Photoshop Tips - Create a Vignette Effect photo photo Komik Anlar Örümcek ağacı!    Amber palace, jaipur golden palace, bangkok grand palace, bangkok Floating market, Bangkok Nepali smiles, kathmandu travel Budhist prayer tomb, Tibet travel A view of Kathmandu, nepal travel Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleri Dünyanın en ilginç masa üstü tepeleri-resimleriWillow tree with trunk and leaves Two tiny snails on a brick wall Two snail's having sexual intercourse. two dead birds in road wpe935f662.jpg Leewardside.jpg Teasle.jpg Tracks.jpg Gutterpress!.jpg RHdownabit!.jpg Image:Petermann_Island.jpg Image:Antarctica  Seattle to McMurdo.jpg Image:Antarctica Trip 2001 cold.jpg Image:Antarctica Trip 2001 archway.jpg TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı  TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı TEM'in ankara-istanbul yönü 3 saat kapandı      İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri İshakpaşa Sarayından kartpostallık görüntüler-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abant beyaza büründü-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri Abdullah Gül Dolmabahçede-resimleri  Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri News image Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Avrupa kara teslim-resimleri Rüyaları gerçeğe dönüştü-resimleri         
ERGENEKON HABERLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ERGENEKON HABERLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2010 Cuma

Yeni terfi oyunu deşifre oldu - Video

4| | |TERFİLERDE KATAKULLİ TAMGAZ| | |3

yaş karargah

Balyoz Sanığı 3 generali terfi ettirme planı hayata mı geçiyor? Bu çok önemli soruyu gündeme getiren haberin, geçtiğimiz günlerde ortaya çıkan iddiayla birebir örtüştüğü öne sürüldü.

Taraf'ın sözünü ettiği isimler, Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ve Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu'ydu. Bu iddiadan iki hafta sonra, bugün, 3 Balyoz sanığı generalin yargı yoluyla terfi etmeye çalıştıkları gündeme geldi. YAŞ'ta terfi ettirilmeyen 3 General, Askeri yüksek idare mahkemesine terfi başvurusu yaptı. Sanık olmalarına rağmen terfi isteyen bu üç generali kamuoyu çok yakından tanıyor.


Tümgeneral Gürbüz Kaya, 17 askerimizin şehit edildiği Aktütün saldırısında görevdeydi. Gediktepe'de 11 askerimizi kaybettiğimiz hain saldırı sonrasında, "Teröristleri Çoban zannettik" açıklamasını O yapmıştı. Tümgeneral Halil Helvacıoğlu ise Türkçe ibadet andıcıyla gündeme gelmiş, İstanbul'da binlerce kişiyi fişlediği iddialarıyla hatırlanmıştı. Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu da Balyoz sanığı. İddiaya göre, Gavremoğlu, korkunç darbe girişiminde, Yunanistan'la çıkarılacak çatışmanın koordiantörlüğünü yapacaktı.ErgenekonSoruşturması sırasında ele geçirilen bir belgede, Gavremoğlu'nun isiminin karşısında, "GATA'dan başka yerde muayene olmasın" diye bir ibare bulunuyordu. Balyoz davası 16 Aralık'ta başlıyor. Gürbüz Kaya'nın da içinde bulunduğu 3 General tutuksuz olarak yargılanacak. Vekaleten atamaları yapılan Balyoz sanığı üç generalin, AYİM tarafından terfi ettirilip, bir üs rütbeye yükseltileceği iddia ediliyor. Bu konu ile ilgili çalışmayı da Tümgeneralliğe terfi eden Hıfzı Çubuklu'nun yürüttüğü öne sürüldü. İddiaya göre, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi'ne, her üç isimle ilgili kararını açıklayıp, terfi işlemini gerçekleştirecek. Ardından da "Hükümetin atamaları mahkemeden döndü" şeklinde kamuoyu oluşturulacak. Oysa, Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, hakkında birbirinden ciddi iddialar bulunan generaller için "Bu üç komutanın sicilleri terfiye uygundur" açıklaması yapmıştı.



27.08.2010 20:39:26

26 Ağustos 2010 Perşembe

Yakalanmadan önce bize ulaşsaydın, bu işi bağlardık

BUGÜN'E KADAR NE İŞLER BAĞLANDI ALLAH BİLİR!...NE CİNAYETLERİN FAİLİ MEÇHUL KALDI YİNE ONU DA ALLAH BİLİR!...
yakalanmadan-once-bize-ulassaydin-bu-isi-baglardik
Ergenekon davasının dünkü duruşmasında 'tanık' kürsüsünde Danıştay tetikçisi Alparslan Arslan'ın eski ev arkadaşı avukat Teoman Ekşioğlu vardı. Sanıklardan Osman Yıldırım, Ekşioğlu'nun kendisini Sincan Cezaevi'nde ziyaret ettiğini belirterek, "Bana, 'Keşke yakalanmadan bize ulaşsaydın, işini bağlardık' dedi." ifadelerini kullandı. Ekşioğlu, ziyareti doğruladı.
Birinci Ergenekon davasının 155. duruşması, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'de görüldü. Mahkeme heyetine başkanlık yapan Hasan Hüseyin Özese, tetikçi Alparslan Arslan'ın okul ve ev arkadaşı avukat Teoman Ekşioğlu'nu 'tanık' olarak dinlemek için kürsüye çağırdı. Ekşioğlu'nun daha önce Ankara Emniyet Müdürlüğü ve savcılıkta verdiği ifadeleri okundu. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel'in sorularını cevaplayan Ekşioğlu, Alparslan Arslan ile birlikte kaldıkları eve zaman zaman Hilmi Öztürk, Süleyman Esen, bazı avukat ve arkadaşlarının uğradığını, sohbet edip bazen de kâğıt oynadıklarını anlattı. Pekgüzel'in, "21 Mayıs 2006'da Alparslan Arslan'a silah verdiği iddia edilen Nejat Uysal'a 'Etraf durulunca Alparslan'a içki içiyor diyenlere, kapıcıya, yöneticiye uğramak lazım' diye bir mesaj atmışsınız. Açıklar mısınız? İfadelerini değiştirmeleri konusunda baskı mı yapacaktınız?'' sorusu üzerine Ekşioğlu, "Baskı yapmayacaktık. 'Doğru beyan verin' şeklinde olabilir.'' dedi.

Pekgüzel'in, "Arslan, size tehdit aldığını söylüyor muydu?'' sorusunu da Ekşioğlu, "Hayır, kendisinde tehdit hali veya korku görmedim. Sadece tuhaflık vardı. Belki, olayın altında başka bir iş vardı, hedef saptırmak için bazı kişilerle görüşmüş olabilir. Tarikat ve cemaatlere ilgisizdi. İnsanların kendi kendilerini yetiştirmesi gerektiğini söylerdi.'' şeklinde cevapladı. "Sizce bu olay nasıl bir mesele?'' demesi üzerine Ekşioğlu, "Çok şahsi bir mesele gibi görünmüyor. Çok siyasi derinliği olan bir mesele gibi de görünmüyor. Her yere çekilebilir. Alparslan Arslan'a olaydan önce kimyasal bir madde verilmiş olabilir. Kim vermiştir bilemem. Herkesten gelebilir. Alparslan, çevresinde karizma, lider bir insandır. Onun cesaretini görüp kullanmış olabilirler. Dengesiz tavırlar sergilemesinden sonra bu işin altında başka şeyler olabileceğini düşündüm." dedi.

Savcı Pekgüzel'in, "Arslan, Cumhuriyet Gazetesi'ne ilk bombanın atıldığı 5 Mayıs 2006'da 2 defa sizi aramış. İkinci bombada 10 Mayıs'ta size 13 mesaj atmış. Üçüncü bombada 11 Mayısta 4 tane mesaj atmış. Danıştay saldırısından bir gün önce 15 Mayıs'ta da size 5 mesaj atmış. Bu konulardan size hiç bahsetmedi mi? Siz yakın arkadaşı olarak bir şey hissetmediniz mi?'' şeklindeki sorusu üzerine, "Tuhaf mesajlar gelirdi. Aradığımda da ya cevap vermezdi ya da telefonda gülerdi. Ben de Orhan Kadı'ya sordum. Bir tuhaflık vardı konuşma şeklinde ve tavrında. Arslan, o dönem 5-6 yıldır hiç görüşmediği arkadaşlarına da mesaj atmış, görüşmüş. 'Alparslan bizi 5 yıl sonra aradı' diyenlerin olduğunu duydum.'' dedi.

