba

Bunlar, hani sivil toplum örgütüydü?


Kendilerini dernek ve sivil toplum örgütü olarak tanıtan Kuvayı Milliye Derneği ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGB) gerçek yüzlerini deşifre ediyoruz. Kuvayı Milliye Derneği'nin kimlik kartında, “Özel Kuvvetler”, VKGB'nin kimlik kartında ise, “Özel İstihbarat Daire Başkanlığı” ibareleri yer alıyor. Kuvayı Milliye Derneği'nin üyelerine verdiği kimlik kartlarında; “Bulunması halinde Genel Merkeze, en yakın polis karakolu veya Jandarma Komutanına teslim ediniz” ibaresinin yer alması dikkat çekiyor.


Gazetemiz, Ergenekon Terör Örgütü tarafından kullandığı iddia edilen Kuvayı Milliye Derneği ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGB) kimlik kartlarını yayınlıyor. Kuvayı Milliye Derneği'nin kimlik kartında, “Özel Kuvvetler”, VKGB'nin kimlik kartında “Özel İstihbarat Daire Başkanlığı” ibareleri yer alıyor.

KUVVACILARIN KİMLİK KARTINDA, “ÖZEL KUVVETLER” İFADESİ
Kuvayı Milliye Derneği'nin genel başkanlığını Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan ve 1071 gündür Silivri Cezaevi'nde bulunan emekli Albay Mehmet Fikri Karadağ yapıyor. Kuvayı Milliye Derneği tarafından hazırlanan kimlik kartlarında “Özel Kuvvetler” ibaresi yer alıyor. Kimlik kartında, dernekte görev yapan şahısların görevleri yazılırken, derneğin Teşkilat Başkanı'nın H. Kerim Bayraktaroğlu olduğu bilgisine yer veriliyor. Kimlik kartında, “Bulunması halinde Genel Merkeze, en yakın polis karakolu veya Jandarma Komutanına teslim ediniz” ibaresinin yer alması dikkat çekiyor.

“ÖZEL İSTİHBARAT DAİRE BAŞKANLIĞI”
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGB) genel başkanlığını Ergenekon soruşturması kapsamında sanık olarak yargılanan Taner Ünal yapıyor. VKGB'nin üye kayıt formunda, “Özel İstihbarat Daire Başkanlığı” ifadesi yer alıyor.

ÖLMEZ, KUVAYI MİLLİYE DERNEĞİ VE VKGB'DE GÖREV YAPMIŞ
Ergenekon Terör Örgütü soruşturmasında gözaltına alınan ve 22 ay Silivri Cezaevi'nde kalan Erol Ölmez, Kuvayı Milliye Derneği ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nde görev yapmış. Kuvayı Milliye Derneği'nin çaycısı olduğu iddia edilen Erol Ölmez, Kuvayı Milliye Derneği'nde Teşkilat Başkan Yardımcısı olduğu ve derneğin Özel Kuvvetler Bölümü'nde çalıştığı belgelendi. Erol Ölmez, VKGB'de Özel İstihbarat Daire Başkanlığı İstanbul Daire Başkanı olarak görev yapmış. Erol Ölmez, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgusunda, Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki çapraz sorgusunda ve açıklamalarında derneğin çaycısı olmadığını ısrarla açıklamıştı. Erol Ölmez, Fatih Çarşamba'daki İsmailağa cemaatine sızmaya çalışan ekibin arasında yer aldığı gerekçesiyle tutuklanmıştı.

SİLAHLI EĞİTİM DÜZCE VE KUMBURGAZ'DA YAPILMIŞ
Erol Ölmez, gazetemize yaptığı açıklamada, Düzce ile İstanbul Kumburgaz'daki askerî alanda silahlı eğitim aldıkları açıklamıştı.

ÇAKIR: ERGENEKONCULAR DÜZCE'DE EĞİTİLDİ
Ergenekon Terör Örgütü'ne yönelik araştırma ve kitaplarıyla tanınan gazeteci yazar Zihni Çakır, Ergenekon sanıklarının Düzce'de eğitim gördüğünü söyledi. Çakır, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği'nin, Düzce'de kurduğu eğitim kampında en az bin kişinin eğitildiğini, söz konusu kişilerin emekli binbaşı Zekeriya Öztürk tarafından eğitildiğini iddia etti. Çakır, eğitimden geçirilen insanların bir emirle ortaya çıkıp sansasyonel eylemler yapabilecek kapasitede olduklarını söyledi. Çakır, eğitilen milislerin Türkiye'nin en seçkin birliği olan Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda görevli bordo bereliler kadar profesyonel olduğunu açıkladı.

SİLAHLANIYORLARDI
Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Genel Başkan Yardımcısı Zeki Balaban'ın polisin telefon dinlemesine de takılan konuşmalarında Türkiye'ye üç TIR silah soktuğunu itiraf etmesine dikkat çeken Çakır, Balaban'ın, Türkiye'ye soktuğu silahların büyük bir kısmı ile Ergenekon Terör Örgütü'nün Düzce'de oluşturulan kamplarda eğittiği milisleri silahlandırdığını söyledi. Çakır, Düzce'de eğitim kampının oluşturulduğu yıllarda Veli Küçük'ün İzmit Jandarma Alay Komutanı olduğunu belirterek, “Tüm bu gelişmeler bir tesadüfün ötesindedir” dedi.

