Vakit Yayın Kurulu'nun yeni adresi olan ve merakla beklenen Yeni Akit Gazetesi'nin ilk sayısı bugün çıktı. Tüm bayilerde bulunabilen Yeni Akit'te dikkat çeken haberlerin yanı sıra bir de manifesto niteliğinde yazı yer alıyor. Bu yazı Asım Yenihaber'e ait.
Asım Yenihaber, 312 Generalin Vakit Gazetesi'ne açtıkları davada gerekçe gösterdikleri yazının sahibi.
312 General tarafından bir yazısı dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir davaya muhatap edilmişti. Kamuoyunda “312 General Davası” olarak bilinen ve 25 Ağustos 2003 tarihinde ASIM YENİHABER imzasıyla Vakit'te yayınlanan bir yazıdan dolayı generallerin açmış olduğu davada yazar ve Vakit yasal faiziyle birlikte 1 trilyon 800 milyar Lira'ya mahkum edilmişti.
Asım Yenihaber kalemine Yeni Akit'le kavuştu. Yeni Akit'in bugünkü ilk sayısında Yenihaber, bir manifestoya imza attı: “Akit dönüyor! Nice zamandır toprağa gömdüğüm kalemimin filizlendiğini, yaprak açtığını, hatta çiçeğe durduğunu hissediyorum…
Evet! Bu kalemi müthiş özledim. Heyecanla, ellerim titreyerek çıkardım, gömdüğüm topraktan. Yazamadığım günlerde destelediğim kağıtlar önümde. Kalemimi zaptetmekte zorlanıyorum. Adeta kendi kendine yazıyor…”
İŞTE İLK SAYISI
MANİFESTO NİTELİĞİNDEKİ O YAZI ŞÖYLE
312'den geriye ne kaldı?
*
Gerçekten heyecan verici…
Akit dönüyor! Nice zamandır toprağa gömdüğüm kalemimin filizlendiğini, yaprak açtığını, hatta çiçeğe durduğunu hissediyorum…
Evet! Bu kalemi müthiş özledim. Heyecanla, ellerim titreyerek çıkardım, gömdüğüm topraktan. Yazamadığım günlerde destelediğim kağıtlar önümde. Kalemimi zaptetmekte zorlanıyorum. Adeta kendi kendine yazıyor…
Filmin son karesi 312 General Davası idi…
İki generallik bir yazıya 312 general “beni kastediyor” diye sahip çıkmışlardı! Türkiye'nin darbe zemininde tutulmak istendiği günlerdi. Büyük bir tantana ile dava açtılar. Kısa zamanda neticelendirip, bazılarını emekliliğe götüren bir YAŞ öncesi sonuçlandırdılar. Fakat, sonucu değiştiremediler, yine emekli edildiler!
Anlayacağınız yüzde yüz ergenekon davalarından biri idi…
Gazeteyi, sahibini, yazı işleri müdürünü, bizi ve fakat bizim üzerimizden aynı sütünda yazan bir yazarı cezalandırmaya yürüdüler.
Şerefsiz beslemelerini üzerimize saldılar.
En şerefsizi, Namık Kemal'in “köpektir zevk alan sayyad-ı bi insafa (insafsız avcıya) hizmetten” mısraının mazmununa en fazla uyanı Hürriyet'teki köşesinde kesik kesik uludu. Onun yayın yönetmeni de aynı fasileden müseccel bir müptezel olduğu için “Generallerin hukuk zaferi” manşetini attı.
Bir yazar, bir gazete, dünya tarihinde görülmemiş ve görülmeyecek bir tazminat cezasına çarptırıldı! Asıl haber buydu. Bunu görmezden geldiler. Tasmalarının ipi generallerin elindeydi zahir.
Benim yüzümden, yazılarımdan ötürü, gazetemin, başka kalem erbabının daha fazla mutazarrır edilmesine gönlüm razı olmadı.
Kalemimi öptüm, başıma koydum ve kendi elimle gömdüm.
“Nun vel kalem…” buradaki “nun”un kılıç anlamına geldiğini Elmalılı yazıyor.
Peki bu arada ne oldu?
312'nin bir kısmı, terk-i dünya etti…
Kalemimi gömmeseydim, üzerine her biri için bir çentik atacaktım!
Bir kısmı daha fena bir akıbete uğradı.
Bizi mahkemelerde süründürmek isteyenler, mahkemelik oldular.
Hacil düştüler!
Hastalık mazeretleri icad ettiler. İnsan içine çıkamaz oldular!
Kimi hala mahkemelerde, kimi mahpuslarda, kimi de sanki sırasını bekliyor!
312'nin hiç biri, benim bir zamanlar hissettiğim huzursuzuğun daha azını hissetmiyor.
Onlar yaşarken öldüler!
Hiçbirinin eski mevkilerine dönmek ve kaldıkları yerden devam etmek imkanı yok.
Allaha sonsuz şükürler olsun, kalemim elimde. Aynı sütunda sizlerle birlikteyiz…
“Hamdü senalar, hamdü senalar yar ile bayram kıldı bu gönlüm!”