RECEP AYDIN-Sosyal Bilimci
Hamallık,ister semer ile,ister kafa ile olsun mesleklerin en kalıcısı hem de en safiyane olanıdır.Neden mi? Nedeni gayet açık; her mesleğin bir hileli bir eğri tarafı varsa da,hamallık,konumu itibariyle hilesiz, hurdasız dosdoğru bir teslimiyet alanıdır...
Hamallık kimine dededen kalma markalı,kimine de hayat şartlarının sürüklediği mahkümiyet alanıdır!.Ben sırtında domates sandığı, biber küfesi taşıyan hamalları değil de, ideolojik esaretin toplumu sürüklediği geçmişten bugüne miras kalan sefaleti,yoksulluğu,sosyal dokumuzda meydana getirdiği olumsuzlukları merak etmişimdir.Ve gördüm ki.Türk,Kürt,Boşnak,Laz ya da çerkez her neyse üzerinde T.C kimliği taşıyan halkımızın büyük bölümü doğuştan hamal doğarlar...Nöbeti onlar tutar,şehit onların ailesinden çıkar...Onların evlerinden sevinç çığlıklarını duyamaz,yüzlerinde mutluluk parıltılarını hissedemezsiniz...Mutluluk bir avuç azınlığın hakkıdır bizim ülkemizde.Halkın büyük kesimi "ayın sonunu nasıl getiririm" diye kara kara düşünürken,bir avuç azınlık "laila"da ya da "reina"da çılgınca para harcar.Gömlek değiştirir gibi sevgili değiştirir,sevgililerine aldıkları pahalı hediyelerle mutlu olurlar!
Görsel basında onların yaşamları ballandıra ballandıra anlatılır,genç nesillere.Çağdaşlık ya da örnek bir yaşam tarzıy mış gibi yansıtılır şuursuzca...Anadolu'da kendisine görsel medyadan köpürtülerek sunulan bu yaşam tarzını merak ederek evden kaçan genç kız ve erkekler, bir batağın içinde buluverir kendini hiç anlamadan...Bizim ülkemizde bataklıkları kurutmak çok zordur.Çünkü bataklık sayısı hem çok fazla,hem de bir avuç azınlığın koruması altındadır.Aslında o batalıkları korumaya alanlar da bataktadır ama cepleri dolu olduğu ve kolay para kazandıkları için onlar bunu hiç fark etmezler!..
Bizde mutsuz çoğunluğa,hayatı anlamaya başladığında öğretilen ilk söz; "Türk;öğün,güven,çalış"tır.O da, gece gündüz demez çok çalışır ama, parsayı hep başkaları toplar!.Daha doğrusu sandıktan milli kimlikli şahıslar çıkar çıkmasına da,onlar da imkan dağıtacak konuma geldiklerinde,eş,dost,akrabalar,aile fotoğrafında yer alanlar çekirge sürüsü gibi etraflarını sarar hazineyi yağmalayıverirler!.
Bankalar hortumlanır,milli nimet ambarlarımız peşkeş çekilir!.Halk "ya hu ne oluyoruz" deyince de "sen sus konuşma,hem verdimse ben verdim" der birileri...Halk'a, yani doğuştan hamallara yine çalışmak düşer hem her zamankinden daha fazla...Bu defa seçim dönemi yine gelir;yine aynı yüz,bu defa utanmazlık konusunda kösereye dönmüştür."Bana ödünç oy verin,size söz veriyorum 500 gün sonra herkese iki anahtar vaat ediyorum . Bunun altını çizin 500 gün sonra benden hesabını sorun" der.500 gün dolar halk sorar "500 gün doldu,hani bizim anahtarlar? Hem bu sözümün altını çizin demiştiniz" deyince de o kösereye dönüşmüş yüz "İyi öyleyse,bu defa o sözümün üstünü çizin" der utanmazca!..
Hele hele kumara merak saran bir başbakanımız var ki,o bugün bile hala eski günlerin özlemiyle yanıp tutuşuyor!Eee kolay mı sen Başbakanlık uçağı ile taaa Budapeşte'ye kumar oynamaya git!..Şimdi nerdeee o eski günler dediğini duyar gibiyim!.Gerçi Budapeşte'de kumarhanede burnuna yumruk yemişti ama,"koyun güden kurt'a rastlar" deyip,onu da bir yol kazası sayalım olmaz mı!..
