Photoshop Tips - Create a Vignette Effect photo photo Komik Anlar Örümcek ağacı!    Amber palace, jaipur golden palace, bangkok grand palace, bangkok Floating market, Bangkok Nepali smiles, kathmandu travel Budhist prayer tomb, Tibet travel A view of Kathmandu, nepal travel Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleriWillow tree with trunk and leaves Two tiny snails on a brick wall Two snail's having sexual intercourse. two dead birds in road wpe935f662.jpg Leewardside.jpg Teasle.jpg Tracks.jpg Gutterpress!.jpg RHdownabit!.jpg Image:Petermann_Island.jpg Image:Antarctica  Seattle to McMurdo.jpg Image:Antarctica Trip 2001 cold.jpg Image:Antarctica Trip 2001 archway.jpg TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı  TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı      İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri  Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri News image Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Rüyaları gerçeğe dönüştü-resimleri         

27 Ocak 2019 Pazar

BUNLARIN DİNİ PARADIR.



Dine en büyük zararı bu sahtekarlar veriyor. Cüppeliye bastır parayı, cehennemde ateşten koruyan kefeni  5-600 TL'ye satın al, ondan sonra da günaha girmekten korkma(!) Yine Cüppeli sahtekarının 'Peygamber Saçının Yıkandığını söylediği' suyu satın al, günahlarından kurtul! Peygamberimizi mi görmek istiyorsun; 'Giyen peygamberi görüyor' deyip sattığı, 10 TL'lik terliği 130 TL'ye satın al haşa peygamber karşında(!) Sosyal medyadaki vaazlarına bakıyorsun sahabenin idrar içmiş olduğundan bahseden, yin deve sidiğinin şifa olduğundan(!) bahseden yine Cüppeli. Oysa benim peygamberim kimseye idrarını içirmez, sahabe de kimseye bu kadar kutsallık atfetmez. Peygamberimiz bile bir çok kez insan olduğunu vurgulamışken, Cüppelinin başını çektiği bu tapınma derecesinde hareketler nedir?
Kısaca;insanların beynine nasıl girebileceğini ve buradan nasıl para elde edileceğini cüppeli iyi biliyor! Bunun Din ve peygamber sevgisiyle filan da alakası yok düpedüz sapıklıktır bu!
Birde bu din tüccarı; Dini istismar ediyor, terlik ve yanmaz kefen satıyor diyenlere Allah'tan korkmadan beddua ediyor. Oysa her şey o kadar açık ve net ki...
Fakat sahtekar din adamları kadar onlara uyanlar da suçludur. Dinimizi bir kazanç kapısı, bir oyun ve eğlence gibi gören bu sahtekarın,  birçok adamı zorla dinden imandan çıkartır.
Bakın bu hesap sadece cüppeli sahtekarına kalmaz, o'na inananlar da verir bunun hesabı. Ayrıca insanların duyguları üzerinden kazandığı her kuruş bu gibi sahtekarlara haram olsun.

21 Ocak 2019 Pazartesi

CHP AK PARTİNİN İÇİNE İYİCE SIZDI!
NİLÜFER'İ ALALIM DERKEN, BURSA OLDUĞU GİBİ GİDECEK ELDEN!
AK PARTİ BURSA İL TEŞKİLATI CHP'YE ÇALIŞIYOR!

CHP ile kol-kola diye Saadet Partisini kınıyorduk.  Ve siz tuttunuz CHP'den eleman devşirdiniz! "Türkiye'de şu an gerçekten Baas rejimi var. Ortadoğu’daki gibi, Kaddafi gibi, Saddam gibi. Çünkü AK PARTİNİN devleti ele geçirme olayı var." diyen Chp li Necati şahin Akp den Nilüfer ilçe belediye başkan adayı yaptınız. Bu ilkesizliği AK PARTİLİ seçmene anlatamazsınız. Gelin hala vakit varken; Alinur Aktaş'ı ve CHP'li Necati Şahin'i geri çekin. Yoksa göz göre Bursa'da seçimi kaybedeceksiniz benden söylemesi...
Bu arada Yüksel Özkan’ı ihtisas hastanesi başhekimi yapan ve burdan CHP
milletvekilliğine taşıyan Hakan_Çavusoğlu  şimdi aynı işi CHP'li Necati şahin işin yapıyor ... nedir sizdeki bu chpli sevgisi bide biz anlasak sayın vekil

