

HABERVAKTİM ÖZEL-
Dailymotion'a düşen ses kaydında, Kurmay Albay Mehmet Aygün olduğu iddia edilen kişi Başbakan “köpek” diye hakaret ediyor.
Bu kişi, Genelkurmay Başkanı'na da çok ağır küfürler savurarak, “ÖNÜNDE BİR DE SELAM DURACAĞIZ, A… S… SENİN. BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ YA.. KÖPEK ŞİMDİ KALKIP BURAYA GELECEK HERİFE SELAM DURACAĞIZ YA ..” diyor.
Kurmay Albay Mehmet Aygün olduğu iddia edilen kişinin sözlerini yer yer sansürleyerek siz değerli okuyucularımızla paylaşmak durumundayız. Yayın ilkelerimiz gereği Dailymotion'da yayına konulan bu şok ses kaydının linkini de yayınlayamıyoruz. İğrenç ifadeler içeriyor. Anlayışla karşılayacağınızdan şüphemiz yok.
İşte dailymotion'da yayına konulan o skandal ses kaydının sansürlü dökümü:
- KAZIĞI ŞEYDEN YİYOR ASKERLER VE POLİS.ASKERLER YİYECEK. SUBAY ASTSUBAY
- EŞİT HİZMET YILINA BAKACAK SEN YANİ DENİZALTICI OLMAN SANA Bİ S.. GETİRMEYECEK.
- KAÇ YILLIK MEMURSUN 5 YILLIK MI ? SENİN EŞİN KAÇ PARA ALIYOR ? 500 MİLYON MU ? SENİ DE 500 MİLYONA ÇEKMEYE ÇALIŞIYOR ŞU AN KÖPEK !! (BAŞBAKAN'a)
- ASKERLERE EN BÜYÜK KAZIĞI SOKACAK ! ASKERLER DAHA K… YALASIN ! ÇIKSIN SAYIN BAŞBAKANIMIZ EMREDER BİZ DE YAPARIZ DESİN AĞZINA S… ASKERİN !
- BAŞBAKANI'NI DEĞİŞTİREMEZLERSE ASKERE EN BÜYÜK KAZIĞI SOKAN ADAM OLACAK
- 1 MİLYON ASKER KÖPEK OLACAK KÖPEK ! EĞER BUNU DEĞİŞTİREMEZLERSE VAR YA HERİF TARİH BOYUNCA CUMHURİYET TARİHİ BOYUNCA ASKERE EN BÜYÜK KAZIĞI SOKAN ! ADAM OLACAK.
- BİZİM KUVVET KOMUTANI EVİN ÖNÜNDE HAZIR OLDA DURUYORLAR. DAHA NE BEKLİYOKİ ANLAMIYOM BİZİM KÖPEKLER ! (Komutanına çok rahat küfrediyor !)
- NEYİ BEKLİYO ANLAMADIM DAHA YANİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER GENEL SEKRETERİ Mİ OLACAK KÖPEK ! (G.KURMAY BAŞKANINA KÜFREDECEK KADAR RAHAT !)
- HAYATINDA OLACAĞIN EN YÜKSEK YERE GELMİŞSİN KUVVET KOMUTANISIN GENELKURMAY BAŞKANISIN HERİF EN BÜYÜK KAZIĞINI ATIYOR YA….
- KÖPEK ŞİMDİ KALKIP BURAYA GELECEK HERİFE SELAM DURACAĞIZ YA
- ÖNÜNDE BİR DE SELAM DURACAĞIZ ANANI S… SENİN. BÖYLE BİR ŞEY OLAMAZ YA.. KÖPEK ŞİMDİ KALKIP BURAYA GELECEK HERİFE SELAM DURACAĞIZ YA ..
- KÖPEK KENDİNİ GETİRENLERE. KÖPEK YA !
- AMERİKA ELİYLE ALIYO KOYUYOR HAZIR OLDA DA BÖYLE SELAMI DURDURUYOR KÖPEK .
HABERVAKTİM.COM/ÖZEL
*******************************************************************************************
Konuşuyor...