Kuvayı Milliye Derneği ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin Erol Ölmez'e verdiği kimlik kartları, Ergenekon tarafından kullanılan sivil toplum örgütlerini deşifre ediyor.

Kuvayı Milliye Derneği'nin kimlik kartında, “Özel Kuvvetler” ibaresi yer alıyor.VKGB'nin kimlik kartında ise “Özel İstihbarat Daire Başkanlığı” ibareleri yer alıyor.

KENAN KIRAN / AKİT

22 Şubat 2011 Salı

Müthiş itiraflar - ŞOK SES KAYDI

dailymotion.com'da yeni bir ses kaydı yayına konuldu. Bu ses kaydı Gölcük Donanma Komutanlığı'nda el konulan belgelerle ilgili. Kayıttaki kişilerin Dz. Astsb. Bçvs. Erdinç Yıldız ile Ertunç Yıldız olduğu iddia ediliyor.


Ses kayıtlarının dökümleri şöyle: 

BÖLÜM 1 


MALZEMELERİ BİLİYORUZ ZATEN YILLARDAN BERİ KALAN ŞEYLER, ALTTA OLDUĞUNU ZATEN HERKES BİLİYOR 
Erdinç Yıldız : Dün işte Emniyet müdürlüğüne gittik şu çıkan şeylere ne deniyor ona açılıyor ya şeyler işte onun için gittik.
Tahmin edebiliyorsundur sende azçok, adamlara yıllardan beri şey yaptık kimsenin şeyinde olmadı.
Ertunç Yıldız : Biliyorum abi orda zaten hep konuşuyorduk bazı şeyleri, döndü dolaştı patladı işte. Senlik bir durum yok demi
Erdinç : Ya abi benlik bir durum yok o malzemeleri biliyoruz zaten yıllardan beri kalan şeyler, altta olduğunu zaten herkes
biliyo, bilmiyom diyende yok
Ertunç : Şeydemi bu istihbarat kısmında

YA BU KADAR GERİZEKALILIK OLUR MU? 
Erdinç : He istihbarat kısmında bildiğimiz yerde işte o zeminde. Ya bu kadar gerizekalılık olurmu ya. Güler misin ağlar mısın ya komedi tam
Ertunç : Abi bilmiyomki ya ben zaten olayı duydum direk zaten kafada çizdim ulan dedim ya ne gerizekalı böyle bişey olamaz dedim ya
Erdinç : Ya böyle bişey olamaz dedin dimi bizde öyle diyoz ama adamlara dedik bunlar ne olacak çözümünü bulun diyoruz 
adamlarda kimsenin umrunda değil şey değil, lay lay lom
Erdinç : Ya o şeydi 2008 yılıydı demi abi sen hatırlıyormusun yılını, o şeyler kaldırıldı bir sürü şey çıktı alttan
Ertunç : Tabi canım ne biliyim yılını hatırlamıyomda, sen ifade muhabbetine mi gittiniz oraya siz
Erdinç : Yok ya işte çıkan malzemeleri açmaya, şimdi orda kapattılar ya, orda kapatınca şey olmasın yani açılırken sanki bişeyler koydu falan denmesin diye
Ertunç : Şey binbaşı nerde şimdi Kemalettin
Erdinç : Kemalettin binbaşım evinde
Ertunç : Ha şey yok ben oraya geldiler de ne biliyim aldılar götürdüler diye zannettim düşündüm yani
Erdinç : Ha yok yok abi bilmiyom tabi daha sonra ne olacak işlemlerde
Erdinç : Şimdi orda şimdi savcı diyoki bu diyo kurumun malı mı diyo, ben kurumun malıysa bak ben el koymicam diyo 
herkes böyle bakıyo, ses çıkaran yok

KİMSE BİLMİYOR MU KURUMUN MALI OLUP OLMADIĞINI
Ertunç : Kimse bilmiyomu kurumun malı olup olmadığını
Erdinç : Bilmeyen varmı sence yani
Ertunç : Kemalettin ne diyo
Erdinç : Kemalettin yoktu zaten o anda da, Cem işte böyle bakıyo salak salak halbuki Cem'le daha yeni konuşuldu yani,
müdüre gitmiş ya bunları ne yapacaksanız yapın burda durmasın bunlar falan demiş, müdür biliyo orda olduğunu. Ya Cem bana söyledi ama ben ne yapayım şimdi bunları falan diyo. O akşam böyle bakıyo sanki herşeyi ilk defa görmüş gibi o nasıl olur falan diyo salak salak böyle hareketler yapıyo. Uzaydan gelmiş gibi sanki hiçbişeyden haberi yokmuş gibi. Böyle garip garip şeyler yani anlicağın. Ya kurumun malı dense, üzerinde yazıyo istihbarat IKK şubeye aittir diye kimsenin sesi çıkmıyo. Kurumun malı mı diyo herkes böyle bakıyo.