15 Mayıs 2018 Salı

PEKİ SEN BENİM KİM OLDUĞUMU BİLİYOR MUSUN?


Bir röportajımda Türkiye'nin en iyi uzun mesafe koşucularından Muharrem Dalkılıç'a "ağbi müsabaka esnasında, inişi mi seversin, yokuşu mu?" diye sordum. Kendisi de bana "Yahu Recep bunun birde düzü var onu da sorsana" diye cevap vermişti.
Arkadaşlar; trafikte, hastanede, hava-alanında, yolda, kısaca günlük yaşamımızda bir türlü düz yolu tutturamıyoruz. Bir bakıyorsunuz kendinde güç vehmeden birileri çıkıyor, herkesin hayatına karışabiliyor. Böyle adamlara sosyal kurallar falan hak getire. Adam kendisine tanınan imtiyazı tutuyor bir başka vatandaşa baskı unsuru olarak kullanıyor...
En sihirli cümle de, "sen benim kim olduğumu biliyor musun?" sorusunu sorabilme cüretkârlığı! Böyle adamlar kendini bir ayrıcalıklı halt sanıyor.
Kırmızı ışıkta durmayıp, geçtiğinde bir tehlike hasıl olursa polis kendisini ikaz dahi edemez. Ya birde birine çarpsa vay o adamın başına geleceklere.
Sivil plakalı aracına çakar lambası takan mı ararsın.
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci’ye 108 TL’lik cezayı kesen Başpolisin açığa alınmasını mı eleştirirsin. Yoksa bir hakimin Erzurum Hava-alanında servis şoförüne "yaptığı zulmü mü" yazarsın.
"Kimsin ulan sen?.
Vatandaştan ne farkın var"
Bir hakim çıkar da görevini yapan servis şoförüne "Sen benim kim olduğumu biliyor musun" diyerek tasallutta bulunursa, bunun adı tehdittir. Sataşmadır. Saldırıdır.
"Sen benim kim olduğumu biliyor musun?." gündeliğimizin paçavrası olmuş bu sözü en çok kullananların kimler olduğunu şöyle bir araştırdım ortaya kimler çıktı biliyor musunuz?
Tıp Doktoru, Profesör, Hakim, Öğretmen, General, Vali, Yüzbaşı, Avukat, Astsubay, milletvekili vd. Yahu bu meslekler itibarlı elbette ama, vatandaş olarak ne yapalım, bunlarla karşı-karşıya gelmemek için abdestli mi gezelim?
Kusura bakmayın ama, vatandaşın da en-az okumuş takımı kadar itibarlı görülmediği memleketten de bir cacık olmaz...

1 Şubat 2018 Perşembe

BURSA HİÇBİR ŞEYDEN ÇEKMEDİ, SENTETİK SİYASETÇİLERDEN ÇEKTİĞİ KADAR... BEĞENSENİZ DE, BEĞENMESENİZ DE ZAMAN-ZAMAN ZÜLFÜ YARE DOKUNURUM ARKADAŞ...