Neden yapıyor acaba bunu?
O üslupsuz, düzeysiz, nezaketsiz, kaba sözlerine aynı sertlikle yanıt alacağını, sürmekte olan davalaraGenelkurmayBaşkanı olarak müdahale ederek suçlu duruma düşeceğini, hırpalanacağını, ayıplanacağını biliyor.
Ona rağmen neden giderayak konuşup kendini bu durumlara düşürüyor?
Bilmediğimiz bir baskı mı var üstünde?
Onu konuşmaya mı zorluyorlar?
Emekliliğine kırk beş gün kalmış bir general neden "edep, adap" dairesinde ayrılmaz görevinden de böyle tuhaf açıklamalarla mahkemelere baskı yapmaya kalkar?
Neden enerjisini Nasreddin Hoca'nın türbesi gibi dört yanı açık, saldırılara hedef olarak duran karakolları düzeltmeye, oradaki çocukların can güvenliğini sağlayacak önlemler almaya değil de "JİTEM" davalarında taraf olmaya harcar?
JİTEM üyesi olmakla ve "faili meçul" cinayetler işlemekle suçlanan bir albayı adını vererek uzun uzun müdafaa ediyor, albayın tutuklu olmasından yakınıyor, "tanıkların" yetersizliğini ileri sürüyor.
JİTEM üyesi olmaktan sanık bir albayı savunacak generalin önceJİTEMkonusunda dürüstçe konuşabilmesi gerekir.
Genelkurmay Başkanı kendi halkına "JİTEM" konusunda dürüstçe bir açıklama yapabilir mi? Ordunun "JİTEM yok" dediğini, bu yalana rağmen JİTEM'in var olduğunu, bu gerçeği mahkeme kayıtlarına geçtiğini, JİTEM'e ait bordroların gazetelerde yayımlandığını biliyoruz. JİTEM konusunda yalan söyleyen bir Genelkurmay Başkanı'nın o "örgütün" bir üyesi olduğunu iddia edilen albayla ilgili söylediklerinin doğru olduğuna neden inanacağız?
Genelkurmay Başkanı önce JİTEM hakkında dürüst bir açıklama yapacak, ondan sonra o örgütle ilgili davalar konusunda söz söyleme hakkına sahip olacak. Bu kadar çok yalan söyleyen Genelkurmay'ın hiçbir sözü inandırıcı olmaz. Olmuyor da zaten. Bizim gazetede çıkan "İrtica Eylem Planı"nın da "polis tarafından" gazeteye "sızdırıldığını" söyledi Genelkurmay Başkanı. Benim bildiğim kadarıyla doğru söylemiyor. O belgeler polisten gelmedi. Bir Genelkurmay Başkanı, bilmediği konularda konuşur mu ya da doğrusunu bildiği halde açıkça yalan söyler mi?
Hem "polis" sızdırdı derken ne demek istiyor Genelkurmay Başkanı?
Bu belge "gerçek" ve polis bunu bulup bizim gazeteye mi verdi?
Yoksa bu belge "gerçek değil" ama polis bir belge hazırlayıp onu mu sızdırdı?
Hangisini ima ediyor?
Belge gerçekse, kim sızdırırsa sızdırsın o belgeyi hazırlamak suçtur.
Belge gerçek değilse ve polis "sahte bir belge" hazırladıysa o zaman o polisin ya da polislerin hemen yakalanıp yargılanması gerekir.
Genelkurmay Başkanı'nın, "belge gerçek" olduğunu düşünüyorsa o belgeyi hazırlayanı, "sahte olduğu" düşünüyorsa sahteciliği yapanı yargılatmak için harekete geçmesi gerekir.
Harekete geçti mi?
Hayır.
O zaman bu konuşmaların anlamı ne?
Parlemento'daki bir partinin üyeleri hakkında da "haddini aşan" sözler söylüyor, "ya sev ya terk et" diye konuşan lümpen bir milliyetçi edasıyla "o parlementerler dağlara gitsin" diyebiliyor.