O SİM KARTI KULLANAN, CİNAYETİ ORGANİZE ETTİ

Sanık Osman Yıldırım ise Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunduğu sırada ziyaretine gelerek kendisine Muzaffer Tekin'in selamını getirdiği ileri sürülen tanık avukat Teoman Ekşioğlu'na bazı soruları olduğunu söyleyerek söz aldı. Ekşioğlu, Yıldırım'ın "Sincan Cezaevi'ne beni ziyarete geldiniz mi?" sorusuna ilk önce "Hayır." dedi. Ancak Yıldırım, "Avukat Ahmet Doğan ile birlikte beni ziyarete gelmediniz mi?" diye hatırlatma yaptı. Bunun üzerine Ekşioğlu, "Evet, belki onunla gelmiş olabilirim ancak Muzaffer Tekin'in selamını filan getirmedim. Hatta Ahmet Doğan bir dava için vekalet almak amacıyla geldi yanınıza. Ben de beraber gittim onunla ama içeride iki saat kadar beraber kaldınız. Ben kapıda bekledim. İçeride baş başa bir görüşmemiz olmadı." cevabını verdi.

Bunun üzerine Osman Yıldırım, "Bana, 'Keşke yakalanmadan bize ulaşsaydın, işini bağlardık.' dedin mi, demedin mi?" diye sorunca, Ekşioğlu bu kez içeri girdiğini de kabul etmek zorunda kaldı. Ancak içeride ne kadar kaldığını hatırlamadığını, böyle bir konuşma olmadığını söyledi. Osman Yıldırım, tetikçi Alparslan Arslan'ın kız kardeşi Elif Arslan adına alınmış sim kartı ile Alparslan Arslan arasında Danıştay saldırısı öncesinde yoğun mesajlaşma olduğunu hatırlattı. Ekşioğlu'na "O tarihte bu sim kartı siz mi kullanıyordunuz?" diye sordu. Ekşioğlu'nun bunu kabul etmemesi üzerine Osman Yıldırım şu ifadeleri kullandı: "Elif Arslan'ın sim kartını kullanan kişi saniye saniye suikasti organize ediyor. 'Bir eksiğin var mı?' diye sık sık soruyor. Alparslan ise 'Yolcuyu görmeli miyim?' diyor. Suikast yapacağı kişiyi görerek mi saldırması gerekip gerekmediğini soruyor. 'Gece mi gündüz mü?' diyerek de suikast zamanını soruyor."

ZAMAN
NURİ İMRE, GÖKSEL GENÇ - İSTANBUL

Ergenekon'da önemli itiraf - Video

Danıştay Tetikçisi Alparslan Arslan'ın ev arkadaşı avukat Teoman Ekşioğlu tanık olarak konuştu.
alpaslan aslan
Asrın Davası'nda son duruşmaya, Ekşioğlu'nun ifadeleri damgasını vurdu. Tanık Ekşioğlu,Danıştaysaldırısı ve Cumhuriyet gazetesinin bombalanması olaylarını azmettirmekle suçlanan emekli yüzbaşı Muzaffer Tekin ile Alparslan Arslan'ın daha önceden tanıştıklarını söyledi.


Teoman Ekşioğlu itiraflarına, çapraz sorguda da devam etti. Savcı,İstanbulMaltepe'de düzenlenen gizli toplantıları sordu. Ekşioğlu toplantıları doğruladı. Birine kendisinin de katıldığını söyledi. Savcı, Danıştay tetikçisi Arslan'ın evinde, İşçi Partisi'nin yayın organlarının ele geçirildiğini de hatırlattı. Ve "kim okuyordu" diye sordu. Tanığın itirafları Muzaffer Tekin'i sinirlendirdi. Kendisine söz verilmediğini iddia eden tutuklu sanık Tekin, mahkeme heyetine bağırdı. Tanık avukat Teoman Ekşioğlu'nun, sanık Osman Yıldırım'ı Sincan cezaevinde tutuklu bulunduğu sırada ziyaret ettiği ve kendisine Muzaffer Tekin'in selamını getirdiği iddia edilmişti. Tanık önce ziyareti reddetti. Ancak sonrasında avukat Ahmet Doğan ile birlikte gelmiştik dedi.

SAMANYOLU HABER TV

26.08.2010 19:36:40

29 Temmuz 2010 Perşembe

Balyozcuların saklandığı 3 adres - Video


3 hakim, ellerindeki belge ve bilgiler ışığında, 102 Balyoz sanığı hakkında tutuklama kararı vermesinin üzerinden günler geçti.
Ancak karar uygulanmadı. Yerine getirilmedi... Peki sanıklar nerede? Star Gazetesi, "Balyozculara 3 güvenli bölge" haberiyle dikkat çekici iddiaya gündeme getirdi. Habere göre, olası bir yakalama işlemi riskine karşı, Balyoz sanıkları, 3 adrese taşındılar. Yüksek Askeri Şura'da ismi gündeme geleceklerin, bir gün bile tutuklu kalmaması için böyle bir plan geliştirildiği öne sürüldü.


İddiaya, Ankara'da Merkez Orduevi, Balyoz Sanıkları'nın tutuklanmaya karşı bulundukları yerlerden biri. Muvazzaf ve emekli generallerin cezaevine gönderilmelerinin önüne geçmek için İstanbul'da da bir güvenli nokta seçildiği öne sürüldü. İzmir'de ise, Ege Deniz Bölge Komutanlığı Narlıdere Sosyal Tesisleri'nin, belirlenen 3 noktandan biri olduğu iddia ediliyor. Mahkemenin verdiği kararda, sanıkların görüldükleri yerde tutuklanmaları isteniyor. Dün de, mahkeme, sanık avukatlarının yaptığı tutuklama kararına itirazı reddetmişti.





29.07.2010 21:47:19

Türkiye'yi sarsan haber - Video

bomb line 3NERESİNİ EŞELESEN ALTINDAN BİR BAŞKA REZALET ÇIKIYORbomb line 3
Ankara'da Mart ayında yürekleri ağızlara getiren bomba yüklü kamyon bugün de gündeme damgasını vurdu. Kriminal inceleme sonucu kamyonda bulunan el bombalarından bazılarının, Ergenekon operasyonlarında ele geçirilenlerle aynı seriye ait olduğu tespit edildi. Esrarengiz bir kamyon, kasasında yüzlerce el bombası ve şoför mahallinde iki asker... 10 Mart 2010, tarihe "Ankara'da bomba yüklü kamyon paniği" başlığıyla yazıldı. Ve aradan geçen 4 ay içinde, kamyonun şifresi çözüldü. İşaretler, polisi Ergenekon'a götürdü.
kamyon
Ankara'da Mart ayında yürekleri ağızlara getiren bomba yüklü kamyon bugün de gündeme damgasını vurdu. Kriminal inceleme sonucu kamyonda bulunan el bombalarından bazılarının, Ergenekon operasyonlarında ele geçirilenlerle aynı seriye ait olduğu tespit edildi.

Esrarengiz bir kamyon, kasasında yüzlerce el bombası ve şoför mahallinde iki asker... 10 Mart 2010, tarihe "Ankara'da bomba yüklü kamyon paniği" başlığıyla yazıldı. Ve aradan geçen 4 ay içinde, kamyonun şifresi çözüldü. İşaretler, polisi Ergenekon'a götürdü.


Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait o 940 el bombasının kriminal inceleme sonucu, Ergenekon'da ele geçirilenlerle kardeş olduğu ortaya çıktı...