RECEP AYDIN-SOSYAL BİLİMCİ
Geçmiş dönemlerde dinî hassasiyeti fazla olan kişilerin siyaset yazması da, yapması da uygun görülmemiştir! Hatta o dönemlerde, birçok aile 'Bir baltaya sap olmaz!" diyerek, çocuklarını ilkokuldan sonra okutmamıştır. Çünkü tepe makamlara değil kendilerini, evlatlarını bile uygun görmemişlerdir. Kız çocuklarına ise hiç değinmesem daha iyi olur herhalde!
Çocukluğumda Köyümüze bir jandarma astsubayı geldi mi, bütün köy esas duruşa geçerdi! Hele hele toka yapmak için bir gedikli bir köylünün elini sıksa, o el aylarca yıkanmazdı!
Peki bugün durum ne?
Bugün artık durum elbette değişti.
Ama olumlu yönde değil... Şimdi ise Ahmet ağanın, Mehmet ağanın oğlu siyaset, subaylık ve bürokratlık gibi her makama gelebiliyor ama bu defa halkla ilişkisini kesiyor!
Bilhassa Bursa'mız siyaset kadroları açısından çok şanssız. Yıllardır AK PARTİYİ Bursa'da bir padişah gibi sahiplenen; Faruk Çelik ve Bülent Arınç gibi sentetik siyasetçiler, Bursa'da siyasetin çanına ot tıkamışlardır.
Faruk Çelik; M.Emin Tutan, Recep Altepe gibi kişiler, Bursa'da AK PARTİ'nin siyasi dinamiğini tarumar etmişlerdir.
Faruk Çelik'e sormak isterdim: ne vardı Hikmet Şahin'de?
Onun ayağını kaydırma ihtiyacını neden hissettin?
Recep Altepe'yi getirterek; Ağabeyine ait inşaat şirketinin yaptığı o koca-koca inşaatları, Bursa'nın bağrına bir hançer gibi sapladınız!
Hikmet Şahin'e bunu yaptıramayacağını biliyordun değil mi?
Faruk efendi, şimdi Fomara meydanından geçerken, Recep Altepe'nin izin verdiği o ucubeleri beğeniyor musun?
Unutma Bursa'nın adeta karnını yaran, o lanet olası binaları gördükçe Bursalılar, onların yapılmasına vesile olanlara bol-bol rahmet okuyor...
Evet; Hikmet Şahin o kent meydanını yaparken, yükselmesine izin vermedi diye epey yıprattınız ve Bursa'ya ikinci kez başkan olmasını engellediniz.
Allah daha çok versin şimdi Bursa'da nereye baksan 'Çelik İnşaatın yaptığı binalar yükseliyor' Hayır hayır yolsuzluk yaptın diyemem. Çünkü gözümle görmedim. Ama hiç inşaat yapılması mümkün olmayan yerlere, Recep Altepe kanalıyla inşaat ruhsatı aldırarak, sana verilen siyasi imtiyazı kötüye kullandın.
Dedim ya Bursa'mız siyasetçi açısından çok bahtsız!
Şimdi de eski sağlık bakanı Mehmet Müezzinoğlu. yanına Faruk Çelik'ide alarak birlikte, geçmişte adı yolsuzluk ve hortumculukla anılan Cavit Çağlar'la bol-bol görüntü veriyorlar.
Çağlar'a ait Yeşim Tekstil'i adeta türbeye çevirdiler. Oraya bez bağlamadan, çaput asmadan geçmiyorlar.
Sanıyorlar ki, Çağlar'la görünmek onlara nüfus kazandırıyor. Oysa, oy verdiği kişileri Çağlar gibi bir hortumcuyla yan-yana görmek Bursalıların ruhunu incitiyor ruhunu...
Dedim ya dini hassasiyeti olan kişiler şimdi siyaset yapıyor, her makama gelebiliyorlar ama, ah şu yanlış yerlerde görünerek kendi yüzlerine tükürme alışkanlığı yok mu...
Unutma ey Müezzinoğlu; ülkenin geleceğini çalanların karanlık geçmişi hiç geçmez. Onlarla görünenler de hafızalara onların kimliğiyle yerleşirler. Bence yanlış sularda yüzüyorsun yine de tercih senin...