Dağdakileri indirmek için insanlar uğraşırken, Genelkurmay Başkanı parlementodakileri da dağa yollamaya çabalıyor.
Bir Genelkurmay Başkanı, parlementodaki bir partinin üyeleri hakkında böyle terbiyesizce ve saygısızca konuşmaz.
Konuşursa aynı tonda karşılığını alır, kendini de makamını da zedeler.
Beğenmediği bir haber yapan bir dergide çalışanlar hakkında da "onlarda Türk kanı bulunduğundan kuşku duyduğunu" söylüyor.
Nedir bu kan uzmanlığı, bu ne yakışıksız konuşma biçimidir.
Gazetecilikle "kanın" ne ilgisi var?
Bizim Genelkurmay sapır sapır dökülüyor, askerliği beceremiyor, askerlerini koruyamıyor, elindeki istihbarata rağmen ölümleri engelleyemiyor, doğru dürüst karakol kuramıyor, darbe planlarını önlemeye gücü yetmiyor. Doğruları söyleyemiyor, generallerini iyi yetiştiremiyor, askerlerini eğitemiyor.
Bunlarla uğraşacağına daErgenekondavalarına müdahale etmeye, darbecileri korumaya, başı sonu belirsiz laflarla polemiklere girişmeye, parlementerlere saygısızca davranmaya en ilkel düzeyde milliyetçilikle "kan tahlilleri" yapmaya kalkışıyor.
Vazgeçin bu saygısızlıktan, özensizlikten, kabalıktan, zorbalıktan, ilkellikten.
Apoletlerinizdeki yıldızları şakırdatarak bu toplumu korkutmaya uğraşmayın.
O yıldızları omuzlarınıza bu toplum taktı.
O yıldızları saygıdeğer bir biçimde taşımak istiyorsanız, o yıdızları takanlara saygı duymayı öğrenin, edep çizgisini geçmeyin.
AHMET ALTAN - TARAF
*******************************************************************************************
"Bizim Genelkurmay sapır sapır dökülüyor, askerliği beceremiyor, askerlerini koruyamıyor, elindeki istihbarata rağmen ölümleri engelleyemiyor..." dedi ve ekledi. İşte Ahmet Altan'ın güne damgasını vuracak çok sert köşe yazısı;
Konuşuyor...
Neden yapıyor acaba bunu?
O üslupsuz, düzeysiz, nezaketsiz, kaba sözlerine aynı sertlikle yanıt alacağını, sürmekte olan davalaraGenelkurmayBaşkanı olarak müdahale ederek suçlu duruma düşeceğini, hırpalanacağını, ayıplanacağını biliyor.
Ona rağmen neden giderayak konuşup kendini bu durumlara düşürüyor?
Bilmediğimiz bir baskı mı var üstünde?
Onu konuşmaya mı zorluyorlar?
Emekliliğine kırk beş gün kalmış bir general neden "edep, adap" dairesinde ayrılmaz görevinden de böyle tuhaf açıklamalarla mahkemelere baskı yapmaya kalkar?
Neden enerjisini Nasreddin Hoca'nın türbesi gibi dört yanı açık, saldırılara hedef olarak duran karakolları düzeltmeye, oradaki çocukların can güvenliğini sağlayacak önlemler almaya değil de "JİTEM" davalarında taraf olmaya harcar?
JİTEM üyesi olmakla ve "faili meçul" cinayetler işlemekle suçlanan bir albayı adını vererek uzun uzun müdafaa ediyor, albayın tutuklu olmasından yakınıyor, "tanıkların" yetersizliğini ileri sürüyor.
JİTEM üyesi olmaktan sanık bir albayı savunacak generalin önceJİTEMkonusunda dürüstçe konuşabilmesi gerekir.
Genelkurmay Başkanı kendi halkına "JİTEM" konusunda dürüstçe bir açıklama yapabilir mi? Ordunun "JİTEM yok" dediğini, bu yalana rağmen JİTEM'in var olduğunu, bu gerçeği mahkeme kayıtlarına geçtiğini, JİTEM'e ait bordroların gazetelerde yayımlandığını biliyoruz. JİTEM konusunda yalan söyleyen bir Genelkurmay Başkanı'nın o "örgütün" bir üyesi olduğunu iddia edilen albayla ilgili söylediklerinin doğru olduğuna neden inanacağız?
