
Şehit ailelerinin oluşturduğu dernekler, konuyu yargıya taşımaya hazırlanıyor. Gaziantep Şehit Aileleri Derneği Başkanı Hamza Bayındır, "Milli Savunma ve ordu konuya el atacak mı, atmayacak mı? Sabrediyoruz ve gelişmeleri izliyoruz. Ardından bütün derneklerle irtibata geçip mahkemeye gideceğiz." diyor. MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da, iddiaların spekülasyona ve muallaklığa yer verilmeden cevaplanmasını istiyor. Vural, "Ordu ivedilikle soruşturma başlatmalı. Varsa sorumlular tespit edilmeli. Aksi takdirde terörle mücadele eden kurumlar sıkıntıya düşer." uyarısında bulunuyor. Emekli Jandarma Kurmay Binbaşı Kemal Şahin'e göre ise Hantepe görüntülerinin izahı mümkün değil; hıyanet ya da gaflet...
Şehit dernekleri: TSK gereğini yapmazsa mahkemeye gideriz
Karakolları basacak teröristlerin Heronlar tarafından günler önce tespit edilmesine rağmen saldırılara karşı herhangi bir tedbirin alınmamasına tepki gösteren şehit dernekleri mahkeme yolunda.
Meselenin Türk-Kürt ayrımı olmadığını belirten Bayındır, terör yüzünden Gaziantep'in 180 şehit verdiğini, bunların da 52 tanesinin Kürt kökenli olduğunu aktarıyor. Bütün partilerin birleşerek terörü temizlemesi gerektiğini ifade eden Bayındır, "Şehit Aileleri Derneği olarak bütün partilere sesleniyoruz. Analar ağlamasın. Gözyaşlarının aktığı yeter. Biz barış, birlik, beraberlik içinde çalışalım. Bu mesele Kürt-Türk meselesi değildir. Eğer bu Kürtlük, Araplık, Türklük sorunu ise Gaziantep'te 180 şehit var 52 tanesi Kürt. Mesele Kürtlük meselesi ise 52 Kürt çocuğunu niye vurdular?" diye soruyor. Anadolu insanının asırlardır girmiş olduğu savaşlarda alnının akıyla ve çok az zayiatla çıktığını hatırlatan Bayındır, Türk askerinin gerçek gücünü göstermediğini kaydetti. Darbe teşebbüsünde bulunan ordu mensuplarına da değinen Bayındır, "Heronları düşürün diyen komutanlar ve milletimize darbe yapmak isteyenler nasıl oluyor da hâlâ ordunun içinde barınıp da terfi alıyor anlamıyorum." ifadelerini kullanıyor.
Elbistan Şehit Aileleri ve Gaziler Derneği Başkanı Taki Tapancı ise basına yansıyan görüntülerin, şehit ve gazi yakınlarının kanını dondurduğunu söylüyor. Tapancı, "Hantepe'deki olaylar maalesef biz şehit aileleri ve gazileri derinden yaralamıştır. Gencecik Mehmetçiğimiz, kendi kaderlerine terk edilerek oracıkta hainler tarafından şehit düşürülürken, o çok güvendiğimiz bazı birimler Heronların önceden uyarmasına rağmen olaya adeta film sahnesi gibi seyirci kalmışlardır." diyor. Bu görüntüler sonunda şehit aileleri ile gazilerin akıllarına, içinden çıkılmayacak soruların takıldığını anlatan Tapancı, "Acaba bizim evlatlarımız can verirken kimler seyirci kaldı? Bizlerin kolu bacağı koparılırken kimler bu hainlerle işbirliği içine girdi? Daha acısı, artık millet evladını o canından aziz bildiği vatan görevine göndermeye sakınır hale geldi." diye konuşuyor.
NURULLAH KAYA, HAMİT KAVAK GAZİANTEP, KAHRAMANMARAŞ/ZAMAN
************************************************************************************

Hantepe baskınıyla ilgili görüntülerin yayımlanması üzerine Genelkurmay'ın harekete geçtiği, ancak saldırı için değil haberi basına kimin sızdırdığını bulmak için soruşturma açtığı ortaya çıktı.
Taraf muhabiri Mehmet Baransu'ya konuşan üst düzey bir askerî yetkili, Genelkurmay'ın bu amaçla görüntülerin izlendiği 30 farklı kurumda soruşturma başlattığı bilgisini verdi. Aynı yetkili, görüntülerin ele geçmemesi için geri döndürülemeyecek şekilde silindiğini söylüyor. Haberde, talimatı veren komutanın paniği de dikkat çekiyor: "Bunlar ortaya çıkarsa biz biteriz, kimsenin eline geçmeden bu görüntüleri silin."
Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, skandal emrin soruşturmayla sınırlı kalmadığını belirterek haberinde askerî yetkiliye dayandırarak şu iddiaya yer yerdi: "Heron Merkezi'ndeki bilgisayarlarda bulunan baskındaki ihmal görüntülerinin silinmesinin yanı sıra, gerekirse bilgisayar hard disklerinin imha edilmesi de emredilmiş. 'Bunlar ortaya çıkarsa biz biteriz, kimsenin eline bu görüntüler geçmeden silin' diyen bir komutanın emriyle, görüntüler geri getirilemeyecek bir şekilde silinmiş." Baransu, görüştüğü askerî yetkilinin ihmaller ve Heron görüntüleriyle ilgili olarak ise şu teklifte bulunduğunu belirtti: "Heronların tespit ettiği görüntüleri yeni kurulan Kamu Güvenliği Müsteşarlığı da canlı olarak izlemeli. Bu birime de izleme olanakları sağlanmalı. İhmal iddialarının araştırılabilmesi için elde edilen görüntüler en az iki yıl arşivlenerek, sivil denetime açılmalı."
İSTANBUL ZAMAN
ZAMAN
Taraf muhabiri Mehmet Baransu'ya konuşan üst düzey bir askerî yetkili, Genelkurmay'ın bu amaçla görüntülerin izlendiği 30 farklı kurumda soruşturma başlattığı bilgisini verdi. Aynı yetkili, görüntülerin ele geçmemesi için geri döndürülemeyecek şekilde silindiğini söylüyor. Haberde, talimatı veren komutanın paniği de dikkat çekiyor: "Bunlar ortaya çıkarsa biz biteriz, kimsenin eline geçmeden bu görüntüleri silin."
Taraf gazetesi muhabiri Mehmet Baransu, skandal emrin soruşturmayla sınırlı kalmadığını belirterek haberinde askerî yetkiliye dayandırarak şu iddiaya yer yerdi: "Heron Merkezi'ndeki bilgisayarlarda bulunan baskındaki ihmal görüntülerinin silinmesinin yanı sıra, gerekirse bilgisayar hard disklerinin imha edilmesi de emredilmiş. 'Bunlar ortaya çıkarsa biz biteriz, kimsenin eline bu görüntüler geçmeden silin' diyen bir komutanın emriyle, görüntüler geri getirilemeyecek bir şekilde silinmiş." Baransu, görüştüğü askerî yetkilinin ihmaller ve Heron görüntüleriyle ilgili olarak ise şu teklifte bulunduğunu belirtti: "Heronların tespit ettiği görüntüleri yeni kurulan Kamu Güvenliği Müsteşarlığı da canlı olarak izlemeli. Bu birime de izleme olanakları sağlanmalı. İhmal iddialarının araştırılabilmesi için elde edilen görüntüler en az iki yıl arşivlenerek, sivil denetime açılmalı."
İSTANBUL ZAMAN
ZAMAN
*************************************************************************************
Heron'ların sessizliği

Derin devlet ile PKK arasındaki ilişki, yıllardır ima ediliyordu. Mesela 24 Mayıs 1993'te Bingöl'de 33 erimizin şehit edilmesi olayı hâlâ aydınlanmış değil.
Silahsız ve korumasız olarak üç otobüse dolduran 90 erimizin yolu kesilerek 33'ü katledildiler. İhmalleri var diye birkaç subay yargılandı o kadar. Ama bu katliamdan bir gün sonra, 25 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Demirel'in katılacağı ilk hükümet toplantısında af konusu ele alınacaktı. Katliam, Kürt meselesinin çözümünü bir daha erteletti.
Bir de Sünni-Alevi çatışması için yapılan provokasyonlar var. Bingöl katliamından 38 gün sonra 2 Temmuz 1993'te Pir Sultan Abdal şenlikleri için Sivas'a giden sanatçı ve aydınların kaldığı Madımak Oteli ateşe verildi. 35 kişi yanarak can verdi. Çorum ve Maraş tertiplerinden sonra, Sivas'taki katliam Sünni-Alevi çatışması için sahneye konmuştu. Devletin gözü önünde, tıpkı Heronların gönderdiği görüntülerden PKK katliamlarını seyreder gibi, insanlarımızın diri diri yanması seyredilmişti. Üç gün sonra da misilleme denilerek Başbağlar'da 33 insanımız kurşuna dizilmişti. Şimdi bu iki olay da Ergenekon'un 3. iddianamesinde yer alıyor. 1993, ne kadar önemli bir tarih...