6 Şubat 2017 Pazartesi

Bir şey yap güzel olsun. Huzura vesile olsun, rikkate yol açsın, şevk versin, hakikate işaret etsin.
Bir şey yap doğru olsun. İnsanları yalanın ve yanlışın bataklığına düşmekten korusun. Rüzgâra ve akıntıya kapılmasın; kırılsın lakin eğilip bükülmesin.
Bir şey yap adil olsun. Haktan hukuktan ayrılmasın. Zalime haddini bildirsin, mazlumun payını versin.

7 Ocak 2017 Cumartesi

Korku üzerine egemenlik kurulamaz.


Emperyalist güçlerin tasmalı uşağı, FETÖ/PDY terör örgütünün devletin her kademesine sızdıkları ve daha birçok kripto Fetocunun hala devletin içinde oldukları, bunun da Fetö ile mücadeleyi geciktirdiği su götürmez bir gerçek.
Bunu daha iyi anlayabilmek için gelin isterseniz 1996'lı yıllara gidelim:
'Apo Kahpesinin' Suriye'de konuşlanıp pkk'yı buradan yönettiği yıllarda dönemin Başbakanı Tansu Çiller'in dönemin Milli İstihbarat Teşkilatı Müsteşarı Sönmez Köksal'a verdiği talimatla "Sizden Apo'nun kellesini istiyorum." dediğinde, Operasyonun sorumluluğunu; MİT'in o dönemde kontr-terörizm merkezi yöneticisi Mehmet Eymür üstlendi.
Operasyonun kod ismi Mercedes'ti. Bu gibi operasyonlarda acımasızlığı ile bilinen Yeşil'e, bu operasyon çerçevesinde MİT'ten belli bir ödenek de bağlandı ve harekete geçmesi istendi.
Tarih, 6 Mayıs 1996'ydı. Start verildi.
Apo, çiftlik evinin içindeydi. Uzaktan kumanda aleti çalıştırıldı.
Büyük bir infilak meydana geldi. Patlamanın sesi Şam'ın her semtinden duyuldu. Minibüsün olduğu noktada patlamanın etkisiyle dev bir çukur açıldı.
Ama patlama ne yazık ki bir işe yaramadı! Apo suikastten sağ olarak kurtulmuş, ancak kendisini ortadan kaldırmak isteyen Ankara'nın, evinin dibine kadar sokulabileceğini de anlamıştı!
Yeşil'in Apo'ya düzenleyeceği ikinci saldırı Bekaa Vadisi'nde gerçekleştirilecekti. Şam'dan geriye kalan zamanlarını Bekaa Vadisi'nde geçiren Apo, örgütün kuruluş yıldönümünde konuşma yaparken ortadan kaldırılacaktı. Ama o gün Apo itine gizli bir el(Yalçın Küçük kullanılarak) haber uçurmuş, Bekaa'ya gelmekte olan Apo'da aniden geri dönerek mutlak bir ölümden kurtulmuştu.
Bakınız Vatandaşa; Emniyet ve valiliğe değil de, direkt İçişleri Bakanlığına bağlı güvenilir makamlar oluşturulsa, bir çok terör örgütleriyle mücadelede daha iyi sonuçlar alınacağından eminim...
"İhbarda bulunanların isimleri, kesinlikle gizli tutulur ve açıklanmaz. " denir ama, ya tıpkı Öcalan olayında olduğu gibi,ihbarda bulunduğunuz makamların içinde mesela Fetöcü varsa...