ASIL BOMBA ŞİMDİ PATLAYACAK ABİ 
Ertunç : Emniyete mi gitti onların hepsi
Erdinç : Onların hepsi şeye gitmiş abi askeri savcıya
Ertunç : Eee asıl bomba şimdi patlayacak abi
Erdinç : Tabi abi asıl bomba şimdi patlıyacak, onlar çıkınca ne varsa ne yoksa içlerinde. Yani az çok tahmin edebiliyoz içlerinde ne olduğunu
Ertunç : Ya tabii ki tahmin edebiliyoruz abi. Ya sakalımız yok Erdinç sakal sakal o yüzden sözümüzü kimse dinlemedi yani.
Bi sen biliyosun ordaki o mevzuları bi ben biliyorum yani mevzuları ulan orya koy burya koy ne yapcaksın 
Erdinç : Ya ne yapacaksanız yapın halledin yani 

GİZLİ BÖLME MÖLME FALAN HERKES BİLİYO DONANMA'DA 
Ertunç : Hayır bide internette okudum direk savcıya mail gitmiş
Erdinç : Ha mail gitmiş savcıya 
Ertunç : Ya internette öyle okudum, oranın gizli bölmeleri falan var. Gizli bölme mölme falan herkes biliyo donanmada heryerde var ondan dedim ya. Yapacak bişey yok yani
Erdinç : Yapacak bişey yok yani şuan için


BÖLUM 2


CEM BİNBAŞI BİLİYORDU
Ertunç : Yapacak bişey yok yani
Erdinç : Yapacak bişey yok yani şuan için
Ertunç : Yani bi sıkıntı olursa herkesin bildiği gibi bizimde katkımız olursa bildiğimiz şeyleri söyleriz yani problem değil
Erdinç : Ya şöyle ben şöyle dedim bugün adli müşavir çağırdı dedi biliyomuydun dedi burda şey olduğunu dedim ben biliyodum dedim ondan sonra dedim Cem binbaşı biliyodu dedim. Eski görev yapan personelde biliyodu dedim yani sizin tek tek isminizi söylemedim de eski görev yapan personelde orda çıkanları biliyodu dedim orda bişey konduğunu dedim. Ondan sonra bir ara bizim odada durdu çuvallarla durdu açıkta dedim. Ondan sonra tekrar geri gitti oraya dedim. 
Ertunç : Onu oraya verdikten sonra tekrar geri mi öbür tarafa gitti onlar gitmişti bir ara
Erdinç : Oraya verdikten sonra mı
Ertunç : Evet ben çıkardım verdim ya size
Erdinç : Evet sen çıkardın verdin sonra tekrar onlar oraya geri gitmiş. Ondan sonra Cem binbaşı tekrar çağırdı beni ya dedi bunlar dedi alın burdan ne yapacaksanız yapın falan dedi. Dedim bana ne söylüyon dedim ya benim mi onlar dedim bana ne söylüyosunuz dedim ben, ondan sonra Kemalettine diyor ki ya o zaman koyalım şöyle bi yerde dursun diyo bana. 
Ertunç : Ya ne gerizekalı adam ya 
Erdinç : Müdüre söyledim diyo müdür şey yapmadı bana ne diyo o da müdür ilgilenmiyorsa ben mi ilgilenicem dedi. 

KEMALETTİN MÜDÜR İLGİLENMEDİ DEDİ 
Ertunç : Müdür niye ilgilenicek müdürün ne alakası var ya 
Erdinç : Müdürün bi alakası yok ama e azından şube müdürü abi yani olay ne var senin şubenle ilgili bişey var dimi çağır bakalım adamı sor de kardeşim bunlar de neyin nesi de yani sor ne biliyim o da uzaylı gibi baktı yani 
Ertunç : Ha müdür ilgilenmiyo diyen kemal değil Cem'mi
Erdinç : Kemal kemal müdür ilgilenmedi dedi
Ertunç : İyide sen ilgilenmezsen müdür niye ilgilensin yani dangalak
Erdinç : Hah yani onu bilen sensin yani neyin ne olduğunu bilen sensin sen kullanmışın malzemeleri yıllardan beri 
Ertunç : Adam gidip anlatacak söyliceksinki ona göre ne yapacaksa yapacak bi çaresine bakacak yani.

BUNLAR ZAMANINDA KULLANILMIŞ KİŞİLERMİŞ 
Erdinç : Ben normalde şey yaptım yani ifademi bugün verdim adli müşavire dedim ben 2007 yılının dedim ağustos ayında katıldım dedim. Katıldığımdan dedim bir ay içerisinde böyle bir adam geliyodu dedim odaya dedim. Bana Kemalettin binbaşı müsade edermisin diyodu dedim. Ben çıkıyodum kim olduğunu da bilmiyodum dedim adamın. Sordum dedim işte Mustafa yüzbaşıya dedim o dedi dedim ya bunlar işte zamanında kullanılmış falan dedi dedim. O adamlar son zamanları artık bunlar şutlandı. 
Ertunç : Şey askeri savcımı yürütüyo bu mevzuyu
Erdinç : Ya idari soruşturma yapıyo adli müşavir soruşturma yapıyoda, yani dedim herhalde onlar kullandı şeyi dedim onların malzemeleri herhalde dedim
Ertunç : Neyse ya boşver ben dedim ya canım sıkıldı baya üzüldüm ulan dedim adama yazık oldu adam oralarda emniyet memniyet falan diyince benim aklıma şey geldi beşiktaş adliyesi bilmemne falan diye oralardasınız zannettim yani

