
“Aha orası” denen yer Sevdin bölgesiydi. Kritik bir bölgeydi. Tunceli’nin doğu istikametine doğru açılma kapısıydı. Yerleşim yerlerinden uzak olması nedeniyle teröristler tarafından her yere mayın döşendiğinden birliklerin gitmek istemedikleri bir yerdi. Nitekim uzunca bir zaman operasyon düzenlenmemişti. Bir önceki Tunceli İl J.Komutanı Albay Namık DURSUN o bölgeye hiç girmemişti.
Kendisi Kazakistan’dan seçilerek buraya gönderilmişti. Aslında manga komutanlığı bile yoktu, daha hayatında bir kerecik askeri birlikte tekmil bile almamıştı ama olsun prens değil miydi? Hatta yardımcısı Jandarma Albay Vedat ÇOLAK sağda solda kendisi için “ Dunkof, daha tekmil almasını bilmiyor, gelmiş bana iç güvenlik harekâtını öğretmeye çalışıyor.” diyordu. Olsun yılmak yoktu, gerekirse tekmil almasını da öğrenecekti. Hem karacılar da 6 terörist öldürmüştü, kendisinde ise 3 aydır tık yoktu. Bölge Komutanını kandırmak hiç zor değildi nasılsa. Bölgenin Kurmay Başkanı Jandarma Albay Mustafa KOÇ’la kafa kafaya vererek teröristler tarafından mayın tarlası haline getirilmiş bölgeye operasyon planlarını yaptılar.

Tuzaklı mayındı patlayan. 4 kişi 4 tarafa basınç etkisiyle dağıldı. Elazığ Jandarma Özel Harekât Tabur Komutanı J. Bnb. Murat Bulut ve bir tim komutanı ile bir bölük komutanı bacaktan yaralanmış; diğer tim komutanının ise 2 bacağı bilek üstünden kopmuştu. Olay yerinde 1 m çapında 40 cm derinliğinde çukur oluşmuş ve kan buraya akmıştı. Çevrede kopan ayak parçaları görünmeyecek kadar küçük parçalar halinde etrafa dağılmıştı. Yapılan incelemede patlayıcı madde hem uzaktan kumanda hem de basma düzenekli olarak tuzaklanmıştı. Diğer tarafta ise Tunceli Jandarma Özel Harekâttan da bir uzman çavuş mayına bastı ve bir bacağını kaybetti.
Harekâta devam edildi. Saat 15.00 civarı planlanan harekât bitti. Temas olmadığı için planda olduğu gibi bölgeden birliklerin çekilmesi gerekiyordu. Zaten mayın olayı moral ve motivasyonu düşürmüş ve bölgenin mayınlı olmasının anlaşılması, birliklerin hareketlerini kısıtlamıştı. Fakat saat 15.30 gibi Tunceli İl Jandarma Komutanı Albay Ali ÖZKARA gece arazide kalınacağını emretti. Hava çok soğuktu, netice yoktu ve yaşanan olaydan dolayı birliklerin morali çok bozuktu. Ast birlik komutanlarının hepsi gece kalmama yönünde görüş bildirdi.
Hatta saat 15.00 gibi harekâta katılan diğer sektördeki 4’üncü Komando Tugayı bölgeyi terk etmeye başlamıştı. Tugay Komutanı Tuğgeneral İsmail ÇEVİKBAŞ, Albay Ali ÖZKARA’ya “Neden gece kalmak istiyorsun? Yoksa geceden bir beklentin mi var?” diye sordu. O da “Evet beklentim var. Burada kesin terörist var. Bizim gece görüş cihazlarımız çok iyi, kesinlikle onları öldüreceğiz.” dedi. Tugay Komutanı “Ne düşünüyorsun gece teröristlerin sızmasını mı bekliyorsun?” diyerek alay etti. Çünkü oraya sızma yapan teröristin enayi olması gerekirdi. Hava çok soğuk, rakım 2000 metre civarında, yerleşilen bölge yer yer karlı ve zeminden bu bölgeye çıkış kayalık ve uçurumdu. Daha da kötüsü hava raporları ertesi günün havasını çok kötü olarak veriyordu.
Birlikler gece için tertiplenirken saat 16.15 sıralarında bir patlama daha oldu. Elazığ Jandarma Özel Harekât taburundan bir uzman çavuş mayına bastı. Sağ bacağını ve sağ gözünü kaybetti. Tugay Komutanı birliğini dinlendirdikten sonra gece geç saatlerde bölgeyi terk etti. Jandarma birlikleri ise ertesi sabahı beklemek zorunda kaldı.
Ertesi sabah endişeli bir bekleyiş vardı tüm birliklerde çünkü helikopterler ile alınmazlarsa bölgeyi terk edemiyorlardı. Etraf kayalık, arazi keskin daha da kötüsü dereler kabardığı için sular geçiş imkânı vermiyordu. Bir süre yağmur devam etmişti. Tüm şartlar zorlandı ve birlikler yağmurun kısa süreliğine dinmesiyle hemen araziden alınarak Tunceli yerine en yakın karakol olan Sarıyayla’ya bırakıldılar.
Hiçbir istihbarı hazırlık yapılmadan sadece kendi yıldızları uğruna yapılan bir operasyon neticesinde üç mayına basılmış ve ağır zayiat verilmişti. Bırakın İl Jandarma Komutanlığını idare etmeyi daha önce manga bile idare etmemiş biri, insanları ölüme sürüklemişti. Bu olaydan sonra ise Kocatepe Karakolunda, Karşılar Karakolunda, Kocakoç Karakolunda ve Kırmızıköprü Karakolunda ne facialara imza atmış ve o dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Işık KOŞANER’e ne yalanlar uydurmuştu ama kimse dokunamadı kendisine. Aslında Jandarma Genel Komutanı da Tunceli ziyaretleri esnasında ne yalancı olduğunu brifinglerde yüzüne de söylemişti.

Bütün bunlar ihmal mi, ihanet mi? Takdir milletimizindir….