Bu gibi şüpheler nedeniyle İhbar Etsem Başıma Bir İş Gelir mi, korkusu vatandaşın elini-kolunu bağlamaktadır.
Toplum yazarları ve gazetecileri bir çok makamda sözü dinlenen, hatta bazı makamlara baskı oluşturarak istediğini yaptırabilecek güç ve kabiliyete sahip olduğunu sanır. Ama durum hiçte öyle değildir. İddianız ne kadar güçlü olursa olsun Sadece yazdıklarınızla sesiniz duyulur veya handa beygir yellenmesi gibi kaybolur gider.
Okurlarımla aram çok iyidir. Benim onlara, onların da bana güveni tamdır.
Geçende güvenilir bir okurumdan kuvvetli bir bilgi aldım.
Okurumun Cumhurbaşkanımız ile görüşmesini sağlamam gerekiyordu. Ama ben böyle bir ortamı sağlayacak imkana sahip değildim. Hemen Cumhurbaşkanlığının 0 (312) 525 55 55 nolu telefonunu aradım ama ihbarı yapacak arkadaşımın bazı çekinceleri olduğunu ve bildiklerini herkesle paylaşamayacağını söyledikten sonra, konuştuğum kişinin gayet laubali bir şekilde "Sizi şuraya bağlıyorum" demeden, ön adı Mevlüt olan ve basın danışmanı olan bir başka kişiye bağladı.
Neyse anılan kişinin okurumla telefonda görüşmesini sağladığımda Mevlüt bey arkadaşımı ciddiye dahi almadı.
Okurumun "Güvenebileceği kişilerle irtibata geçebileceğini defalarca söylememe rağmen hemen sonraki gün Mevlüt beyin .......İlinin terörle mücadele birimini devreye sokarak olayı daha da bir çıkmaza soktuğunu söylemeden geçemeyeceğim!
Yaşadığımız bu olaydan sonra Sayın Cumhurbaşkanımızın çok zor durumda olduğuna bir kez daha kani oldum...
Ne yazık ki, "Bir hengâme sarmış ülkemi" belirsizlikler içinde yuvarlanıp gidiyoruz...
Ne gül kalmış ne de bülbülün dili.
Çevrede görülen her şey insanı yaralayabiliyor, insanı küçültebiliyor.
Bir şeyi görmekle, yalnızca görmekle, bir parçanı kaybediyorsun sanki.
Çoğu kez, bakmanın tehlikeli olabileceğini seziyor, yaşananlardan gözlerini kaçırmak, hatta sımsıkı yummak eğilimini gösteriyorsun. gözünün önünde yaşananlar kolayca içinden sıyrılabileceğin, kendinden ayrı tutabileceğin bir şey değil.
Ülken söz konusu olduğunda vicdan korkuyu tuşa getiriyor ama, ya çaresizlik!
Hani rüyada bir tehlikeyle karşılaştığınızda bağırdığınız halde sesinizi duyuramamak gibi, elini-kolunu bağlıyor bazen yaşadıklar insanın...
Herkese dünyevi endişelerden uzak, sağlık mutluluk ve huzur dolu günler diliyorum.