BİZİM KURUMU BİLİYOSUN 
Erdinç : Ya belki oralara gideriz abi ifade vermeye bilmiyozki şimdi yani
Ertunç : Ya bitek ifade verilmeye gidilsin yani sorun olmazda
Erdinç : Askeri savcılıkta olsa olay biliyosun yani bi tane kurban ararlar genelde o şey olur zaten hep yukardakiler ben görmedim duymadım der hemen satıverir seni , bizim kurumu biliyosun 
Ertunç : Tabi canım, yani o olayın kime geleceği dönüp dolaşıp kime kitlemeye çalışacakları belli zaten askeri savcılıkta.

HABERVAKTİM.COM

20 Şubat 2011 Pazar

Kaymakam'a 'Temizöz' Tehdidi


Diyarbakır'da görülen faili meçhul davasına tanık olarak çağrılan dönemin Cizre Kaymakamı Osman Bulgurlu'nun, isimsiz bir mektupla tehdit edildiği ortaya çıktı.


Şu anda Antalya vali yardımcısı olan Bulgurlu'ya gönderilen üç sayfalık mektupta, davanın tutuklu sanıklarından emekli Albay Cemal Temizöz'ü övmesi isteniyor. Davanın son duruşmasında o dönemdeki olaylar hakkında herhangi bir bilgisi olmadığını söyleyen Bulgurlu'nun 'bu tehdit' mektubundan dolayı konuşmadığı anlaşıldı.

Dönemin Cizre Kaymakamı Osman Bulgurlu'nun neden konuşmadığı, duruşma sonunda Mahkeme Başkanı Menderes Yılmaz'ın dosyaya eklenen belgeleri okumasıyla ortaya çıktı. Yılmaz, tanık Bulgurlu'nun kendisine gönderilen 3 sayfalık isimsiz mektubu mahkemeye ibraz ettiğini ve bu yüzden konuşmadığını söylediğini dile getirdi. Mektupta Bulgurlu'nun mahkemeye çıkması halinde Temizöz'den övgüyle bahsetmesi, emir-komuta zinciri içinde çalıştığını söylemesi ve Temizöz'ün yasal olmayan herhangi bir işe karışmadığını vurgulaması isteniyor. Mektupta, duruşmada sivil araçlar (beyaz Toros) ve itirafçıların sorulması halinde, "İlçe jandarma komutanlığının sivil aracının olmadığını, itirafçıların jandarmada kullanıldığını duymadığını, görmediğini, Yavuz, Selim Hoca ve Cabbar'ı tanımadığını (Temizöz'ün rütbelilerden kurduğu ekibin kullandığı kod isimler)' söylemesi isteniyor. Tehdit mektubunun kimler tarafından yazıldığı henüz belirlenemedi. Ancak, mektupta yer alan bilgiler ile Temizöz ve avukatlarının duruşmada Bulgurlu'ya yönelttiği soruların benzerlik göstermesi dikkat çekti.

Dönemin Cizre kaymakamı olan Antalya Vali Yardımcısı Osman Bulgurlu'ya kargoyla gönderilen imzasız mektup, 29 maddeden oluşuyor. Mektupta, "Bilgiler Cemal Albay ile yapılan görüşmeler esnasında kendisinin belirtmiş olduğu hususlardan oluşmaktadır." ibaresi yer alıyor. Mektup özetle şöyle:

"Sayın Valim, bilginize başvurulacağını düşünerek 1993-94 yıllarında Cizre'de görev yaptığınız esnada, Cizre'nin genel durumunu anlatan bazı hususları unutmuş olabileceğinizden tarafınıza iletilmesinin uygun olacağını değerlendirdik.

Cizre'ye geldiği dönemdeki (ilk gelişi) karşılaştığı tablo/genel durumdan bahsedilmesi.

PKK ve silahlı milislerin Cizre'yi nasıl kıskaca alarak haftanın birkaç günü ilçe genelinde saldırı yaptığı.

Yolların, köprülerin, geçitlerin nasıl mayın ve patlayıcı madde tehdidinin altında olduğunu.

İlçe genelinde yapılan her saldırıda bir yerlerin hedef alındığını.

Bir saldırıda hükümet konağının hedef alındığını, Cemal Yüzbaşı'nın hükümet konağına intikal ederek nasıl yangını söndürdüğünü.

Cizre genelinde yapılan saldırıların birinci hedeflerinden birinin de kendisi olduğunu, Kaymakamlık konutuna çok yoğun ateşler ile saldırı yapıldığını, konutun içinde yere yatmış bir vaziyette karanlıkta Cemal Yüzbaşı'yı aradığını, Cemal Yüzbaşı'nın kendisini nasıl kurtardığını.

