Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün duruşu 'sakin güç' tanımına uygun... Anayasa'nın dediği gibi tam hakem rolünde. Gündem kurşun gibi ağır ama o rahat. Bu görüntüsü havayı yumuşatmaya yetiyor. Başbakan Erdoğan, kendinden emin. Masaya oturuşu sağlam, eli kuvvetli müzakereci görüntüsü içinde... Pek görmeye alışık olmadığımız elindeki çanta dikkat çekici. Belli ki içinde dosyalar var. Erdoğan'ın aksine Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ hiç de rahat değil, tedirgin ve gergin. Sıkıntısı yüzüne yansıyor. Başı önünde... Fotoğraf çekilirken zoraki gülümsemeye çalışıyor. Balyoz dalgasının etkisi altında olduğunu tahmin etmek zor değil. Onun da elinde bir çanta var. Bu üçlü toplantının bizzat kendisi bir mesaj... Aralarında eski kuvvet komutanlarının da bulunduğu 50'ye yakın üst düzey subayın gözaltına alınmasından askerin rahatsız olduğu sır değil. Bu gelişme üzerine 'durumu ciddi' gören 15 orgeneral salı günü Ankara'da toplandı. Toplantının duyurulması 'Ne oluyor?' sorularına neden oldu. Komutanların istifası gibi akla ziyan senaryolar kulislere yansıdı. Ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül devreye girdi. Bu zirve bunun bir sonucu. Başbakan ve Genelkurmay Başkanı ile tek tek yaptığı haftalık görüşmeyi üçlü zirveye dönüştürdü. Bu sayede Başbuğ sıkıntılarını doğrudan Başbakan ve Cumhurbaşkanı'na aktarma imkanı buldu. Zirve çok uzun sürdü, tam üç saat. Bunun iki buçuk saati karşılıklı görüşme, yarım saati ise öğle yemeği. Cumhurbaşkanı Gül'ün yemek davetine Başbuğ da Erdoğan da olumlu cevap verdi. Görüşmenin ağırlıklı olarak Başbuğ ile Erdoğan arasında geçtiğini tahmin etmek zor değil. Genelkurmay Başkanı, generallerin gözaltına alınış biçimine itiraz etmiş olmalı. Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'e bu şekilde yakındığı kulislere yansımıştı. Genelkurmay, 'Çağırsalar gelirlerdi' diye düşünüyor. Başbakan Erdoğan'ı hedef alan Erdek'teki çirkin parolanın konuşulmaması düşünülemez. En azından Erdoğan gündeme getirmiştir. Şikâyetini yumuşak bir üslupla yaptığını sanmıyorum. Herhalde bu münferit bir olay olarak görülemez. Zirvenin sonunda Çankaya'dan kısa bir açıklama yapıldı. Üç saatlik toplantıya üç cümlelik açıklama. Yemek sırasında hazırlanan metni Erdoğan da Başbuğ da gördü. Açıklama üzerinde üçlü bir mutabakat var. Açıklamadaki en önemli cümle şu: 'Gündemdeki meselelerin anayasal düzen ve kanunlarımız çerçevesinde çözüme kavuşturulacağından vatandaşlarımızın emin olmaları ve bu süreçte kurumlarımızın yıpranmaması için herkesin sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiği hususları vurgulanmıştır'. Hedef öncelikle, sokaktaki vatandaş dahil kamuoyunu rahatlatmak. Anayasal düzen veya kanuni çerçeve genel bir ifade. Genelkurmay'daki toplantıdan duyulan rahatsızlığa işaret ettiğini söylemek mümkün... 15 orgeneralin bir araya gelmesi bir olağanüstü durum. Ve geçmişte örneklerine rastlandığı gibi hukuk dışı yolları çağrıştırıyor. Zirvenin sonunda sorunların hukuk içinde çözüleceğinin altının çizilmesi bu açıdan önemli. Kurumların yıpranmamasından neyin kastedildiğini de tahmin etmek kolay. Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargı. Bu zirveye neden olan gerilimin hattı asker ile yargı arasında. Balyoz darbe planını hazırlayan asker kişiler... Belgeler ulaşınca harekete geçense yargı. Bu sürece hükümetin bir dahli yok. Ne operasyonların başında ne de yargılama sürecinde müdahale etmesi söz konusu değil. AK Parti hükümetinin gerilimin bir tarafına yerleştirilmesi anlamsız. Sonuçta Başbuğ, gergin girdiği Köşk'ten rahatlamış bir yüz ifadesiyle ayrıldı. Erdoğan, zirveyi 'gayet iyi' diye niteledi. Çankaya zirvesi Ankara'nın havasını yumuşattı... | |||