Ali Karahasanoğlu - Vakit
akarahasanoglu@vakit.com.tr
2010-08-06
Terörün hesabı niye Başbakan’dan soruluyor?
Ne o?
Sivil iktidarı aylardır, terörü önleyememekle suçlayan sahte demokratlar niye döndüler?
Askere dalkavukluk yapan darbeciler, YAŞ toplantısı vesilesiyle niye u dönüşü sergilediler?
Terörden askerlerimiz can veriyor..
Başbakan’a soruyorlardı hesabını..
Şimdi niye, bir kuvvet komutanının belirlenmesini bile, Başbakan’a çok görüyorlar?
Kara Kuvvetleri Komutanı’nın; Başbakan tarafından belirlenmesine niye itiraz ediyorlar?..
Buna belirleme bile denilmez..
Sadece belli bir kişinin, sanık konumundaki bir kişinin olmamasını istiyor..
Hepsi hepsi bu..
İtiraz ediyorlar; Kuvvet Komutanı, askeriye içinden belirlenecekmiş.. Başbakan da onu imzalayacakmış!
Ne güzel iş bu?
Kanunda; “Genelkurmay Başkanı’nın teklifi ile” diyerek, Genelkurmay Başkanı’na teklif etme hakkı verilmiş.. Onun dışında, askeriyedeki hiç kimseye söz söyleme hakkı da tanınmamış!..
Ama muhteremler, neredeyse albaylara, hatta teğmenlere kadar tüm askeriyeye; “Kuvvet komutanı kim olsun” diye sorduracaklar!
Kuvvet komutanını askerler belirleyecek ise, terörden verilen can kayıplarının hesabını niye sivil iktidardan soruyorsunuz?
Askerin kendi içinden, düne kadar teamüllere göre belirlenen kuvvet komutanlarından sorsaydınız ya..
Ne menem çelişkidir bu böyle?
Karakoldaki subayın emri ile döşenen mayınlara, kendi askerimiz bassın ve can versin..
Korkunç hatanın müsebbibi subay, komutanına durumu arzetsin..
Komutanı, “Boşver, ‘PKK’lılar döşedi’ diye açıklamamızı yaptık zaten” diyerek, gerçeklerin üstünü örtsün..
O subay, o komutan görevine devam etsin. O subayları, üstündekiler görevden almasınlar.
Kendi döşediğimiz mayından can veren askerlerimizin cenaze töreninde de, MHP’li kardeşlerimiz, bakanlara dönüp bağırsınlar: “Katiller dışarı!”
Nasıl bir iş bu?
Söyler misiniz Sayın Devlet Bahçeli, nasıl bir iş bu?
Nasıl bir iş ki; Heron’larla ilgili ortaya çıkan skandal için tek kelime etmediniz.. Ama her fırsatta sivil iktidarı suçladınız.. Ülke insanlarımızın daha fazla sayıda teröre can vermesinin artışı sebebini, askeriyedeki “ihmaller”e, “tedbirsizlikler”e değil de, “demokratik açılım” söylemine bağladınız..
Bu yönde afişler asıp, indirildiğinde de kıyametler koparttınız..
Şimdi söyler misiniz Devlet Bey; “Bir kuvvet komutanını bile belirleyemeyen iktidardan, terörle mücadelede başarısızlığın hesabını nasıl sorabilirsiniz?”
Bir sorum daha var Devlet Bey’e: “Sizin iktidarınızda, 2002 Ağustos YAŞ’ında, Edip Başer Paşa’yı, siz niye emekliye sevkettiniz?”
Öyle ya, o YAŞ toplantısında her şey altüst edilmişti..
Aytaç Yalman emekli olacak iken, Kara Kuvvetleri Komutanı yapılmıştı. Şener Eruygur da, Jandarma Genel Komutanı..
Bugün tüm darbe planlarının içinde yer alan Şener Eruygur, DevletBahçeli iktidarında, böyle teamüllere aykırı şekilde Jandarma Komutanlığına getirilmişti işte..
Şimdi, bunun düzeltilmesi yapılıyor..
Sözüm sadece Devlet Bey’e değil.
Sivil iktidara, emri altındaki kuvvet komutanlarını belirleme hakkı bile tanımayan tüm sahte demokratlara..
Kendi döşediğimiz mayın ile kendi askerimizin can vermesine sebep olanları el üstünde tutup, sivilleri mahkum etmeye çalışan herkese..
Bu arada, Kemal Bey’e de tabii.
Ne diyordu Kemal Bey dün: “Kriz var, ülke iyi yönetilemiyor!”
İyi de Kemal Bey, sen sivil idareden yana olacağına, utangaç tavırlarla da olsa, askerlerden yana olursan, ülke nasıl iyi yönetilecek?
Bu ülkeyi askerler mi yönetiyor ki, komutanları da askerler belirleyecek?