Cizre'nin PKK'nın halk mahkemelerini kurup insanları yargıladığı bir yer olduğunu.

Cemal Yüzbaşı'nın, göreve başladığı andan itibaren çok aktif mücadele edeceğini, örgütün üstüne gideceğini, saldırıyı beklemeyeceğini söyleyerek Cizre genelinin emir-komutasına talip olduğunu.

Cemal Yüzbaşı'nın, yaptığı çalışmalarla bazı aşiretleri de kazanarak isteyeni gönüllü ve geçici köy korucusu yaptığını.

Korucuların sayısı arttıkça onları da bir düzene koyup her gün, gece-gündüz ilçenin güvenliği için görevlendirdiğini.

Kendisinin de bazı vatandaşlardan elde ettiği istihbarî bilgileri Cemal Yüzbaşı'ya ilettiğini.

Cemal Yüzbaşı'nın talebi üzerine yoksul vatandaşlar için sık sık un ve kuru gıdayı ilçe jandarma komutanlığına gönderdiğini, Cemal Yüzbaşı'nın da bu malzemeleri dağıttığını.

SORULURSA, 'CİZRE'NİN FATİHİ CEMAL YÜZBAŞI'DIR' DİYECEKSİN

Sorulursa İlçe Jandarma Komutanlığı'nın sivil aracının olmadığını bildiğini.

İtirafçıların jandarmada kullanıldığını duymadığını, görmediğini.

Nevruz'dan önce de 1993 sonu veya 1994 başı olabilir, PKK'yı tel'in mitinginde de yine Cemal Yüzbaşı'dan büyük destek gördüğünü.

Bugün, devletin minnet borcu olması gereken kişilerin yargılandığını gördüğünde çok üzüldüğünü, bir kaymakam olarak bunun bir komplo olduğuna inandığını, o dönem eğer Cizre'nin adım adım huzura kavuşturulmasına bir isim konulacaksa en uygununun 'Cizre'nin Fatihi Cemal Yüzbaşı'dır' demek olduğunu düşündüğünü.

(Eğer görev dönemine denk geliyorsa) Ağustos 1994'te de PKK'yı tel'in mitingi yapıldığı, pankartlı, büyük Türk bayrağı altında yürüyüş, konuşmalar gibi.

(Sorulursa) Yavuz, Selim Hoca, Cabbar vs. gibi kişileri tanımadığını.

Çok yoğunluklu mayınlama yapıldığını, Cemal Yüzbaşı'nın bu mayınlardan dolayı toprak yollu karakollara ulaşması ve kontrol etmesi mümkün olmadığından, temin ettiği atlarla araziden gece gündüz karakollara gittiğini bildiğini...

Zaman

14 Şubat 2011 Pazartesi

CUNTACILAR BİR BİR KODESE TIKILIYOR!

Çetin Doğan tutuklandı-resimleri Çetin Doğan tutuklandı-resimleri Çetin Doğan tutuklandı-resimleri Çetin Doğan tutuklandı-resimleri
Çetin Doğan tutuklandı - Foto
Balyoz davasında hakkında yakalama kararı çıkarılan emekli Orgeneral "Çetin Doğan" tutuklandı

14.02.2011,13:29:33


Balyoz davası kapsamında hakkında çıkarılan yakalama kararının ardından Beşiktaş'takiİstanbulAdliyesi'ne gelenemekliOrgeneralÇetin Doğantutuklandı.

Eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğansağlıkkontrolünden geçirildi.

Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne sabah saatlerinde gelen Doğan'ın da aralarında bulunduğu 6 kişi tutuklandı. Doğan ile diğer emekli ve muvazzaf askerler, tutuklama kararının ardından cezaevine gönderilmeden önce adli tabiplikte sağlık kontrolünden geçirildi.

Çetin Doğan Metris Cezaevi'nde

Balyoz darbe planı davasının bir numaralı sanığı eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan Metris Cezaevi'ne getirildi.

Tutuklama kararı Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'nde yüzüne okunan Çetin Doğan, Metris Cezaevi'ne getirildi. Doğan'ın cezaevine getirilişi sırasında sıkı güvenlik önlemi alındı.

CİHAN

13 Şubat 2011 Pazar

İŞLERİ GÜÇLERİ SAHTEKARLIK

A Planı: Hastalık, B Planı: Vekillik

Milli iradeye cephe alarak darbe planlamakla suçlanan sanıklar, cezaevine girmemek için değişik yollara başvuruyor. İlk olarak ‘hastalık' planına sarılan ve çeşitli GATAkullilerle hukuku alaya alan cuntacıların, bir diğer planı ise, yaklaşan genel seçimlerde milletvekili olarak millete hesap vermekten kurtulmak... Balyoz sanıkları, GATA yoluna girerken, Ergenekon sanıkları ise milletvekili olma peşinde koşuyor..

“Ergenekon Terör Örgütü” davası kapsamında tutuklu bulunan Prof.Dr. Mehmet Haberal'ın İstanbul Üniversitesi (İÜ) Kardiyoloji Enstitüsü'nden Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne nakledilirken kameralara yansıyan görüntüleri, Haberal hakkında rapor hazırlayan doktorları zor duruma düşürecek. Hareket ettirilmesinin tıbben uygun olmadığını iddia edilen Prof. Dr. Haberal, kimsenin desteği olmadan ambulansa bindi...