Emniyet Kriminal'in hazırladığı rapora göre; kamyondaki bombalar,Ergenekonile tam 12 farklı noktadan bağlantılı. En başta da Ergenekon sanığı Yarbay Mustafa Dönmez'den ele geçirilen el bombaları geliyor...

Raporda; kamyondan çıkan 25 el bombasının, Zir Vadisi cephaneliğinden çıkan 10 el bombasıyla aynı seriden olduğu belirtiliyor. 12 bombanın da Dönmez'in Sakarya'daki çiftliğinden çıkanlarla kardeş olduğu ifade ediliyor...

Kamyondaki bombaların, Ergenekon'la kesiştiği bir diğer nokta da Ümraniye cephaneliği. Rapora göre; Kamyonun kasasında ele geçirilen bombalardan 125'i, Ümraniye'deki evde bulunan 2 el bombasıyla aynı seriye ait...Ve Poyrazköy cephaneliği. Emniyet Kriminal, kamyondan çıkan bombaların, Poyrazköy ile de bağlantılı olduğunu tespit etti. O tespite göre; Kamyondaki 25 bomba ile kazılarda çıkarılan 2 el bombası kardeş...

Krimal raporuna, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi de girdi. 130 el bombasının, Ahmet Cinali'den ele geçirilen el bombasıyla aynı seriden olduğu tespit edildi...

Sadece Ergenekon değil. Bombaların, polis kayıtlarına geçen 59 farklı olayla da irtibatı çıktı.

29.07.2010 19:58:50

27 Temmuz 2010 Salı

Askeri hukukçulardan tepki - Video


İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, 25'i muvazzaf general 102 Balyoz sanığının tutuklanmasını istedi. Ancak mahkemenin yakalama emri yerine getirilmedi.

3 hakimin oy birliğiyle verdiği karara uyulmaması, askeri hukuçularca eleştiriliyor. Emekli hakim albay Rüştü Atpulat, kanun önünde eşitlik ilkesini hatırlatıyor. Emekli askeri hakim, kanunların uygulanmamasının toplum vicdanını yaralayacağını vurguluyor. Şimdi kamuoyu Balyoz sanıklarının kanunlara uyup uymayacağını merak ediyor.



SAMANYOLU HABER TV

27.07.2010 20:20:22

25 Temmuz 2010 Pazar

TSK: Devlet sırrı, veremeyiz

GÖZ GÖRE GÖRE HAİNLERE KORUMA KALKANI OLUŞTURULMAYA ÇALIŞIYORLAR..."DEVLET SIRRI İMİŞ!" PEKİİİİ O SONUÇ RAPORUNU İSTEYENLER KİM ONLAR DEVLETİ TEMSİL ETMİYOR MU? SONRA DARBE PLANI NASIL DEVLET SIRRI OLUR ?...BAKIN SUÇLUYA KORUMA KALKANI OLUŞTURMAYA ÇALIŞMAK SUÇA İŞTİRAKTİR BUNU BİLİN!... GELİN DÜRÜST OLUN O RAPORU VEREREK EKMEK YEDİĞİNİZ KURUMU DAHA FAZLA YIPRATMAYIN!..
102 Balyoz sanığı hakkında yakalama kararı çıkaran 10. Ağır Mahkemesi, Balyoz Eylem Planı'nın sonuç raporunu bir kez daha istedi.
tsk genelkurmay
Soruşturma safhasında sonuç raporunun, Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nın arşivinde olduğu ortaya çıkmıştı. İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet savcıları raporu o süreçte talep etti. AncakGenelkurmay"Devlet sırrı olan gizli belgeyi veremeyiz" dedi.

İddianameyi kabul eden 10.Ağır Ceza Mahkemesiduruşmanın yapılacağı 16 Aralık 2010 gününü ve 102 sanık hakkında tutuklama kararını verdiği tensip tutanağında o belgenin sonuç raporunun mahkemeye gönderilmesi gerektiğini vurguladı.

Tensip tutanağında, "8-5-7 Mart 2003 tarihinde İstanbul 1. Ordu Komutanlığı'nda icra edildiği bildirilen plan seminerine ait sonuç raporunun Genel Kurmay Başkanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı'n-dan (KKK) mahkememize celbi için müzekkere yazılmasına... " denildi.

İMHA ETTİK AMA KKK'DA VAR

Balyoz'un soruşturulması safhasında savcılar raporun askeriyede olduğunu tespit etmişti. Balyoz Darbe Planı'nın konuşulduğu plan seminerinin ardından, dönemin 1. Ordu Komutanı Org.Çetin Doğantarafından hazırlanan sonuç raporunun KKK'nın arşivinde olduğu ortaya çıktı.

Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Genelkurmay ve KKK'ya yazı yazarak, sonuç raporunun kendilerinde olup olmadığını sordu. Genelkurmay ise, "Sonuç raporunu biz imha ettik ama KKK arşivinde var" açıklamasını yaptı. Genelkurmay, belgenin 'devlet sırrı' kapsamında olduğu için açıklanamayacağını ancak davayla ilgili iddianamenin kabulü halinde raporu mahkemeye gönderilebileceklerini belirtti.

GÖZLEMCİLER: İÇ TEHDİT ELE ALINDI

İddianamede, Genelkurmay tarafından gönderilen gözlemcilerin raporu da yer aldı. Gözlemciler, seminerde, birinci öncelikli tehdit olarak Yunanistan'ın değil iç tehdidin ele alındığını yazdı. Plan seminerine Genelkurmay Başkanlığı adına çeşitli rütbelerde 7 subay, Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına çeşitli rütbelerde 7 subay veHava KuvvetleriKomutanlığı adına 1 subay gözlemci olarak katıldı.

Seminerde görüşülen konuların özetlendiği raporun üçüncü sayfasında, "olasılığı en yüksek senaryo" ile ilgili olarak "birinci öncelikli tehdit", iç tehdit olarak vurgulanıyor. Kuzey Irakta meydana gelen gelişmeler ise dış tehdit olarak değerlendiriliyor. "İç tehdit ile ilgili olarak" öncelikle 'Milli Mutabakat Hükümeti'nin kurulmasının gerektiği belirtiliyor.

BUGÜN GAZETESİ

25.07.2010 10:16:09

20 Temmuz 2010 Salı

Korgeneral: İstanbul'un üzerine çökerim

Balyoz'da hain plan: Terör örgütleri birlik olmalı
Şükrü Sarıışık
'İstanbul'un üzerine çökerim, bu halka acımasızca hareket etmek görevimiz'

İddianamede, darbe planının konuşulduğu seminerle ilgili önemli bilgilere yer veriliyor. Seminerde dönemin kolordu komutanları arasında çarpıcı bir tartışma yaşanmış.

Korgeneral Ergin Saygun, muhtemel darbede aşırı şiddetin ters sonuçlar verebileceğini söylerken, buna dönemin 5. Kolordu Komutanı Korgeneral Şükrü Sarıışık itiraz ediyor: "İstanbul'un üzerine çökerim. Bu ülkeyi başka bir rejimin içerisine taşımaya kararlı olan bir halka karşı da acımasızca hareket etmek bizim görevimizdir."

Darbe planının konuşulduğu seminerde dönemin kolordu komutanları arasında çarpıcı bir tartışma yaşanıyor. Korgeneral Ergin Saygun, muhtemel darbede şiddetin dozuna dikkat çekerek, "Bu çok aşırı şiddet, Silahlı Kuvvetler'le halkımızı karşı karşıya getirir ve beklenenin aksine birtakım sonuçlar açabilir." itirazında bulunuyor. Buna karşılık 5. Kolordu Komutanı Korgeneral Şükrü Sarıışık, şok ifadeler kullanıyor: "Kolordu komutanlığından yeterli emniyet tedbirlerini alabilecek bütün birliklerimi oraya görevlendiririm. İstanbul'un üzerine çökerim. Ama bir yerde de hani karşımıza halkı almak meselesi ayrı bunlar kararlarını vermişlerdir, bu ülkeyi bölecek parçalayacaklardır ve ülkeyi başka bir rejimin içerisine taşıyacaktır. Böyle kararlı olan bir halka karşı da acımasızca hareket etmek bizim görevimizdir."