22 Temmuz 2016 Cuma

Akın Öztürk'ü Kurtarmak için uydurulan saçma sapan yalanlar zorlama senaryo...




Genelkurmay'ın açıklamasında darbe girişimiyle ilgili soruşturma kapsamında tutuklanan eski Hava Kuvvetleri Komutanı Akın Öztürk'ün ifadesiyle ilgili bir bölüm yer aldı.

"Hv.K.Komutanı Ankara’da AKINCI Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü AKINCI’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle AKINCI’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir"denildi. Ayrıca Hv.K.Komutanı Ankara’da AKINCI Üssü lojmanları bölgesinde bulunan Orgeneral Akın ÖZTÜRK’ü arayarak kendisine 4’üncü Ana Jet Üssü AKINCI’dan kalkan uçakların yasa dışı olduğunu, ivedilikle AKINCI’ya giderek oradaki kalkışmada bulunanları ikna etmesini istemiştir" denildi.

 Denildi denilmesine de; Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal, personelini topladı, ve olay gününü Genelkurmay açıklamasından farklı anlattı. Ünal’ın, “Akın Paşa kesinlikle doğru söylemiyor. Genelkurmay’ın açıklaması da doğru değil." dediği öğrenildi!

Peki Genelkurmay doğru olmayan böyle bir açıklamayı neden yaptı?
Haydi geçmiş yıllarda Genelkurmayın çeşitli gizli kapaklı işlerini duymuştuk ama; sokaklarda tankların yürütüldüğü, Meclisin bombalandığı, vatandaşın üzerine tanklarla ve F-16'larla ateş açıldığı böyle bir günde olayın başrol oyuncusunu korumak adına neden yalana başvurulur?
Haydi basit bir suç olsa bunu anlarım ama 'Darbeciyi' korumaya çalışırsanız, kusura bakmayın ama, o zaman sizden de şüphe duymaya başlarım...
15 Temmuzda yaşananları elbette değiştiremeyiz.
Bütün olan-biteni silip, yeniden yapamayız.
Ama yaşadıklarımızdan ders almalıyız.
Sadece demokrasiyi korumak adına ,şehid olarak, elimizden kayıp giden 240 günahsız canın hesabını sormayacak mıyız?
Sümüklü bir şerefsizin ağzına bakarak, 'Milli İradenin ırzına geçilecek' ve bizlerde buna rıza göstereceğiz öyle mi!
Genelkurmaya bakarsanız; darbeyi 3-5 neferin, ve birkaç astsubayın üzerine yıkalım, generalleri de aklayalım öyle mi!
Kusura bakmayın beyler; bu halk darbelerin ne olduğunu da, yapılmak isteneni de iyi bilir.
Çünkü darbeler defalarca başımızdan geçti!
Yanlış bir-şeyler çevirmeye kalkarsanız, bu toplum sesini yükseltir!
Ne olursunuz açıklama yaparken, elinizdeki kalemi başkalarının tutmasına izin vermeyin!
TSK neredeyse yeniden yapılandırılıyor!
Sanki cehennemin kapıları açılmış gibi, TSK neresine dokunsan elimizde kalıyor!
Göründüğü kadarıyla Generallerin 3'te biri darbecilik gibi bir ağır suça karışmış.
Vatana ihanet eden edene.
Üstelik geçmişte yapılan bütün ikazlara da kulak tıkanmış.
Kötülerle mücadele bir kurumu onarır!
Amaç; güzide ordumuzun 'Güvenilir bir kurum' haline gelmesini sağlamak olmalıdır.
En büyük güç dürüstlüktür!
Belki her şeyinizi kaybedersiniz ama, sizden geriye bir-şey kalır o'da haysiyetiniz.

30 Ağustos 2015 Pazar

TİLKİ KÜMESE VALİ OLURSA..!


Demokrasi despotizmin en ileri şeklidir.
Bizdeki uygulaması ise en kötü örneğidir.
Yıllardır politika yazıyor, dost meclislerinde ise fırsat buldukça tartışıyoruz.
92 Yıllık demokrasi tarihimizde politik uygulama alanında övgüye değer "şunu da iyi oldu da yaşamışız" diyebileceğimiz kayda-değer bir tek olay bile yok.
Geçmişi irdeleyince akla ilk gelen hep hırsızlık, yolsuzluk, çökmüş adalet sistemi oluyor.

70 li yillarda Japonya'yı kasıp kavuran yolsuzluk. dönemin başbakanı Tanaka Kakuei uçak alım ihalesini Lockheed firmasına veriyor ve buradan haksiz kazanç sağladığı ortaya çıkıyor, ancak bu paraları bizim politikacılar gibi yemiyor ve doğup-büyüdüğü gelişmemiş, Niigata kentine devasa yatırımlar yapıyor. Tabii ki bu olay sonradan ortaya çıkıyor ve Japonya'da yer yerinden oynuyor donemin hükumeti istifa etmek zorunda kalıyor.

Sadece Japonya'da değil, Türkiye de dahil bir çok ülkede hükumetlerin başını yakmış bu skandal. yolsuzluğun üstünün örtüldüğü tek ülke ise,  tahmin edebileceğiniz gibi Türkiye,.