İnanın dostlar;bu ülkeye ne zaman halk'tan biri seçim kazanıp,iş başına gelse,hemen irtica(!) hortlayıvermiştir.Hatta Güney-Doğu'dan hergün 10-15 tabut gelirken bile;askere,polise,güvenlik güçlerimize hiç kurşun sıkmayan ve çok çalışmaktan başka suçu olmayan,doğuştan hamallar hep öncelikli tehlike sayılmıştır!.Hep düşünmüşümdür;bu bir çaresizlik mi,yoksa sistemin hesabı kitabı mı?Öyle seçim yükünü de,geçim yükünü de sana çektiriyorlar ama, koltuklar hep sistemin adamlarının oluyor.Bir de yetmezmiş gibi seni gerici-mürteci diye yaftalıyorlar...
Hele senin seçipte gönderdiğin zavallıların işi daha da zor!.Onları küçümsedikleri yetmiyor muş gibi, Başbakan olmasına rağmen bu ülkede çocuklarını okula almıyor,hem de eşlerini hastane kapısından içeri sokmuyorlar!.İnanın bu ülkede Cumhurbaşkanı ya da Başbakan olmak,eğer sistemin adamı değilseniz,hamal olmaktan daha zor!
"Hayır hazinemi yağmalatmam,suç işleyene göz yummam" derseniz,"şeytan kovalamaktan salavat getirmeye" vakit bulamazsınız!..Evet evet sistemin adamları işbaşına geldiğinde işadamları "on yıl sonrası önünü görür" ama, sosyal hamallar "ertesi günü nasıl çıkartacağım" diye kara düşünür!..
Sistemin adamları hiçbir zaman rejim için tehlike olmamış,zinde kuvvetler en çok onların döneminde mutlu olmuşlardır...İktidara bakıyorum da;Cumhurbaşkanı'ndan; Başbakana hatta Bakanlara kadar hepsinin eşlerinin başı örtülü,hepsi de rejim için birer tehdit unsuru!..Aslında ben yıllar önce yazdığım bir gazetedeki makalemde "başörtüsü sorunu"nu çözmüştüm ama,bu önerim ciddiye alınmadı!...Nasıl mı? Anayasaya değiştirilmesi teklif dahi edilemez bir madde koyar,başörtüsü üretimini toptan yasaklarsın! Al sana kökten çözüm!.Bu önerimi saçma buldunuz değil mi? Eee kusura bakmayın ama benim önerim de hiç olmadı biraz da olsa mantık var...Ama örtü yasağı getirenlerin yasağında da, yasak sebeplerinde de, hem zerrece mantık yok hem de bu yasak demokrasimizin ayağına vurulmuş prangadan başka birşey değil...
Toplumu son günlerde meşgul eden gündeme bakıyorum da;iktidar demokrasi içindeki şer güçlerle boğuşurken,HSYK,Danıştay,Yargıtay,Ana muhalefet,yavru muhalefet el ele vermiş bu hainleri kurtarma telaşında.Peki niye? Çünkü hepsinin idealleri aynı ve birbirlerini kulanıyorlar...İktidara gelince de elbirliği ile halkı kullanacaklar!.Ben hep halkımın halini düşünürüm;zinde güçlerle işbirliği içinde olan ve iktidarı halk'tan değil de, milatirizm'den umut eden, ipleri başkalarının elinde olan kuklalar işbaşına gelirse,halkımın sırtındaki yük daha bir artacak,o zaman üç çocuk değil de 10'ar çocuk bile yetmeyecek...Niye mi? Eee kolay mı,kimini pkk teröründen nemalananların emrine verecek,kimini de "laila"da "reina"da gömlek değiştirir gibi sevgili değiştiren modern kölelerin giderlerini karşılamak için çalıştıracak!..
Yazık ediliyor ülkeme.Türkiye bir türlü adam olmuyor...Çünkü hukuksuzluğun hukuk sayıldığı bir devlet adam olmaz...Son dönemde ise devletin içindeki çürümeyi kokuşmuşluğu daha net gördük...Çetelerine sahip çıkan bir devletin kimliğini taşıyan vatandaşlar asla kendini hamallıktan kurtaramaz...Beş yıl sonra,yedi yıl sonra düze çıktık çıkıyoruz denir ama,zaman geçtikçe onun yükü daha da artar...Çünkü zalimleri seven,cellatlarını alkışlayan toplumlar,cehennemi yaşamaktan ve hamallıktan yakasını kurtamazlar...
Kalın sağlıcakla..