Balyoz'da hain plan: Terör örgütleri birlik olmalı

İstanbul 10.Ağır Ceza Mahkemesitarafından kabul edilen Balyoz darbe planıyla ilgili iddianamede çarpıcı ayrıntılar yer alıyor. Sanıklar, darbeye zemin hazırlamak için 'terör örgütleriyle işbirliği' yapmak ve söz konusu örgütlerin birlikte hareket etmesini sağlamak için planlar hazırlamış.Çetin Doğanliderliğindeki cunta, PKK'nın yanı sıra aşırı sol ve komünist terör örgütlerinden de yararlanmayı düşünmüş. İddianamedeki belgelere göre bu konuda 12 Mart 1971 muhtırası ile12 Eylül1980 darbesi öncesindeki iç karışıklık taktiği örnek alınmış. Terör eylemleriyle ülkede kaos çıkarılacak, sonrasında sıkıyönetim ilan edilecekti. Bu vahim plan, sanıklardan emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri'den ele geçirilen el yazısı notlarında yer alıyor. "Süha Tanyeri Kur.Kd. Alb. 1'inci Ordu Hrk. Bşk." başlıklı dosyada, 10 maddelik bir uygulamalar listesi bulunuyor.

Söz konusu 10 maddeden birinde 'aşırı solcu ve komünist terörist örgütler arasında birlik çalışması' yapılması isteniyor. Tanyeri, iddianamenin 953. sayfasında yer verilen "Süha Tanyeri Defteri Plan Semineri Hazırlık Notları" adlı dosyada dairticaile mücadele için PKK ile işbirliği yapılması gerektiğini belirtiyor. Bu konuda, "Bölgede PKK-KADEK ile işbirliği yapacak kişiler önceden tespit edilmelidir." ifadelerini kullanıyor.



21.07.2010 07:28:20

Heron ihanetinde istihbaratcı amiral

Kritik görevlerde Üsteğmen Fırat Ç.’nin görüştüğü kriminal testlerle kesinleşen Tuğamiral Alaettin Sevim’in, skandal konuşmanın gerçekleştiği tarihte çok kritik bir görevde bulunduğu ortaya çıktı. Sevim, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın, “PKK ve Kandil’i BBG Evi gibi izliyoruz” dediği, Amerika’nın Türkiye ile görüntülü istihbarat paylaştığı, Ankara merkezli Office Defense Center’de (ODC) görevliydi. ODC’de ABD’li subaylar ile Türk subaylar birlikte görev yapıyordu. Subaylar, Genelkurmay İkinci Başkanı’na bağlıydı. ABD’nin İnsansız Hava Araçları (İHA) Kuzey Irak’tan aldıkları görüntüleri, önce Virginia’ya gönderiyor, orada istenilen bazı kısımlar ayıklanıp, Türkiye’deki ODC’ye naklediliyordu.
Bugün gazetesi “Çok adamımız vuruluyor. Heronları düşürün” diyen üsteğmenle görüşen üçüncü kişiyi de yazdı. O kişi, Genelkurmay İstihbarat Başkanı Tuğamiral Alaettin Sevim.
Heron ihanetinde istihbaratcı amiral
3| | |İŞTE O HAİN| | |4
Heron skandalında ses kaydı yer alan Tuğamiral Alaettin Sevim’in Amerika’nın Türkiye ile görüntülü istihbarat paylaştığı merkez olan Office Defense Center’da (ODC) görev aldığı ve Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı olarak ilk defa Amerika’ya yaptığı ziyarete Genelkurmay İstihbarat Daire Başkanı sıfatıyla katıldığı ortaya çıktı.

Bugün gazetesinin ortaya çıkardığı “Çok PKK’lı vuruluyor, Heronları düşürün” skandalı büyüyor. İddialara göre, MİT, 10 Ekim 2007’de PKK’lıları “kendi adamları” olarak niteleyen bir subayın, bir yarbayı arayarak çok PKK’lı vurulduğu için “Heronların ya koordinatlarının değiştirilmesini ya da düşürülmesini” istediğini kayda geçirdi. MİT, skandal konuşmayı dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’a gönderdi. O da askerî savcılara soruşturma talimatı verdi. Açılan soruşturma kapmasında, telefon numaraları üzerinden şüphelilerin ses kayıt analizleri yapıldı.



Üsteğmen Tuğamiral’i aradı

Konuşmanın Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. ile Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. arasında geçtiği tespit edildi. Selami Selçuk Ç.’nin adı Ergenekon’un yasadışı Karargâh Evleri yapılanmasında ikinci adam olarak geçtiğinden dosya yetkisizlikle Hava Kuvvetleri Askerî Savcılığı’na gönderildi. Dosya, halen “Çürük çetesi” yöneticisi olmaktan tutuklu askerî hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok, tarafından incelendi. Üsteğmen Fırat Ç.’nin, Yarbay’ı aramadan hemen önce bir Tuğamiral tarafından arandığı belirlendi.

Bunun üzerine iki Tuğamiral dinlemeye alındı. Elde edilen yasal ses kayıtları, Emniyet Kriminal ve Jandarma Kriminal’e ayrı ayrı gönderildi. MİT’in tespit ettiği sesle karşılaştırılarak, ses analizi yapıldı. Her iki birim de üsteğmeni arayan ismin Tuğamiral Alaettin Sevim olduğunu teyit etti. Ancak dosya sümenaltı edildi. Üçok tutuklanınca, yerine gelen savcı ise dosyayı yeniden açtı.



Kritik görevlerde

Üsteğmen Fırat Ç.’nin görüştüğü kriminal testlerle kesinleşen Tuğamiral Alaettin Sevim’in, skandal konuşmanın gerçekleştiği tarihte çok kritik bir görevde bulunduğu ortaya çıktı. Sevim, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın, “PKK ve Kandil’i BBG Evi gibi izliyoruz” dediği, Amerika’nın Türkiye ile görüntülü istihbarat paylaştığı, Ankara merkezli Office Defense Center’de (ODC) görevliydi.

ODC’de ABD’li subaylar ile Türk subaylar birlikte görev yapıyordu. Subaylar, Genelkurmay İkinci Başkanı’na bağlıydı. ABD’nin İnsansız Hava Araçları (İHA) Kuzey Irak’tan aldıkları görüntüleri, önce Virginia’ya gönderiyor, orada istenilen bazı kısımlar ayıklanıp, Türkiye’deki ODC’ye naklediliyordu.



Gül ile Amerika ziyaretinde

Tuğamiral Sevim’le ilgili skandal ortaya çıkınca, Genelkurmay kendisini ODC’den aldı. Sevim’in emekli olacağı beklenirken, Türk Boğazları ile ilgili Çanakkale’de bir göreve atandı. Halen bu görevde bulunan Sevim’in adı Cumhurbaşkanı Gül’ün ABD ziyaretinde de geçti. Cumhurbaşkanı Gül’ün 7 Ocak 2008’de, ilk kez Cumhurbaşkanı sıfatıyla ABD’ye gerçekleştirdiği ziyarete Sevim de, Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Daire Başkanı sıfatıyla katıldı.

19 Temmuz 2010 Pazartesi

'Hain' subaylar terfi ettirildi!

>>KAHPECE İHANET ÖDÜLLENDİRİLDİ...<<
PKK'lılar için “bizim adamlar” diyen ve “çok zaiyat veriyoruz, heronları düşürelim” şeklinde konuşmaları dinlemeye takılan Üsteğmen Yüzbaşılığa, “çaresine bakarız” diyen Yarbay ise Albaylığa terfi etti...
PKK'lılar için “bizim adamlar” diyen ve “çok zaiyat veriyoruz, heronları düşürelim” şeklinde konuşmaları dinlemeye takılan Üsteğmen Yüzbaşılığa, “çaresine bakarız” diyen Yarbay ise Albaylığa terfi etti...

Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT) tespit ettiği, PKK mensuplarından “bizim adamlar” diye sözeden ve “Çok PKK'lı vuruluyor diye Heron'ları düşürelim” konuşmaları yapan 3 üst düzey subayla ilgili skandal giderek büyüyor. PKK'nın daha fazla kayıp vermemesi için çalışma yaptığı belirlenen ve “ihanetle” suçlanan subayların hiçbirin açığa alınmadığı gibi terfi ettirilerek TSK bünyesinde çok kritik görevlerde bulunmaya devam ettikleri ortaya çıktı.

FIRAT Ç. ÇİĞLİ 2. ANA JET ÜSSÜNDE

MİT tarafından PKK'lı teröristler için “bizim adamlar” derken ve “Çok zayiat veriyoruz. Ya koordinatlarını değiştirin ya da Heron'ları düşürün” dediğini tespit ettiği Fırat Ç., sözkonusu dönemde Hava Pilot Üsteğmen rütbesindeydi. Dönemin Hava Kuvvetleri Savcısı “çürük çetesi” lideri Albay Ahmet Zeki Üçok tarafından ifadesi alınıp serbest bırakılan Fırat Ç., şuan Yüzbaşı rütbesinde ve İzmir Çiğli İkinci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda pilot olarak görev yapıyor. Subay arkadaşları tarafından Genelkurmay'a PKK'lı diye şikayet edilen Yüzbaşı Ç., Ege sınırlarımızı koruyan en önemli birlikte, milyon dolarlık jetlerle uçuşlar yapıyor.


SELÇUK Ç. ESKİSEHİR'DE GÖREVLİ

İhanet görüşmesindeki Heronların düşürülmesi isteğine “Tamam bir çaresine bakarız” karşılığı veren ve sadece ‘tanık' olarak ifadesi alınan ikinci subay ise Selami Selçuk Ç. idi. Hava Pilot Yarbay rütbesinde olan Selçuk Ç. de skandal ortaya çıktıktan sonra terfi aldı. Şuan Albay rütbesinde olan Selçuk Ç., Eskişehir 1. Hava Kuvvet Komutanlığı'nda bombardıman pilotu olarak görev yapıyor. Ağır PKK'ya yönelik sınır ötesi hava hareketların da da katılan Eskişehir'deki Komutanlık, Türkiye'nin en önemli ağır hava bombardıman birliği olarak gösteriliyor.

ÇANAKKALE BOĞAZ KOMUTANI OLDU

Fırat Ç.'nin Heronları durdurması için yardım istediği bir diğer isim ise MİT tarafından kısa sürede tepsit edilmiş ve Tuğamiral Alaettin S. olduğu ortaya çzıkarılmıytı. Alaaddin S., tespitin yapıldığı dönemde Heronlarla ilgili en kritik birim olan Genelkurmay'daki ODC'nin başındaki isimdi. ODC, ABD'li ve Türk subayların birlikte çalıştığı, Heron görüntülerinin analiz edildiği birim olarak biliniyor. Alaettin S., skandalın ortaya çıkmasından sonra buradan alınarak Çanakkale'ye gönderildi. Alettin S. şuanda Türkiye'nin en kritik konumlarından birisi olan Çanakkale Boğazı'nın komutanı. Rütbesi “Boğaz ve Garnizon Komutanı Tuğamiral” oldu.

Telefondaki ses sesleriyle eşleşti

İhanet skandalı dosyasının üzerini örttüğü iddia edilen Çürük Çetesi tutuklu sanığı Albay Ahmet Zeki Üçok'un avukatı Celal Ülgen, yaptığı yazılı açıklamada; telefon görüşmesinde ‘Fırat' şeklindeki seslenmeden dolayı bu isimdeki tüm Fırat isimli subayların ifadesine başvurulduğunu, Hava Kuvvetleri'nde görevli havacı pilot üstteğmen Fırat Ç. ile telefondaki ses kaydına yönelik Jandarma ve Emniyet kriminalin “iki sesin benzer olduğu” şeklinde rapor verdiğini açıkladı.

ÜÇOK ŞÜPHELİ EYLEM BULAMAMIŞ

Ülgen, dosyanın bu nedenle dosyanın Hava Kuvvetleri Komutanlığı askeri savcılığına gönderildiğini ve dosyanın müvekkili olan ve o tarihte dosyayı üstlenen savcı olan Albay Üçok'a ses kaydının alınmasından 1.5 yıl sonra ulaştığını savundu. Müvekkili Albay Üçok'un askeri savcı olduğu dönemde dosyayı kapatmaya çalıştığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunan Avukat Ülgen, Fırat Ç.nin tüm yakın çevresiyle birlikte teknik takibe alınmasına, bilgisayar kayıtları ve evinde arama yapılmasına rağmen hiç bir şüpheli eylem tespit edilemediğini savundu.

‘O SES AMİRALİN SESİNE BENZİYOR'

Açıklamada, savcı Üçok'un görevdeyken bir Amiral'in telefonda komutan olarak konuşan kişi olduğu yönünde bir ihbar geldiği ve ses kaydıyla ilgili Jandarma Kriminal'de yapılan karşılaştırmalarda ‘Benzer ses olabilir' raporu verilmesi üzerine dosyalın Genelkurmay Savcılığı'na gönderildiği savunuldu.

MİT yakalayıp Başbuğ'a verdi


2007 yılında MİT'in takibine takılan ihanet konuşmasına ilişkin rapor anında dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ'a iletildi. Sözkonusu personelin anında açığa alınması beklenirken, aksine ismi geçen personeller terfi aldı. Soruşturma ise 3 yıldır sürüncemede bekletiliyor. Skandal olayla ilgili yargı sürecinde, Karargah Evleri dosyasına bakan Albay Üçok görevlendirildi. Üçok, Heron dosyasını Karargah Evleri dosyasıyla birleştirmedi ve sadece Üsteğmen Ç.'nin şüpheli sıfatıyla ifadesini alıp serbest bıraktı. Yarbay Ç. ise tanık sıfatıyla dinlendi.

MAHKEME MAHKEME DOLAŞTI

Emniyet ve Jandarma Kriminal raporlarıyla skandaldaki sesi tespit edilen, Tuğamiral Alaettin S. ile ilgili ise Askeri Savcı Üçok hiçbir işlem yapmadı. Skandal dosyayı üç yıl bekleten Üçok, şuan “çürük çetesi” yöneticisi olmaktan tutuklu. Üçok'un tutuklanması üzerine görevlendirilen yeni savcı Hakan Özbek, şüphelilerden birinin amiral olması nedeniyle dosyayı Genelkurmay Savcılığı'na gönderdi. Ancak herkesin kaçtığı dosyayı Genelkurmay Savcılığı kabul etmedi. Uyuşmazlığı Milli Savunma Bakanlığı Adalet Komisyonu karara bağladı. Soruşturmayı Genelkurmay Askeri Savcısı'nın yürütmesi kararlaştırıldı.

