RECEP AYDIN-Sosyal Bilimci
Uzun bir zamandan beri bakıyorsunuz,herkese ders verecek kadar alim olduğunu zanneden bazıları,okulda olsun,dışarıda olsun konuşmalarına gazeteci de çağırıyorlar.Gazeteler sırf tiraj için sansasyon doğuracak haber yapıyor.Adeta ders yapmıyor,medyaya haber üretiyorlar."Belki çok şey biliyorlar.Ama bildiklerini değil,bilmediklerini konuşuyorlar ki haber olsun.Konuşmaları,din ve siyaset hakkındaki bilgilerinin 200-300 kelimeyi geçmediğini,bilmediklerini ortaya koyuyor".Bu durum bana ilkokul yıllarımı hatırlatıyor.Ama o zamanlar bir kısım anne-babalar da,çocuklarının Türkçe bildiğini zanneden velileri ikaz eder,Türkçe'nin konuşmaktan ibaret olmadığını anlatmaya çalışır,"Bilmiyorlar,öğrensinler" derlerdi.Görsel medyada bakıyorum da,din ve siyaset hakkında saçmalayanları ikaz edenler olmuyor mu,yoksa ikazlardan mı anlamıyorlar mı? Atalarımız,"Başın yok mu deyince yoklamalı" derlerdi.Bu hikmetli sözü yeniden canlandırmalı...
Üç konu var ki,insanlar bildiklerini zannettikleri için bilmediklerini de bilmeyecek derecede cahil kalmaktadırlar.Bu üç konunun üçü de hayatın olmazsa olmazlarıdır. Bunlar;insanın fıtratında olan dil, din ve siyasettir.Konuşuyor ya, "Anadilim,biliyorum" diyor.Düşünüyor ya,"siyaset budur" diyor.İnsanın tarifi, "İnanan canlıdır" ya, "dini biliyorum" zannediyor.
Hikaye:Padişah tebdil-i kıyafetle dolaşıyor.Koyunlarını otlatan bir çobanla zeytin ağacının altına oturmuş konuşuyorlar.Padişahın soruları üzerine çoban "Padişahın yetkisi, şu sopamı havaya atıp düşünceye kadar benim olsa her şeyi hallederim" iddiasında bulunuyor.Neticede Padişah,"Sopanı at,düşene kadar yetki sende" diyor.Sopayı havaya fırlatan çoban, "Bu zeytinlik vakıf,koyun otlatmak serbest" diyor.
Şimdi bakıyorsunuz bazı kimselerin,siyaset denince bütün meseleleri ezanın Müslümanların birlik sembolü yönünü tahrip,içkinin yaygınlaşması,kadınların açılıp saçılmasına karışmak,gericilik gibi tarifi güçlünün yetkisinde kavramlardan ibaret,10-15 kelimeden ibaret bir lügat.Bir taraftan İngilizce 30.000 kelime bilmekle, diğer taraftan dinleri için ezandaki üç kelimeyi öğrenmemek inadıyla övünüyorlar.İktidarlardan istekleri ezanın bir köyde Türkçe,diğerinde Kürtçe, öbüründe Lazca, Zazaca.....okunmasına yol açmaktır.
Şimdi hepimiz için modern teknoloji önemli bir imkandır.Camilerde Müslümanları aydınlatacak vaazlar yapılıyor.Hepsi değilse de bazı radyo,televizyon ve gazetelerde güzel konuşmalar,yazılar var. Kitaplar, CD'ler her yerde bulunabiliyor.Kendileri amel etmek için değil,sadece Müslüman'a saldırmak için İslam'dan birkaç kelime öğrenmiş olanlar bu imkanlardan yararlanmalıdır ki,hiç olmadı saldırırken gülünç olmasınlar.
İnsan,ekmel-i mahluk ve eşref-i mahluktur."Herkesi kör,alemi sersem zannetmek" kimseye yarar sağlamaz...İnsanı aşağılayan, neticede kendini kendini aşağılar. Özellikle Türkiye'de bilmediğini bilmeyenler bir kere daha düşünmek zorundadırlar.Müslüman aydınlıktadır.Milletimize, "Çarıklı Erkan-ı Harp" denir.Bu insanımızın İslami basireti,fehim ve idrakiyle hak ettiği bir ünvandır...