Önceki gün bir televizyon kanalında emekli Koramiral Atilla Kıyat, dehşetengiz şeyler söyledi. 1993-1997 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerin, devlet politikası olduğunu iddia etti. Bugün Ergenekon davasından yargılananların, o yıllarda üsteğmen ve yüzbaşı olarak verilen emirleri yerine getirdiklerini ileri sürdü. O yıllarda cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, genelkurmay başkanlığı yapanlara seslendi: "Yataklarınızda nasıl rahat uyuyorsunuz?"
Ama asıl korkunç haber, 2 Ağustos'ta Taraf'ta manşet oldu: "Generaller askerlerin ölümünü seyretti..." Meğer Hakkari'nin Çukurca ilçesi 3. Taktik Tümen Komutanlığı'na bağlı Hantepe askerî bölgesinde, 20 Temmuz'da 7 askerimizin şehit edilmeleri, bölgeye gönderilen insansız hava aracı (Heron) tarafından naklen yayınlanmış. Ekranlardan seyretmişseniz, o görüntülere can dayanmaz. Mevzideki askerlerimizin üzerine el bombası atılıyor. Kaçanlar kurşuna diziliyor. Mevzilere tekrar giriliyor, askerlerimizin cesetlerine bir daha kurşun sıkılıyor. Bu görüntülerin 30 merkezden seyredildiği söyleniyor. Tam bir saat PKK militanları orada oyalanıyor. 15 dakika mesafede helikopter var, kalkmıyorlar.
Bu nedir Allah aşkına? Buna TSK mensubu hangi subay katlanabilir? Demek yüreği dayanamayanlar oldu, görüntüleri Taraf Gazetesi'ne gönderdiler. İhanet bile bu olayı izah edemez. Çok korkunç bir şey.
En az olay kadar korkunç bir şey daha var. 4 gündür Genelkurmay, Taraf'ın haberiyle ilgili açıklama yapmıyor. Bu görüntüler Hantepe'ye mi aittir? Doğru mudur? Daha önce hava muhalefetinden dolayı yardım edilemediği açıklanmıştı. Hava gayet açık. El bombalarının dumanı bile görülüyor. O halde niye yardım gitmedi? Orada o gece ne oldu? Gazetecilik konusunda duayen olmuş yayın yönetmenleri, köşe yazarları, televizyon habercileri, sunucuları bu haberi neden görmüyorlar? Nedir bu derin suskunluk?
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bu halden, bu suskunluktan daha fazla ne yıpratabilir? Neden "ordumuz yıpratılmasın" diye, sadece hakikatin peşine düşenlere olmadık hakareti, suçlamayı yapanlar, ordumuzu gerçekten yıpratan bu durumu seyrediyorlar?
Bakınız yüreği yanan şehit aileleri, artık Genelkurmay'ın kapısına dayandılar. Açıklama bekliyorlar. Evlatlarının, kendi subaylarımızın döşediği mayınlarla can vermesinin hesabını soruyorlar.
Sadece Genelkurmay ile bildik medya suskun değil. Sayın Erdoğan da, Sayın Kılıçdaroğlu da, Sayın Bahçeli de susuyor. Şehit cenazelerinde şov yapanlar, siyaset yapanlar, herkes susuyor.
Geldiğimiz noktada tek bir çıkış yolu var: Olan bitenin üstü örtülecek gibi değil. Görevini yapmayanlar, varsa ihanet edenler mutlaka hesap vermelidir... TSK, şaibelerden kurtarılmalı, tekrar milletin güvenini kazanmalıdır...
ZAMAN

Derin devlet ile PKK arasındaki ilişki, yıllardır ima ediliyordu. Mesela 24 Mayıs 1993'te Bingöl'de 33 erimizin şehit edilmesi olayı hâlâ aydınlanmış değil.
Silahsız ve korumasız olarak üç otobüse dolduran 90 erimizin yolu kesilerek 33'ü katledildiler. İhmalleri var diye birkaç subay yargılandı o kadar. Ama bu katliamdan bir gün sonra, 25 Mayıs'ta Cumhurbaşkanı Demirel'in katılacağı ilk hükümet toplantısında af konusu ele alınacaktı. Katliam, Kürt meselesinin çözümünü bir daha erteletti.