‘Suç işleyen TSK'da barınamaz' demişti

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, yaptığı açıklamalarda defalarca “TSK içinde darbeciler barınamaz, barındırmam” dedi. Başbuğ, suça karışanların da TSK'dan temizleneceğini ifade etti. Ancak “darbecilerin” dışında “PKK'lılara adamımız” diyenlerin TSK içinde hala açığa alınmamış olması kafa karıştırdı. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül skandalı doğrularken, Genelkurmay konuyla ilgili günlerdir sessizliğini koruyor. Star

18 Temmuz 2010 Pazar

İhanet içindeki Yarbay ETÖ'cü çıktı

3| | |HAİN ERGENEKONCU ÇIKTI| | |4
Heron'a yakalanan PKK'lılar için “Adamlarımız çok zayiat verdi. Ya Heron'u düşürün ya da kordinatlarını değiştiren” diyen Üsteğmen Fırat Ç.'ye “Çaresine bakarız” yanıtı veren Yarbay Selim Selçuk Çakmaklı'nın Ergenekon'la bağlantısı olduğu saptandı. Albay Selçuk Çakmaklı'nın Ergenekon kapsamında yürütülen Karargah Evleri soruşturmasında tutuklandığı belirlendi. Edinilen bilgilere göre Ergenekon içinde Karargah Evleri soruşturması yürütülmesine neden olan rapor Yarbay Selçuk Çakmaklı'nın bilgisayarından ele geçmişti. MİT, ardından bu raporu Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdi. Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz de Genelkurmay'dan bilgi istemişti. Genelkurmay'ın emri üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığı, 31 Mayıs 2008'de soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında Çakmaklı'nın, askerî kesimin başında gösterilen ve Ergenekon kapsamında tutuklanan Albay Cengiz Köylü'ye bağlı çalıştığı öne sürüldü.
PKK'lıları tesbit eden Heron'un düşürülmesini isteyen subaya “Çaresine bakarız” diyen Yarbay Selçuk Çakmaklı'nın Karargah Evleri soruşturmasında tutuklandığı ortaya çıktı.


Heron'a yakalanan PKK'lılar için “Adamlarımız çok zayiat verdi. Ya Heron'u düşürün ya da kordinatlarını değiştiren” diyen Üsteğmen Fırat Ç.'ye “Çaresine bakarız” yanıtı veren Yarbay Selim Selçuk Çakmaklı'nın Ergenekon'la bağlantısı olduğu saptandı. Albay Selçuk Çakmaklı'nın Ergenekon kapsamında yürütülen Karargah Evleri soruşturmasında tutuklandığı belirlendi. Edinilen bilgilere göre Ergenekon içinde Karargah Evleri soruşturması yürütülmesine neden olan rapor Yarbay Selçuk Çakmaklı'nın bilgisayarından ele geçmişti. MİT, ardından bu raporu Genelkurmay Başkanlığı'na gönderdi. Ergenekon soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Savcı Zekeriya Öz de Genelkurmay'dan bilgi istemişti. Genelkurmay'ın emri üzerine Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askerî Savcılığı, 31 Mayıs 2008'de soruşturma başlattı. Soruşturma sırasında Çakmaklı'nın, askerî kesimin başında gösterilen ve Ergenekon kapsamında tutuklanan Albay Cengiz Köylü'ye bağlı çalıştığı öne sürüldü.

Bu arada, Cengiz Köylü'nün aynı soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeleri alındı. Köylü, tanık olarak verdiği ifadede Sami Selçuk Çakmaklı'nın, 2007 yılında kendi emrinde öğretim elemanı olarak çalıştığını söylediği öğrenildi. Taraf

17 Temmuz 2010 Cumartesi

İşkenceden kör oldu - Video

Zayiat veriyoruz. "Heronlar'ı ya düşürün ya da koordinatları değiştirin" diyordu. Bu ihanet talebine iddiaya göre Yarbay Selçuk Ç. "çaresine bakacağız" diyerek dahil oluyordu. Hiç şüphesiz bu konuşmalar en çok şehit ailelerinin yüreğini yaktı. En çok onları derinden yaraladı Basına yansıyan bilgilere göre MİT'in tespit ettiği ihanet ile ilgili, Askeri savcılık soruşturma başlattı. Ancak iddialara göre sonuç da konuşmanın içeriği kadar vahimdi. Üsteğmenin ifadesi alındı, bir gün nezarette tutuldu. Yarbay ise tanık olarak dinlendi. Ve iki subay da hiç bir ceza almadan görevlerine döndü. Büyük ihanetin basına yansımasının ardından vatandaşlar arasında infiale yol açtı. Aradan geçen zamana rağmen konunun birinci muhatabı TSK'dan hiç bir açıklama yapılmadı.
12 eylul
Referandum, 12 Eylül'de işkence gören birçok kişi için, darbecilerle hesaplaşma fırsatı.

Hiçbir siyasi olaya karışmadığı halde işkencelere maruz kalan bu isimlerden biri, Abdurrahman Yücel. 12 Eylül'de gördüğü işkenceler sonucu gözlerini kaybeden yücel herkesi referandum'da 'evet' demeye çağırıyor.

Türkiye12 Eylül1980'de darbeyi yaşadı. Karanlık odakların kirli oyunlarla - kanlı eylemlerle olgunlaştırdığı darbe sonrası insan hakları ayaklar altındaydı.

Binlerce masum, bu karanlık dönemde işkence gördü. Adıyamanlı Abdurrahman Yücel bunlardan sadece biri.... "Abdurrahman Yücel sen misin?" sorusuyla başlayan hikâyesi, sırf isim benzerliğinden dolayı gördüğü işkencelerle tam bir trajediye döndü.


Yücel, dönemin meşhur işkencehanesi 'Pirin Palas Hapishanesi'ndeki karanlık odada yediği dayakları anlatırken o günleri yaşıyorcasına sesi titriyor.

Bu işkenceler sırasında gözlerini kaybettiği gibi işitme yetisi de büyük kayba uğruyor.

İki ay boyunca gördüğü işkencelerden sonra hiçbir açıklama yapılmadan, kiminle karıştırıldığı bile söylenmeden serbest bırakılmış Yücel... Hayatının geri kalan 30 yılı da 'karanlıklar' içinde geçmiş.

Şimdi, bir hiç uğruna kaybettiği gözlerinin hesabını sormaya hazırlanıyor. Bütün vatandaşları referandumda 'evet' demeye çağırırken, 'Darbecilere ilk davayı ben açacağım.' diyor.

SAMANYOLU HABER TV

16 Temmuz 2010 Cuma

Şehitlerin kemikleri sızladı- Video


şehit

Elinde o ihanet belgesinin yayınlandığı Bugün Gazetesi. Hayretler içinde o ifadelere bakıyor. Arkasındaki duvarda ise daha hayatının bağrında toprağa düşmüş şehitlerin fotoğları var.

Temsilcisi olduğu binlerce şehit ailesinin tercümanı oluyor Şehit Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Mehmet Güner. İçi dolu Güner'in. İfadeler boğazında düğümleniyor. Kınalı kuzuların emanet edildiği bazı komutanlarınterörörgütüne yardım etmek için kendi uçağını düşürmeyi planlamasına akıl sır erdiremiyor. Onlar, "Gereken yapılacaktır" gibi klişe sözleri duymak istemiyor. Bakmaya kıyamadıkları evlatlarının ölümünden sorumlu gördükleri o iki subayın hesap vermesini istiyor. Hasan Yüksel de şehit babası. Tek evladı olan Sezer'i 1996'da Diyarbakır Lice'de bir çatışmada terhisine 85 gün kala şehit vermiş. Hergün oğlunun mezarı başına gidiyor. Yani acısı hala taze. Ama bu haber onu daha bir yıkmış. Aradan 2 yıl geçmesine rağmen olayın üzerine gidilmemesine içerliyor.Gözleri doluyor. Bir diğer şehit Babası Ahmet Dikiciler ise haberi görünce yıkılmış. Yaşananlardan utanç duyduğunu söylüyor. Genelkurmay'ın sessiz kalıp, bir açıklama yapmamasına anlam veremiyor.

Türkiye'yi dehşete düşüren ihtimal- Video

Büyük ihanetin faturası "Dağlıca" mıydı? 13 Mehmetçik PKK'lılar "çok zayiat vermesin" diye mi şehit düştü? Türkiye, ihanet konuşmalarıyla Dağlıca baskını arasında bağlantı var mı, bunu bilmek istiyor. Türkiye "Heronları düşürüp PKK'lıları kurtarma" planını artık biliyor. Yetkililer suskun. Ancak şehit aileleri tatmin edici bir açıklama bekliyor. Çünkü ortada çok fazla soru ve şüphe var.
Teen Boy Watching a Scary Show on Television clipart
Büyük ihanetin faturası "Dağlıca" mıydı? 13 Mehmetçik PKK'lılar "çok zayiat vermesin" diye mi şehit düştü?
dağlıca
Türkiye, ihanet konuşmalarıyla Dağlıca baskını arasında bağlantı var mı, bunu bilmek istiyor.