5 DOKTORA SORUŞTURMA AÇILACAK
Prof.Dr. Haberal'ın 7 kilometre uzaklıktaki Adli Tıp Kurumu'na sevkini verdikleri raporlarla 2 defa engelleyen ve Haberal'ın hareket ettirilmesinin tıbben uygun olmadığını iddia eden Prof.Dr. Nazmi Gültekin, Prof.Dr. Zerrin Yiğit, Doç.Dr. Barış Ökçün ve Doç.Dr. Alev Arat Özkan ve Rıza Aydın'ın, “Ergenekon Terör Örgütü'ne yardım ve yataklık” suçunu işlediği iddiasıyla ifadelerinin alınacağı, Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Üniversitesi'nin de 5 doktor hakkında soruşturma açacağı öğrenildi.

23 KASIM 2010: ÖLÜMCÜL RİSK TAŞIYOR
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Kasım 2010 tarihinde görülen duruşmada, Prof.Dr. Haberal'ın nihai sağlık durumuyla ilgili rapor aldırılması için Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesini kararlaştırarak, bu sanık hakkındaki tüm sağlık raporlarının da bu kuruma gönderilmesine karar vermişti.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Kardiyoloji Enstitüsü, Prof.Dr. Mehmet Haberal'ın Adli Tıp Kurumu'na sevkine uygun görüş vermemişti. Prof.Dr. Nazmi Gültekin, Prof.Dr. Zerrin Yiğit, Doç.Dr. Barış Ökçün ve Doç.Dr. Alev Arat Özkan imzalı 23 Kasım 2010 tarihli yazıda, Prof.Dr. Haberal'ın ölümcül risk taşıdığı ve Adli Tıp Kurumu'na sevkinin tıbben doğru olamayacağı iddia edilmişti. Raporda; Adli Tıp Kurulu üyelerinin hastanelerine gelip, Prof.Dr. Haberal'ın muayenesini hasta yatağı başında yapmaları yönünde görüş bildirilmişti. Bunun üzerine Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İÜ Kardiyoloji Enstitüsü'nün Prof.Dr. Mehmet Haberal'la ilgili raporunu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne göndermişti.

20 ARALIK 2010: “HAREKET ETTİRİLMESİ TIBBEN UYGUN DEĞİL”
Mahkeme, Prof.Dr. Haberal'ın sağlık durumuyla ilgili rapor aldırılması için Adli Tıp Kurumu'na sevkinin yapılmasına ikinci defa karar vermişti. Prof.Dr. Nazmi Gültekin ve Rıza Aydın tarafından hazırlanan 20 Aralık 2010 tarihli raporda; Prof.Dr. Haberal'ın “potansiyel ölüm riski taşıdığı, hareket ettirilmesinin tıbben uygun olmadığı” iddia edildi.

26 OCAK 2011: HAYATİ RİSK TAŞIMIYOR
Adli Tıp Kurumu'ndan bir heyet, 26 Ocak 2011 tarihinde İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Enstitüsü'ne giderek Haberal'ı burada muayene etmişti.

Prof.Dr. Haberal'in sağlık durumuyla ilgili Adli Tıp Kurumu'ndan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen muayene sonucu yazısında, “Hastanın klinik muayene ve tetkik sonuçlarına göre, verilerin hasta için öngörülen hayati risk ile tam olarak bağdaşmadığı izlenimi elde edildiği” belirtildi. Raporda Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkan Vekili Operatör Doktor M. O. Aktürk, uzman doktor Yüksel Aydın Yazıcı ve Dr. O. Karakaya'nın imzaları yer alıyor.

Saygun ve Durusoy GATA'ya yattı bile
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nce tutuklanmasına karar verilen Balyoz sanığı emekli orgeneral Ergin Saygun'un önceki gece saat 20.00'de GATA Kardiyoloji Servisi'ne gelerek yatma talebinde bulunduğu, dün saat 12.00'de de GATA'ya yatışının yapıldığı öğrenildi. Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın dün saat 14.00'te hastaneye gelerek Saygun'u ziyaret ettiği öne sürüldü. Diğer yandan hakkında yakalama kararı çıkartılan Balyoz sanığı emekli Tümgeneral Recep Rıfkı Durusoy'un da önceki gece 23.00'te GATA Kardiyoloji Servisi'ne gelerek yatma talebinde bulunduğu, dün saat 12.30'da ise Durusoy'un yatışının gerçekleştirildiği öğrenildi. Öte yandan, davanın bir numaralı sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan'ın tutuklanma kararını beklediği ve bu sebeple bir hafta önce kol çıkması şikayetiyle rapor alarak duruşmalara katılmadığı iddia edildi.

KENAN KIRAN / AKİT

29 Ocak 2011 Cumartesi

Milli sırları ele geçirme tuzağı - Video


Askeri Casusluk soruşturması'na 'yanlışlıkla' eklendiği iddia edilen albayın evinden şok eden belgeler çıktı.