Özellikle Amerika ile ilişkileri güçlü olan ve bir şekilde askeri vesayet altında rejimleri olan ülkelerde ortaya çıkmış yolsuzluk skandalıydı. Belçika, Yunanistan, Japonya olayı çözdü. Suçlular cezalandırıldı. Ancak bir tek Türkiye, üstelik her-şey belgelendiği halde olayın üstüne gitmedi. Uğur Mumcu her-şeyi kitaplarında yazmıştı üstelik. işin merkezinde cuntanın üyesi 12 eylül darbecisi Tahsin Şahinkaya olduğu için yolsuzluğun üstü örtüldü. Kendisi hava kuvvetleri komutanıydı. Hatta bu yolsuzluklardan ötürü Time dergisinde "dünyanın en zengin generalleri" listesine girmişti. o sayının Türkiye sınırlarından içeri giremediği rivayet olunur.

İşte bu olay Türkiye'de hırsızlara büyük cesaret vermiş, nimet ambarları-mızın yağmalanmasının miladı olmuştur. Daha sonra; Hacı Ali Demirel, Murat Demirel, Ali Şener Süleyman Demirel'in himayesinde Türkiye hazinesinden büyük paralar aşırmış ve hiçbir hakim de Demirel korkusundan kendilerinden hesap sormaya cesaret edememiştir.

Bu ülkeyi soyanlar elbetteki sadece Demireller değil, her modern veya postmodern darbe sonrasında hazine yağmalanmış, halk bu nedenle daha çok çalışmaya, kemerlerini daha fazla sıkmaya mahkum edilmiştir.

Bütün bunları yazmaktaki gayem bugün yaşananlara bir projeksiyon olması için.

Gelelim Bursa'ya
Büyük hırsızlar malı götürür de onların altındakiler durur mu!
Elbette onlarda "Benim başım kel-mi, bana da-bana da " diyeceklerdir.
Bursa'da kent merkezinde bulunan dönemin valisi Şahabettin Harput ve Yıldırım belediye başkanı Özgen Keskin tarafından Paralel Yapı'ya yakın üniversiteye tahsis edilen 60 dönümlük arazi.
Arazi dedikse burayı satın alabilmek her babayiğidin harcı değil.

Orhangazi Üniversitesi, Ankara Yolu`na cepheli, değeri parayla ifade edilemeyen bu 63 dönüm arazi üzerine yükselmiştir.
Adı geçen arazinin 62 dönümü Milli Emlak`ın, 1 dönümüyse Yıldırım Belediyesi`ne aitti.
Özgen Keskin başkanlığındaki Yıldırım Belediyesi, belediye mülkiyetindeki bir dönümlük arsayı, Orhangazi Üniversitesi`ne kiralıyor.
Kaç lira karşılığında dersiniz?
Beş paket sigara parasına!
Yani 100 lira!
Olay unutuldu gitti. Türk Milletine ait bu değerli arazi, devlet-düşmanlarına peşkeş çekildi.
Bir-iki göstermelik çıkışın dışında ne hesap soran vaaar ne de bu peşkeşten söz-eden.
Şehabettin Harput o üniversiteye yönetim kurulu başkanı oldu, eh Feto'da buradan gelen parayla Pensilvanya'da saltanatını sürdürüyor.
Peki bundan sonra ne olacak?
Hiçbir şey olacağı yok!
Nasıl ki önceki hırsızlardan hesap sorulmadıysa, Şehabettin Harput'la Özgen Keskin'den de hesap sorulmayacak!
Ne diyelim; hesap sorma konumunda olup ta, sormayanın da, bu arazinin yağmalanmasına göz yumanın da, 63 dönümlük arazinin peşkeş çekilmesine aracılık edenin de, Allah ciğerlerini ağzından getirsin. Dilerim ilahi adalet bu alemde işlemeye başlasın...
Kalın sağlıcakla.