Türkiye "Heronları düşürüp PKK'lıları kurtarma" planını artık biliyor. Yetkililer suskun. Ancak şehit aileleri tatmin edici bir açıklama bekliyor. Çünkü ortada çok fazla soru ve şüphe var.



SAMANYOLU HABER TV

16.07.2010 21:09:15

Taraf öyle bir manşet attı ki...

Bugün gazetesinin dün yayımladığı eşine rastlanmamış askerî skandalla ilgili habere cevap gelmedi.
PKK'ya karşı mücadelede Türkiye'nin önemle üzerinde durduğu insansız hava aracı Heron'larla ilgili skandal bir olayın yaşandığı ortaya çıktı. MİT'in 2007'de tesbit ettiği bir telefon görüşmesine göre Üsteğmen Fırat Ç, PKK'lıların yerinin deşifre edilmemesi için pilot Yarbay Selami Selçuk Ç'den Heronlar'ın düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini istedi.



Karargah soruşturmasında

Bugün gazetesinin haberine göre skandal görüşme 10 Ekim 2007'de yaşandı. Ankara'daki 388 XX X6 nolu sabit telefondan bir GSM numarasını arayan Üsteğmen Fırat Ç, Heronların çok iyi tesbit yaptığını, PKK elemanı olan kendi adamlarının çok zayiat verdiğini aktardı. Heronlar'ın düşürülmesini ya da koordinatlarının değiştirilmesini isteyen subaya karşı taraf ise bir çaresine bakacakları cevabını verdi. Skandal konuşmayı tesbit eden MİT, gereğinin yapılması için konuyuKara KuvvetleriKomutanlığı'na iletti. Kara Kuvvetleri Komutanı (O dönem İlker Başbuğ) ise 28 Ekim 2007'de olayla ilgili soruşturma emri verdi. Skandal konuşmayı yapan subaylarınHava KuvvetleriAskerî Savcılığı'nda devam eden İP/Karargâh Evleri soruşturmasında adlarının geçmesi nedeniyle davanın bu dosya üzerinden devam etmesi için yetkisizlik kararı verilerek dosya, Hava Kuvvetleri Askerî Savcılığı'na, İP/Karargâh Evleri soruşturmasını yürüten Hava Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok'a verildi.

DosyayaGenelkurmaybakacak

Dava dosyasına 2009'un Temmuz ayına kadar dokunmayan Üçok'un, Üsteğmen Fırat Ç.'yi şüpheli olarak dinlediği ve sadece bir gün nezarete alıp tutuklamaya sevk etmeden bıraktığı iddia edildi. Ayrıca Üçok'un, Üsteğmen Fırat Ç.'yi “bir çaresine bakarız” diyen Yarbay Selami Selçuk Ç.'yi ise şüpheli sıfatıyla değil tanık sıfatıyla dinleyip hakkında işlem yapmadığı öğrenildi. Üçok'un “sahte çürük raporu çetesi” soruşturmasından tutuklanması üzerine Hava Kuvvetleri Askerî Savcılığı'na atanan Hâkim Albay Hakan Özbek ise dosyadaki sanıklardan birinin amiral olması ihtimaline binaen soruşturmayı yürütecek merciin Genelkurmay Askerî Savcılığı olduğunu belirterek görevsizlik kararı verdi. Hava Kuvvetleri Askerî Savcılığı'nın yetkisizlik kararında amiral şüphelinin kim olduğu belirtilmediği gerekçesiyle dosyayı alan Genelkurmay Askerî Savcısı Hâkim Binbaşı Yaşar Yüce de Nisan 2010'da yetkisizlik kararı verdi. Ortada kalan dosya, ihtilafın halli için MSB Adalet İşleri Başkanlığı'na gönderildi. Başkanlık dosyaya bakmakla görevli yerin Genelkurmay Savcılığı olduğu kararını verdi. Dosyaya normal şartlarda Hâkim Binbaşı Yaşar Yüce'nin bakacağı belirtildi.

Subaylardan şikâyet mektubu

Havacı subayların konuşmaları görev yaptıkları askerî birliklerde büyük rahatsızlığa neden oldu. “Sayın Komutanım” diyerek üstlerine mektup yazan bir askerî personel “PKK'lı olan Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. birliğimizde bir huzursuzluk sebebidir“ dedi.

Başbakanlık: İddia çok vahim

Bu arada Başbakanlık, “soruşturma” ve ilgili yerlerden “bilgi alma” süreci başlattı. Taraf'ın Başbakanlık kaynaklarından aldığı değerlendirme şöyle: “Olay çok ciddi ve vahim. Soruşturma neden savsaklanmış bunun yanıtı araştırılacak. Güvenlik güçleri bu tür zaaflarda hassas olmalıdır.”

TARAF

15 Temmuz 2010 Perşembe

Nefes kesen operasyon - Video

BU KAHPE DÖLLERİNİN ARKASINDAKİ, TERÖRDEN NEMALANAN SOYSUZLARI GÖR ARTIK EY HALKIM
operasyon
Polis adım adım takip etti, kameraya aldı. Helikopterler havadan eylem hazırlığı yapanları görüntüledi.

Referandum sürecini baltalamak için molotoflu ve ses bombalı eylem düzenleyen örgüt yandaşları polisin havadan ve karadan yaptığı takipten kurtulamadı.

Terör örgütü yandaşları son olarak geçtiğimiz hafta sonu Gazi mahallesinde sokakları karıştırmaya çalıştı. Yollara barikat kurup polisi taşlayan, ses bombası patlatan örgüt yandaşlarının eylemi sırasında kameralar kayıttaydı.






15.07.2010 23:13:19

13 Temmuz 2010 Salı

Pes dedirten savunma - Video

Tutuklu sanık Yıldırım, illegal kayıtların nasıl ve kimler tarafından kaydedildiği ya da nasıl elde edildiği konusunu açıklayamadı.
pesss
Millete Komplo Davası'na, 9. duruşma ile devam edildi. Savunma sırası, Aydınlık Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Deniz Yıldırım'daydı.

Duruşmaya savunması ve çarpraz sorgusu önceki duruşmalarda tamamlanan Çiçek de katıldı. Dava ise sanık Yıldırım'ın savunmasıyla devam etti. Yıldırım Başbakan'a ait telefon konuşmalarını Aydınlık'ta yayınlayan kişiydi. Bu yüzden "kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kayıt etmek, özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek, devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek, kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak"la suçlanıyordu.

Derginin genel yayın yönetmeni olan Deniz Yıldırım, Başbakan ile ilgili yasadışı dinmele kayıtlarının yayınlanmasını "basın faaliyeti" olarak savunmaya çalıştı. Yıldırım, "kişisel olarak alakam yok dedi".

Kayıtların iddia edilen ETÖ'nün özel istihbarat arşivinden, kendilerine haber yapmaları için gönderildiği iddialarını ise geçiştirdi. Tutuklu sanık Yıldırım, illegal kayıtların nasıl ve kimler tarafından kaydedildiği ya da nasıl elde edildiği konusunu açıklayamadı.

Daha önceki duruşmalarda "benden onur intiharı beklemeyin" diyerek bir yerlere mesaj gönderdiği ileri sürülen Çiçek, askeri savcılık iddianamesinden sonra konuşmadı...


SAMANYOLU HABER TV

Cuntayı kurtarma planı - Video

darbe cunta 28 şubat
Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek, Millete Komplo Belgesi deşifre olduktan 1 yıl sonra "Tek suçlu" ilan edildi.

1 yılda gelinen bu nokta ise "Millete Komplo" belgesini savcılara ulaştıran ihbar mektubundaki 9 aşamalı "karartma planını" hatırlattı. Meçhul subay, o mektupta Karargah'a kadar sızdığını iddia ettiği cuntanın bu belgenin üstünü örteceğini, bunun için de 9 aşamalı bir plan hazırlandığını anlatılıyordu. İlk aşamada belgenin içeriğini unutturmak vardı...

