ZEKAİ ÖZÇINAR ANKARA - 08.01.2011
Yüksek yargıda dosyaların yıllarca beklemesinin yol açtığı tahliyeler, hâkim vesavcı eksikliğini de gündeme getirdi. Ancak bu konuda atılan her adım yine yüksek yargıdan döndü. "3.365 kadro boş, niçin doldurmadınız?" sorularını cevaplayan Adalet Bakanı Ergin de, karşılaştıkları engele dikkat çekti: "Hâkim ve savcı alımı için sınavlar yaptık. Her defasında Danıştay yürütmeyi durdurdu. Bu olay 5 yılda 4 kez yaşandı.
Danıştay'ın daha önce mülakatlarla ilgili davalarda 'Adalet Bakanlığı bu sınavı yapar, Anayasa'ya aykırılık söz konusu değildir' şeklinde içtihatta bulunduğunu da hatırlatan Ergin, ancak 2006'dan sonra tam tersi kararın çıktığını vurguladı. Bakan Ergin, tahliye sürecini öngörüp 3 ayda acil dosyaları görüşen 6. Ceza Dairesi'ni ise örnek gösterdi: "Aynı hassasiyet gösterilebilseydi bunlar oluşmayacaktı."
Adalet Bakanlığı'nın istinaf mahkemelerinin faaliyete geçirilmesi için teklifte bulunduğu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu da (HSYK) işi ağırdan aldı. 18 Mayıs 2007 tarihinde Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Konya, Erzurum, Diyarbakır, Bursa ve Samsun olmak üzere 9 ilde mahkeme kurulmasını kararlaştıran HSYK, hakim ve savcı sayısının artırılmasından sonra faaliyete geçirilme şartını koydu. Bu tartışmalar sürerken 2008 yılında Yargıtay Başkanlığı, iş yükünün azaltılması ve davaların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla Yargıtay'da 6 yeni dairenin kurulması talebini gündeme getirdi.
İdari yargının hakim ve savcı alımlarıyla ilgili sınavlara ilişkin durdurma kararları da, hem personel açığının giderilmesini hem de istinaf mahkemelerinin kurulmasını geciktiren faktörlerin başında geliyor. Danıştay'ın, bu yönde verdiği kararlar ilginç seyir izledi. Özellikle 2006 yılından itibaren yaşanan süreç, yargıdaki personel açığını giderecek sınavların Adalet Bakanlığı'na yaptırılmaması yönünde bir strateji yürütüldüğünü ortaya koydu. Sınavlarla ilgili davaları reddeden Danıştay ise 2006 yılından itibaren içtihat değişikliğine gitti. Danıştay 12. Dairesi, YARSAV'ın başvurusu üzerine 13 Kasım 2006'da sınavların ve bunların dayanağı olan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Bakanlık, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'na itiraz etti. Hakim ve savcı alımına ilişkin işlemlerin bakanlıkça yapılmasının yasaya uygun olduğunu belirten kurul, yasal düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi, bakanlığı haklı buldu. Bunun üzerine Danıştay 12. Dairesi, yürütmeyi durdurma talebini reddetti. Aynı daire, YARSAV'ın yeni başvurusu üzerine bu kez mülakatın sübjektif olduğu gerekçesini ileri sürerek yürütmeyi durdurdu. Danıştay'ın kararında vurgulanan hususlar dikkate alınarak mevzuat değiştirildi, yazılı sınav ve mülakatlar buna göre yapılmaya başlandı. Ancak, Danıştay bu kez 19 Kasım 2007 tarihinde ÖSYM'ce yapılan yazılı sınavın yürütmesini gerekçe göstermeden durdurdu.
Danıştay, sürekli sınavları durdurma kararı verirken ilginç bir çelişkiye de imza attı. Hakim ve savcı adaylığı mülakatında başarısız olan bir adayın açtığı davada, Danıştay 12. Dairesi, mülakatın kamera kullanılarak yapılması gerektiğine hükmetti. Hakim ve savcı adayı alımında kamera kaydı şartı getiren Danıştay, Milli Savunma Bakanlığı'nın sözleşmeli subaylık mülakatında başarısız olan bir aday tarafından açılan davada ise mülakatın sesli ve görüntülü kayda alınmasına gerek olmadığına 2009 yılında hükmetti.
Hâkim-savcı alımını engelleyen ve zorlaştıran yargı, hükümet aleyhine kararları tebliğde ise bir hayli hızlı. Karar tebligatlarını posta yoluyla yapan Danıştay, hakim-savcı sınavlarının yürütmesini durduran kararlarının tebligatında istisnai bir yöntem izliyor. Kararlar 'derhal uygulanması' için bakanlığa, memur eliyle anında gönderiliyor. Mülakatta kamera kaydı kullanılması kararına karşı Adalet Bakanlığı'nın yürütmenin durdurulması talebiyle açtığı dava 2 yıl geçmesine rağmen görülmedi. Danıştay, Tam Gün Kanunu ile ilgili Sağlık Bakanlığı'na karşı açılan davada 24 saat içinde yürütmenin durdurulmasına karar vermişti.