13 Aralık 2010 Pazartesi
Ayasofyanın son sırrı
Ayasofya Müzesi'nde yürütülen restorasyon çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan dünyanın bilinen en büyük boyutlu, Bizans döneminin 6. yüzyıl öncesi erken Hristiyanlık dönemine ait vaftiz havuzu, basın mensuplarına gösterildi.
İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı Genel Sekreteri Yılmaz Kurt, Ayasofya Müzesi'nde yerli ve yabancı basın mensuplarının katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, “Google”da “Ayasofya” ya da “Hagia Sophia” diye arama yapıldığında çıkan belge sayısının 800 bin olduğunu, ancak Ayasofya'ya yapılan atıf sayısının bir milyonu aştığını belirtti.
İstanbul'un, hakkında bu kadar çok söz söylenen, yazı yazılan, konuşulan bir dünya kültür mirasına ev sahipliği yaptığını söyleyen Kurt, “İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı olarak, bu dünya kültür mirasının restorasyonuna önayak olmak, finansman sağlamak ve dev bir yenileme projesini başarıyla tamamlamak, bizim için de profesyonel hayatımızda örneği zor bulunacak bir kıvanç kaynağı” dedi.
Kurt, Ayasofya'nın tarihi süreçlerine ilişkin şu bilgileri verdi:“Ayasofya'nın yapımını Büyük Konstantin emretmişti. Yapı bitirildi ve 15 Şubat 360 tarihinde törenle takdis edildi. Bir yangında, tavanı ahşap olduğu için 20 Haziran 404 tarihinde harap oldu.Restorasyonu 10 yıl sürdü. 10 Ekim 415'de Ayasofya ikinci kez açıldı. Bu ikinci bina 13 Ocak 532'de yine yandı. Ayasofya'yı üçüncü kez taş ve tuğladan yaptırmak, İmparator Jüstinyen'e nasip oldu. Dönemin en önemli taş ustalarının önüne, imparatorluğun dört bir yanından getirilen taşları yığdırdı.
Yapımda, Efes'teki Artemis Tapınağı'nın sütunları da kullanıldı. Ayasofya, 26 Aralık 537'de üçüncü kez açıldı. Ne var ki kubbe, depremlerde sürekli zarar gördü. Kubbe, 7 Mayıs 558'de tamamen yıkıldı. 23 Aralık 562'de tam Noel arefesinde yeniden ve şimdi gördüğünüz şekliyle açıldı.”
Ayasofya'nın 562'den 2010'a kadar çok restorasyon gördüğünü, en kapsamlı restorasyonun 1847-1849 arasında Sultan Abdülmecit zamanında yapıldığını anlatan Kurt, 24 Şubat 1934'te Ayasofya müzeye çevrildikten sonra sadece restorasyon değil, arkeolojik çalışmaların da yapıldığını anımsattı.
Çalışmalar sırasında Ayasofya'da yüzyıllarca kullanılmış, büyük bir vaftiz havuzunu da ziyarete açmak için gerekli restorasyonu yaptıklarını belirten Kurt...“Vaftiz havuzu, Ayasofya'nın, halka açık olmayan bir kısmında duruyordu. Yekpare bir mermer bloktan oyularak yapılmıştır. Bizans dönemi kültür ve mimari anlayışını yansıtan bu havuz, sanki dün yapılmış kadar sağlam ve temiz. Ayasofya'nın uzun tarihinde önemli bir yeri olan bu havuzu da artık müzemizi ziyaret eden herkes görebilecek” diye konuştu.