29.01.2011,21:27:07


Adı İbrahim Sezer. Emekli Albay olduğu söyleniyor. Ancak o, devletin ona verdiği rütbeyi, casusluk, fuhuş ve şantaj için kullanmakla suçlanıyor. Bu vahim iddialardan tutuklandı.

Şüpheli albay, Askeri Casusluk soruşturmasının kilit isimlerinden. Ancak birileri, şüpheli albayın, soruşturmaya "yanlışlıkla" eklendiği iddiası üzerinden, çarpıtma yapıyor. Oysa tutuklu şüpheli hakkındaki iddialar çok vahim. Evinden devletin güvenliğine ait hayati belgelerin çıktığı iddia ediliyor. Dahası, sadece milli sırlar değildi evinde ele geçirilenler. İddiaya göre "şantaj arşivi" de çıkmıştı. Tutuklu Albay İbrahim Sezer'in evinde ve bağlantılı adreslerde yapılan aramalarda, 200 subaya ait gizli çekilmiş uygunsuz görüntüler ve şantaj belgelerinin bulunduğu da iddia edildi.

Ele geçirildiği öne sürülen o arşivde,Deniz KuvvetleriKomutanlığı'nda görevli Astsubay'dan Tümamiral'e kadar 200 askerin şantaj görüntüleri var. Mağdur olduğu tespit edilen subayların, müşteki olarak ifadesi alındı, ifade tuttanaklarının bir nüshası daGenelkurmayBaşkanlığı'na gönderildi. Soruşturma kapsamında ele geçirildiği öne sürülen görüntü kayıtları ve belgeler, Milli sırlarımızı fuhuş tuzağı ile ele geçirmekle suçlanan çetenin faaliyetlerini net bir şekilde ortaya koyuyor.





SAMANYOLU HABER TV

28 Ocak 2011 Cuma

İHANET BELGELERİ

Bilirkişi raporunda şok bilgi - Video

Gölcük Donanma Komutanlığı'ndan çıkan, korkunç darbe girişimi Balyoz belgeleriyle ilgili önemli bir bilgi ortaya çıktı.

28.01.2011,21:28:01


Balyoz belgeleri yer darlığı sebebiyle mi yoksa çember daraldığı için mi Donanma'daki zulaya kaldırıldı? Bu çok önemli soruyu akıllara getiren önemli bilgi ortaya çıktı.

Belgeler Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü'deki zuladan böyle çıkmıştı.

Askeri bilirkişinin, o 9 çuval belgeyle ilgili raporunda çok önemli bir nokta var. Bilirkişi raporunda ele geçirilen harddisklerin, 28 Temmuz 2009'dan sonra döşeme altındaki zulaya konduğu ifade ediliyor. Peki neden Temmuz 2009? Neden öncesi ya da sonrası değil?



İddiaya göre bu soruların cevabı, Ergenekon'un en önemli davalarından biri olan "Amirallere Suikast" soruşturmasında. Amirallere suikast iddiasıyla, Balyoz belgelerinin ele geçtiği Askeri Casusluk Soruşturması arasında derin bağlantılar olduğu öne sürülüyor. Teğmenler Sinan Efe Noyan ve Faruk Akın'da ele geçen notta açıkça halef ve selefDeniz KuvvetleriKomutanları Metin Ataç ile Eşref Uğur Yiğit'e suikast yapılacağı yazıyordu. Belgede aynı anda hem Balyoz hem deErgenekonsanıklarının adı geçiyordu. Fizibiliteyi yapacak denen Tayfun Duman Balyoz'un 121 nolu sanığı. Detay ve tarih konusunda talimat beklenen Levent Bektaş ise Ergenekon kapsamında Poyrazköy Davası'nda tutuklu olarak yargılanıyor.

Ve en önemli nokta. Askeri bilirkişi raporundaki o ayrındı. Yani balyoz belgelerini barındıran harddisklerin 28 Temmuz'da yer döşemesinin altında saklandığı bilgisi.

"Amirallere Suikast Soruşturması"nda en önemli tarihlerden biri 24 Temmuz 2009. O gün suikast iddiasıyla tutuklanan subay sayısı 5'e çıktı. 2 subay hakkında da arama kararı alındı. Amirallere suikast şüphelilerinin Ergenekon bağı tespit edilmesinden sadece 4 gün sonra 28 Temmuz'da Balyoz belgeleri Gölcük'te döşeminin altına saklandığı ortaya çıktı. Şimdi herkes, "böyle bir tesadüf olabilir mi?" sorusunun cevabını arıyor.

SAMANYOLU HABER TV

27 Ocak 2011 Perşembe

Ergenekon davasında sürpriz tanık - Video


Birinci Ergenekon Davası'nın 172. duruşmasına, Danıştay saldırısı tanığının ifadeleri damgasını vurdu.