Bir de Sünni-Alevi çatışması için yapılan provokasyonlar var. Bingöl katliamından 38 gün sonra 2 Temmuz 1993'te Pir Sultan Abdal şenlikleri için Sivas'a giden sanatçı ve aydınların kaldığı Madımak Oteli ateşe verildi. 35 kişi yanarak can verdi. Çorum ve Maraş tertiplerinden sonra, Sivas'taki katliam Sünni-Alevi çatışması için sahneye konmuştu. Devletin gözü önünde, tıpkı Heronların gönderdiği görüntülerden PKK katliamlarını seyreder gibi, insanlarımızın diri diri yanması seyredilmişti. Üç gün sonra da misilleme denilerek Başbağlar'da 33 insanımız kurşuna dizilmişti. Şimdi bu iki olay da Ergenekon'un 3. iddianamesinde yer alıyor. 1993, ne kadar önemli bir tarih...
Önceki gün bir televizyon kanalında emekli Koramiral Atilla Kıyat, dehşetengiz şeyler söyledi. 1993-1997 yılları arasında işlenen faili meçhul cinayetlerin, devlet politikası olduğunu iddia etti. Bugün Ergenekon davasından yargılananların, o yıllarda üsteğmen ve yüzbaşı olarak verilen emirleri yerine getirdiklerini ileri sürdü. O yıllarda cumhurbaşkanlığı, başbakanlık, genelkurmay başkanlığı yapanlara seslendi: "Yataklarınızda nasıl rahat uyuyorsunuz?"
Ama asıl korkunç haber, 2 Ağustos'ta Taraf'ta manşet oldu: "Generaller askerlerin ölümünü seyretti..." Meğer Hakkari'nin Çukurca ilçesi 3. Taktik Tümen Komutanlığı'na bağlı Hantepe askerî bölgesinde, 20 Temmuz'da 7 askerimizin şehit edilmeleri, bölgeye gönderilen insansız hava aracı (Heron) tarafından naklen yayınlanmış. Ekranlardan seyretmişseniz, o görüntülere can dayanmaz. Mevzideki askerlerimizin üzerine el bombası atılıyor. Kaçanlar kurşuna diziliyor. Mevzilere tekrar giriliyor, askerlerimizin cesetlerine bir daha kurşun sıkılıyor. Bu görüntülerin 30 merkezden seyredildiği söyleniyor. Tam bir saat PKK militanları orada oyalanıyor. 15 dakika mesafede helikopter var, kalkmıyorlar.
Bu nedir Allah aşkına? Buna TSK mensubu hangi subay katlanabilir? Demek yüreği dayanamayanlar oldu, görüntüleri Taraf Gazetesi'ne gönderdiler. İhanet bile bu olayı izah edemez. Çok korkunç bir şey.
En az olay kadar korkunç bir şey daha var. 4 gündür Genelkurmay, Taraf'ın haberiyle ilgili açıklama yapmıyor. Bu görüntüler Hantepe'ye mi aittir? Doğru mudur? Daha önce hava muhalefetinden dolayı yardım edilemediği açıklanmıştı. Hava gayet açık. El bombalarının dumanı bile görülüyor. O halde niye yardım gitmedi? Orada o gece ne oldu? Gazetecilik konusunda duayen olmuş yayın yönetmenleri, köşe yazarları, televizyon habercileri, sunucuları bu haberi neden görmüyorlar? Nedir bu derin suskunluk?
Türk Silahlı Kuvvetleri'ni bu halden, bu suskunluktan daha fazla ne yıpratabilir? Neden "ordumuz yıpratılmasın" diye, sadece hakikatin peşine düşenlere olmadık hakareti, suçlamayı yapanlar, ordumuzu gerçekten yıpratan bu durumu seyrediyorlar?
Bakınız yüreği yanan şehit aileleri, artık Genelkurmay'ın kapısına dayandılar. Açıklama bekliyorlar. Evlatlarının, kendi subaylarımızın döşediği mayınlarla can vermesinin hesabını soruyorlar.
Sadece Genelkurmay ile bildik medya suskun değil. Sayın Erdoğan da, Sayın Kılıçdaroğlu da, Sayın Bahçeli de susuyor. Şehit cenazelerinde şov yapanlar, siyaset yapanlar, herkes susuyor.
Geldiğimiz noktada tek bir çıkış yolu var: Olan bitenin üstü örtülecek gibi değil. Görevini yapmayanlar, varsa ihanet edenler mutlaka hesap vermelidir... TSK, şaibelerden kurtarılmalı, tekrar milletin güvenini kazanmalıdır...
ZAMAN