
Evet bu durum YAŞ toplantılarındaki taleplerden de açık açık anlaşılıyor...
Sayın başbakan'a dayattıkları isimlerden, kendilerine gelecekle ilgili koruma kalkanı oluşturmaya çalıştıkları ayan-beyan ortada... Neymiş efendim "Atilla Işık K.K.Komutanı" olmasın mış!.. "Sana ne!. Kanun koyucu bu yetkiyi Başbakan'a verdiyse, kiminle çalışacağına da, sen değil sayın Başbakan karar verecek!"...

Haydi; Genelkurmay Başkanı olarak başarılı bir dönem geçirsen; "Ya, adam iyi niyetle birşeyler yapmaya çalışıyor diyeceğiz de, ama sen bırak başarılı olmayı, hem kendi itibarını, hem de genelkurmay bürokrasisinin itibarını beş paralık ettin!...
Bundan sonra İlker Başbuğ dendiğinde akla ilk gelen; oğlu Murat'ın pkk'lı teröristle gayet samimi bir şekilde fotoğraf çektirmesi, boru dediği materyallerin aslında "lav silahı" olduğu, "bizimkiler (pkk'lılar) çok zayiat veriyor, şu heronları ya düşürelim, ya da koordinatlarını değiştirelim" diyen soyu bozuklara üç yıldır "soruşturtuyorum" diyerek hiçbir şey yapmaması, "Hantepe Baskını"nda masum yavruları" pkk'lılara atış talimi yaptırır gibi ölüme terk etmesi, firari hainleri ordu evi'nde saklaması olacak... Bu kadar mı? Tabii ki değil Kocaeli'nde Veli Küçük ve suç ortaklarına; Garnizon komutanını ziyarete göndererek yargı'ya ve seçilmiş iktidara gözdağı vermeye çalışmasını unutmaya imkan varmı?
Hepsi bu kadar mı? Tabii ki değil. Eğer Başbuğ dönemindeki her pisliği yazmaya kalksam, bırakın makaleyi, ciltler dolusu kitap olur!.
Yüce Allah'a; hem Başbuğ'dan kurtulduğumuz için, hem de bir daha onun gibi bir genelkurmay başkanı nasip etmemesi için hep birlikte dua etmeliyiz...
Dünyanın herhangi bir ülkesinde Hantepe gibi bir olay ortaya çıksaydı kıyamet kopar, Genelkurmay Başkanlığı ile birlikte , askerî veya sivil savcılar olaya el koyar, derhal soruşturma başlatırdı. Peki bizim salon generalimiz ne yaptı? 'Kim sızdırdı' diye bazı askerî personelin evlerine baskınlar yaptırdı...İnsanın yuh diyesi geliyor!.Oysa Genelkurmay bugüne kadar askeriyede ortaya çıkan bütün alçaklık ve ihanetlerle ilgili 'kim sızdırdı' soruşturması yaptıracağına, skandala adı karışanlar için birşeyler yapsaydı, en azından Bodrum'daki kaşanesin'de daha rahat otururdu!..Ama şimdi; şehid ana-babalarının her feryadı; Başbuğ'un kabusu olacak!..Bundan sonra bay Başbuğ'a rahat uyku yok anlıyacağınız...
Artık sivil-asker ilişkileri asla eskisi gibi olmayacak.Bu defaki YAŞ toplantısı ordunun profesyonelleşmesi, siyasete karışmaktan vazgeçerek kendi işine odaklanması için bir dönüm noktası olacak!...Bu arada sayın Cumhurbaşkanı'mız ve Başbakan'ınımızın hukukun arkasında durması her kesimin takdirini kazandı... Mahkemenin 'kuvvetli suç şüphesiyle' yakalama kararı verdiği generallerin terfi ettirilmesi düşünülemezdi zaten. Sonuçta süreç, hukuk ve sivil siyaseti güçlendirmiş, ülkemiz ve demokrasimiz kazanmıştır...
Kaybedenler, hiçbir şey yokmuş gibi 'şüpheli generaller'in terfi dosyalarını YAŞ'a getirenler olmuştur. Onlar için mahkemeye toplu itiraz dilekçeleri hazırlayanlar, şüphelileri orduevlerinde korumaya alanlar, en hafifinden hukuka karşı hile yapmaya kalkışanlar, bu sürecin sonunda 'mahcup' olmuşlardır... Hukuken savunulamaz bir yerde durmak Genelkurmay için büyük hatadır.
Dahası, karakol baskınlarını Heronlar vasıtasıyla canlı canlı izleyip bir şey yapmayanların, askerlerinin şehit olmasını izleyenlerin iş 'terfi'ye gelince nasıl aslan kesildikleri görülmüştür. Bu,görüntüler; yürekleri dağlamış ve bize pkk terörü konusunda görünenden ötesini görebilmemiz için ayna tutmuştur. Pkk terörünün 30 yıl'dır bitirelememesinin iç yüzü bu olayla daha iyi anlaşılmıştır!...
Bu konuda başını kuma gömenler pkk teröründen rant sağlayanlar, tarih sayfalarında lanetle anılacaklardır....
Sayın Cumhurbaşkanı'mız ve sayın Başbakan'ımız; "Postallı irade"ye nerede durması gerektiği hususu'nda büyük ders verdiler...
Bundan sonra "Daha güçlü bir demokrorasi"nin oluşması , ülkemizi karanlık bir geleceğe hapseden, esaret zincirlerinin kırılması için; halkımıza 12 Eylül'de büyük görev düşüyor...
12 Eylül'de mühürlerimizi "Evet"e basarak; önce "apo kahpesi"ni, "Ergenekon"cu hainleri, "ülkemizin üzerinde gizli emelleri olan şer odakları"nı hayal kırıklığına uğratalım...Gelin seçim sandğında mühürümüzü "Evet"e basarak kendimiz ve gelecek nesiller için doğru olanı yapalım....
Kalın sağlıcakla....