Askeri savcılık kafaları karıştırdı - Video

İddianamede Ergenekon'un Erzincan yapılanmasında yer aldıkları öne sürülen sanıklar, mağdur sıfatıyla yer alıyor. Oysa askeri savcılığın mağdur dediği şahıslarla ilgili çok vahim iddialar, bu iddialarla ilgili Erzurum'da başlayan ve İstanbul'da devam eden bir yargılama var. Üstelik bu sanıkları yargıdan kurtarmak için başlatılmış illegal girişimlere ait de ses kayıtları da ortada duruyor.Askeri savcılığın asıl mağdurların adını dahi anmaması ise başka bir çelişki. "Millete Komplo" Planı'nda açıkça Ak Parti hükümetinin nasıl yıkılacağı ve masum insanların nasıl terörist ilan edileceği anlatılıyordu. Ancak iddialara göre askeri savcılık bu durumu mağduriyet sebebi görmedi... İddianamedeki en dikkat çekici bölümlerden biri ise ihbarcı subayla ilgili. İddianame ihbarcı subayın Genelkurmay Karargahı'nda yaşanan her şeyi bilen biri olduğu yazıyor. Sivil savcılara gönderilen belgelerin de gerçek olduğu kamuoyuna açıklanıyor. Star'ın haberinde tırnak içi bir ifade daha var ki, bu ifadeden askeri savcılığın Genelkurmay'da bir cunta yakaladığı anlaşılıyor.
cicek
Askeri savcılığın "Dursun Çiçek" iddianamesi cevapsız sorular ve çelişkilerle dolu..

Milleti terörist ilan etme planındaki imzanın Çiçek'e ait olduğunu 4 kurum 7 kere doğruladı. Askeri savcılığa göre de Çiçek suçlu. Ama askeri savcılığın tek suçlunun Çiçek olduğunu iddia etmesi ve bütün bu yaşananları terfi alamama kızgınlığına bağlaması akıllarda soru işaretleri oluşmasına sebep oldu. Zira belge ortaya çıktığında karargahtaki bazı birimlerde belge temizliği yapıldığını, ihbarcı subay haber verilmiş, imha operasyonuna katılan askerler de doğrulamıştı. Askeri savcılığın bu iddiası,Dursun Çiçekfeda edilerek, asıl yapı kurtarılmaya mı çalışılıyor sorusunu akla getirdi. Bu soruyu sorduran başka bölümler de var. İddianamede Ergenekon'un Erzincan yapılanmasında yer aldıkları öne sürülen sanıklar, mağdur sıfatıyla yer alıyor. Oysa askeri savcılığın mağdur dediği şahıslarla ilgili çok vahim iddialar, bu iddialarla ilgili Erzurum'da başlayan ve İstanbul'da devam eden bir yargılama var. Üstelik bu sanıkları yargıdan kurtarmak için başlatılmış illegal girişimlere ait de ses kayıtları da ortada duruyor.Askeri savcılığın asıl mağdurların adını dahi anmaması ise başka bir çelişki. "Millete Komplo" Planı'nda açıkça Ak Parti hükümetinin nasıl yıkılacağı ve masum insanların nasıl terörist ilan edileceği anlatılıyordu. Ancak iddialara göre askeri savcılık bu durumu mağduriyet sebebi görmedi... İddianamedeki en dikkat çekici bölümlerden biri ise ihbarcı subayla ilgili. İddianame ihbarcı subayın Genelkurmay Karargahı'nda yaşanan her şeyi bilen biri olduğu yazıyor. Sivil savcılara gönderilen belgelerin de gerçek olduğu kamuoyuna açıklanıyor. Star'ın haberinde tırnak içi bir ifade daha var ki, bu ifadeden askeri savcılığın Genelkurmay'da bir cunta yakaladığı anlaşılıyor.

Çiçek: Yargıtay'a da uzaya da...

3| | |Dursun Çiçek, tek bir yetkili mahkemede yargılanmak istediğini söyledi| | |4
EMRİN OLUR BAY CUNTACI!..İSTERSEN HAKİMİ MAHKEMEYİ HATTA CEZAYI SEN KENDİN SEÇ!..AKLIMIZA MUKAYYET OL YA RAB; BU REZİL NASIL OLSA BİR ŞEKİLDE CEZADAN PAÇAYI KURTARACAK, NE OLUR BU REZİLİN CEZASINI SEN VER ALLAH'IM, ONU SANA HAVALE EDİYORUZ....AMİN
imza dursun çiçek
Dursun Çiçek, tek bir yetkili mahkemede yargılanmak istediğini söyledi

'AK Parti ve Gülen'i bitirme planı' belgesiyle ilgili davada tutuklu yargılanan Kurmay Albay Dursun Çiçek, Erzurum'dan gönderilen Cihaner davası ile Yargıtay'daki Cihaner davalarında da yargılandığını belirterek, "Bir insan aynı suçtan 3 farklı yerde yargılanabilir mi? Yetkili mahkeme neresiyse orada kendimizi bir kez savunalım." diye yakındı.

Tutuklu sanık Deniz Yıldırım'ın avukatlarının savunmalarını tamamlamasının ardından duruşmada söz alan Dursun Çiçek, bugünkü gazetelerde yer alan Askeri Mahkemede hakkında açılan davanın iddianamesine ilişkin haberlere değinerek, "Yaklaşık üç haftadır duruşmaları siz de biz de izliyoruz. Birlikte yargılandığımız sanıklara herhangi bir irtibatım olmadığı tescillenmiştir." diye konuştu.

Bu günlerde 'Dürüst yagılama hakkı' diye birkitapokuduğunu söyleyen Çiçek, eğer hakim peşin hükümle mahkemeye çıkarsa, sizi tenzih ediyorum, bizim burada anlattıklarımızın hiçbir anlamı kalmaz. Siz, bizi Türk milleti ve kamu vicdanı adına bizi yargılıyorsunuz." ifadesini kullandı.

Önümüzdeki Salı günüGenelkurmayAskeri Savcılığı'nda hakim karşısına çıkacağını hatırlatan Çiçek, "Masum olduğumuzu orada da aktaracağız. Gerekirse yargıtaya da uzaya da gideriz. Bundan çekincemiz yok. Bir sanık 3 ayrı yerde yargılanır mı? Fiil olması için Erzurum'a da götürüldük. Yargıtay'da Cihaner dosyasında sıklıkla ismimiz geçiyor. Üç haftadır da buradayız. Haftaya da askeri mahkemede yargılanmamız başlayacak. Orada da savunmamızı yapacağız. Yetkili mahkeme neresiyse orada bir kez anlatalım derdimizi ve bir kez hangi mahkemede, bunları bir kez anlatalım ve savunalım kendimizi. Çelişki çıkmasın, gerçekler ortaya çıksın." dedi.

30 Haziran 2009 tarihinde nöbetçi mahkemede tutuklandıktan sonra 1 Temmuz 2009 tarihinde oy çokluğuyla tahliye edildiğini belirten Çiçek, izinde olan hakimler nedeniyle geçici olarak heyette yer alan üye hakim Faik Saban'ın, kendisini tahliye eden heyette de yer aldığını hatırlattı. Saban hakkında bu karardan sonra aleyhte yayınlar yapıldığını belirten Çiçek, "Hukukun gereğini yapan hakimlere de siyasiler ve onların destekçisi medya tarafından baskı yapılıyor. Askeri mahkemede yargıçların viedanını seslenerek gerçekleri anlatmaya çalışacağım." şeklinde konuştu.

Salı günü askeri mahkemedeki duruşmaya tutuklu olarak gönderilmesinin birçok prosedür içereceğine de dikkat çeken Çiçek, "33-34 yıl hizmet etmiş bir subay olarak tahliyeme karar verin ki görevimizin başına ve ailemizin yayına gidelim." dedi.

CİHAN