Tanık olarak dinlenen kişi, tetikçi Alparslan Arslan'ı, saldırıdan bir gün önce,Danıştaybinasının yakınında 2 kişiyle birlikte gördüğünü söyleyen Aysel Sağlam'dı. Daha önce Ankara'da, emniyet ve mahkemede de benzer ifadeler vermişti tanık. Bu sözleri üzerine hakim, bazı tanık ve sanıkların fotoğraflarını Sağlam'a gösterdi. "Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan'ın yanında gördüğün kişiler bunlar mıydı" diye sordu.
Tanık Aysel Sağlam, fotoğraftaki kişileri tanımadığını söyledi. Hakim, sanıklara bakmasını istedi. Tanık Sağlam, sanıkların bulunduğu bölümün etrafında dolaşmaya başladı.


Tanıkla yüzyüze gelen tetikçi Arslan, gülmeye başladı. Jandarma, tanığın sanık Arslan'a daha fazla yaklaşmasına izin vermedi. Aysel Sağlam, "bana onun baskısı ile işkence yapıyorlar" dedi, Ağladı.

Hakim, ''Saldırıdan bir gün önce gördüğün kişilerden biri bu muydu?'' diye sordu.

Arslan'ı teşhis eden tanık, diğer bir sanık İsmail Yıldız ile ilgili çok dikkat çeken iddialarda bulundu.

Sağlam, 2 Aralık 2010 tarihindeki duruşmada konuşan sanık İsmail Yıldız'ın, kendisine şifreli mesajlar göndererek tehdit ettiğini öne sürdü. Sağlam, bu konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgiyi mahkemeye gizli olarak vereceğini söyledi.

SAMANYOLU HABER TV

İsrail Hayranı Albayın Ses Kaydı


Bir jandarma kurmay albaya ait olduğu iddia edilen şok ses kaydında dehşet ifadeler var: İsrail başbakanı kibar adam, İsrail'in Filistin'e iyi yapıyor, bende olsam aynısını yapardım.


“Türk Silahlı Kuvvetleri“ mensubu bir Jandarma Kurmay Albay Türk Milleti'nin seçmiş olduğu Başbakan'a "lan" diye hitap ediyor, eleştirip yeriyor. İsrail Başbakan'nı "kibar adam" olarak niteleyip, İsrail politikasını ise göklere çıkarıyor. Jandarma Kurmay Albay İzzet CURAL. Kendisi Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Başkanlığında Daire Başkanlığı görevi yürütüyor.

Başbakan'ını neden yeriyor bilinmez. Kendi siyasi görüşü hükümetle uyuşmadığından mı? Yahudi kökenli olduğundan mı? Hükümete küfredip PAŞA olurum düşüncesi taşımasından mı? Yoksa bazı Komutanlarının İsrail zaafından faydalanmak için mi? Bilinmez.

İŞTE KONUŞMANIN TAM METNİ

- Arkadaşım kimse bak. İdeolojik bak. Bir çizgiye girmiş adam o işi bırakmaz tamam mı?

- Yani sen işte iyi koministlerden geriye şey olduğunu gördün mü? Zor yani. Yani öyle militan

- Adam neyse odur yani

- Adam bak dün akşam başbakan gidiyor şeyde efendime söyleyeyim Hamasın sözcülüğüne şey yapıyor savunuyor.

- İşte adama diyor ki sen adam öldürüyorsun bilmem ne yapıyorsun şöyle yapıyorsun böyle yapıyorsun efendime söyleyeyim kızıyor bağrıyor……………….

- Kişiselleştiriyor işi

- Sen devletin………… orda kişisel bir tepki koyamazsın orada.

- Sonra Haması Araplar bile şey yapmıyor sevmiyor Filistin'de bile sevilmiyor yani taraftarı var, karşısında olanlar var. Bize Ne Lan!, Hamas'tan Hamas'ı biz niye seveceğiz yani ne şeyimiz var yani.

- Orada Arap Birliğinin Genel Sekreteri var o niye kalkıp çıkmıyor sen kalkıp çıkıyorsun.

- Adam çizgisinden çıkmaz dimi? Tamam mı?

- Adam neyse odur yani. İşte böyle şeylerde insanlar kendi kimliğine döner

- Yani Hamas. Hamas'ı bizim başbakanımız savunuyor. Ya bize ne Hamas terör örgütü mü? Terör örgütü. Bana ne ya.

- E İsrail insanları öldürüyor. O da atmasın şey.

- Ne yapacak İsrail yani. İyi yapıyor çok iyi yapıyor. Bende olsam aynısını yaparım.

- Yani sen durup dururken füze fırlatırsan bende o füzenin on katını ne on katı bin katını senin tepene indiririm.

- ……. Hamas militanları sokaklarda dolanıyor işte ………………… bilmiyorlarmı hangi Hamas'ın, Hamas'cının nerede saklandığını.

- Aynı şey bizim başımızda işte yok mu?

- İsrail başbakanı bence kibar adam!, ben olsam derim ki sen niye arkadaşım şeyleri Güneydoğu'da operasyon yapıyorsun işte Irak'ı bombalıyorsun bende onu söylerim

- Şimdi diyecek biz insan öldürmüyoruz. Ama kuzey Irak'takine göre öldürüyorsun. Sor bakalım Barzani'ye

Kaynak: Paşakeyfim



aktifhaber