Genelkurmay Başkanı önce JİTEM hakkında dürüst bir açıklama yapacak, ondan sonra o örgütle ilgili davalar konusunda söz söyleme hakkına sahip olacak. Bu kadar çok yalan söyleyen Genelkurmay'ın hiçbir sözü inandırıcı olmaz. Olmuyor da zaten. Bizim gazetede çıkan "İrtica Eylem Planı"nın da "polis tarafından" gazeteye "sızdırıldığını" söyledi Genelkurmay Başkanı. Benim bildiğim kadarıyla doğru söylemiyor. O belgeler polisten gelmedi. Bir Genelkurmay Başkanı, bilmediği konularda konuşur mu ya da doğrusunu bildiği halde açıkça yalan söyler mi?
Hem "polis" sızdırdı derken ne demek istiyor Genelkurmay Başkanı?
Bu belge "gerçek" ve polis bunu bulup bizim gazeteye mi verdi?
Yoksa bu belge "gerçek değil" ama polis bir belge hazırlayıp onu mu sızdırdı?
Hangisini ima ediyor?
Belge gerçekse, kim sızdırırsa sızdırsın o belgeyi hazırlamak suçtur.
Belge gerçek değilse ve polis "sahte bir belge" hazırladıysa o zaman o polisin ya da polislerin hemen yakalanıp yargılanması gerekir.
Genelkurmay Başkanı'nın, "belge gerçek" olduğunu düşünüyorsa o belgeyi hazırlayanı, "sahte olduğu" düşünüyorsa sahteciliği yapanı yargılatmak için harekete geçmesi gerekir.
Harekete geçti mi?
Hayır.
O zaman bu konuşmaların anlamı ne?
Parlemento'daki bir partinin üyeleri hakkında da "haddini aşan" sözler söylüyor, "ya sev ya terk et" diye konuşan lümpen bir milliyetçi edasıyla "o parlementerler dağlara gitsin" diyebiliyor.
Dağdakileri indirmek için insanlar uğraşırken, Genelkurmay Başkanı parlementodakileri da dağa yollamaya çabalıyor.
Bir Genelkurmay Başkanı, parlementodaki bir partinin üyeleri hakkında böyle terbiyesizce ve saygısızca konuşmaz.
Konuşursa aynı tonda karşılığını alır, kendini de makamını da zedeler.
Beğenmediği bir haber yapan bir dergide çalışanlar hakkında da "onlarda Türk kanı bulunduğundan kuşku duyduğunu" söylüyor.
Nedir bu kan uzmanlığı, bu ne yakışıksız konuşma biçimidir.
Gazetecilikle "kanın" ne ilgisi var?
Bizim Genelkurmay sapır sapır dökülüyor, askerliği beceremiyor, askerlerini koruyamıyor, elindeki istihbarata rağmen ölümleri engelleyemiyor, doğru dürüst karakol kuramıyor, darbe planlarını önlemeye gücü yetmiyor. Doğruları söyleyemiyor, generallerini iyi yetiştiremiyor, askerlerini eğitemiyor.
Bunlarla uğraşacağına daErgenekondavalarına müdahale etmeye, darbecileri korumaya, başı sonu belirsiz laflarla polemiklere girişmeye, parlementerlere saygısızca davranmaya en ilkel düzeyde milliyetçilikle "kan tahlilleri" yapmaya kalkışıyor.
Vazgeçin bu saygısızlıktan, özensizlikten, kabalıktan, zorbalıktan, ilkellikten.
Apoletlerinizdeki yıldızları şakırdatarak bu toplumu korkutmaya uğraşmayın.
O yıldızları omuzlarınıza bu toplum taktı.
O yıldızları saygıdeğer bir biçimde taşımak istiyorsanız, o yıdızları takanlara saygı duymayı öğrenin, edep çizgisini geçmeyin.
AHMET ALTAN - TARAF