Taraf, 20 temmuz gecesi Hantepe Üs Bölgesi'ne düzenlenen kanlı baskının canlı görüntülerine ulaştı. PKK'nın saldırısında Piyade Üsteğmen Çetin Aylar, Uzman Çavuş Turgay Yılmaz, Piyade Uzman Onbaşı Samet Yılmaz, Piyade Komando Uzman Çavuş Mesut Keklikçi, Piyade Uzman Çavuş Ayhan Say, Jandarma Komando Çavuş Serdar Yeşilyurt ve er Hakan Yutkun hayatını kaybetmişti.
Balyoz davasında hakkında yakalama emri çıkarılan Tümgeneral Gürbüz Kaya'nın başında bulunduğu Hakkari 3. Taktik Tümen Komutanlığından dâ canlı izlenen PKK saldırısı saniye saniye böyle yaşandı:
:
Saniye saniye baskın
02:00: Hantepe Üs Bölgesi'ne saldırı ihbarı alındı. Bölgeye hemen bir Heron gönderildi. Ve Heron kayıt almaya başlıyor. Mevzilere yaklaşan PKK'lılar Heron tarafından görüntüleniyor. Saldırı bilgisi anında Yüksekova Tümen Birliği'ne bildiriliyor. Acilen bölgeye yardım ve taarruz helikopteri gönderilmesi isteniyor.
02:30: Askerlerin nöbet tuttuğu mevzilere PKK'lılar adım adım yaklaşıyor. Geceyarısı olmasına rağmen görüntülerde PKK'lıların her hareketi net olarak görünüyor. Hâkim tepelerde mevzilenmiş PKK'lılar canlı olarak tüm merkezlere aktarılıyor.
02:32: Heron askerlerin nöbet tuttuğu mevzileri gösteriyor. İçeride altı civarında asker var.
02:33: Heron iki tepeyi odaklıyor. Tepelerdeki PKK'lılar net bir şekilde görünüyor. Helikopter geleceğini düşünen Heron operatörü, koordinatlara odaklanarak bölgeyi kayıt altına alıyor.
02:34: Heron bölgede mevzilenen PKK'lıları bir kez daha görüntülüyor. Tepeler arasında kamera gidip geliyor. Hantepe Karakolu'ndan PKK'lılara doğru ilk topçu atışı yapılıyor. Ancak atış karavana, top isabet etmiyor. PKK'lılar mevzilere yaklaşmaya devam ediyor. Tüm hareketler kamerada.
02:35: Yer değiştirerek kulübelere doğru ilerleyen PKK'lılar görüntüye geliyor. Bir yandan yer değiştirilirken, bir yandan da askerlerin mevzilerine bomba atılıyor. 02:36: Görüntüde yedi PKK'lı var. Farklı noktalardan yavaş yavaş mevzilere yaklaşıyorlar. Koordinatlardan Heron'un, Hantepe Üs Bölgesi'nin hemen üzerinde olduğu anlaşılıyor. Mevzide bekleyen askerler bir kez daha görüntüye giriyor. PKK'lılar yaklaşmaya devam ediyor.
PKK'lılar ateş açıyor
02:39: Az sonra çapraz ateş altında kalacak mevzideki askerler bir kez daha görüntüye giriyor. Askerler dağınık halde, üstü açık bir mevzide görünüyorlar. PKK'lıların adım adım yaklaştığı net bir şekilde görünüyor. Mevziye birkaç metre kaldı. Askerler mevzide beklerken sağdan soldan ateş açılmaya başlanıyor. Tepelerde mevzilenen PKK'lılar bölgeyi çapraz ateşe tutuyor. (Görüştüğüm askerî yetkililer, PKK'lıların silahlarını gündüz bölgeye yerleştirmiş olabileceğini söylüyorlar. Bu işlemin gece yapılmasının mümkün olmadığını belirttiler.) Taciz ateşi devam ediyor. Bir PKK'lı yavaş yavaş askerlerin bulunduğu mevziye yaklaşıyor.
02:40: PKK'lılar ateşe devam ediyor. Mevziye yaklaşan bir PKK'lı, el bombasının pimini çekip askerlerin üzerine atıyor. Patlama gerçekleşiyor. Bombadan kurtulmayı başarıp, siperin dışına çıkan askerlerin üzerine üç farklı noktadan ateş açılıyor. Bir anda kaçışan askerlerin hareketli görüntüsü donuyor. Siperden çıkmaya çalışan askerlerin üzerine bu kez ikinci bomba atılıyor. Siperin yakınında üçüncü bomba da patlatılıyor.
02:42: Siperlerde bombalar parlatılırken, tepelerdeki PKK'lılar kurşun yağdırmaya devam ediyor. Askerler görüntüye giriyor. Açık bir hedefte olmalarına rağmen, ne topçu ateşi yapılıyor ne de kendilerine yardım etmek üzere taarruz helikopteri geliyor.
02:44: İki PKK'lı, siperde yer değiştiren askerlerin üzerine ateş ederek yaklaşıyor. Çok geçmeden de askerleri vuruyorlar.
02:46: Sipere yaklaşan PKK'lılar teker teker kalan askerlere ateş ediyor.
02:47: Bir bomba daha patlatılıyor.
02:48: PKK'lılar mevzi etrafında dolaşıyor. Kalan erleri vuruyorlar.
02:49: Kulübedeki askerler PKK'lılara silahla karşılık veriyor.
02:50: Askerlerin olduğu diğer kulübede patlama meydana geliyor. Kulübelerin yakınına iki bomba düşüyor. Dördüncü bombayla kulübe patlatılıyor.
02:53: Patlama sonrası askerler kulübeyi terk ediyor.
02:54: Kulübeden çıkan askerlerin üzerine, pusuda bekleyen PKK'lı ateş ediyor. İki asker sığınağa saklanmak isterken bu kişi tarafından vuruluyor.
02:55: Baskın ihbarının üzerinden yaklaşık bir saat geçti. 15 dakikada bölgede olması gereken helikopter halen bölgeye gelmediği gibi bomba yüklü uçaklardan da haber yok. Askerlerin vurulma anları tüm birimlerce canlı olarak izleniyor.
10 metreye kadar yaklaştılar
02:54: Askerî barınaklarda göğüs göğse çarpışma devam ediyor. PKK'lılarla askerlerin arası yaklaşık 10 metre.
02:55: Askerlerin bulunduğu sığınak el bombasıyla patlatılıyor. Üs bölgesinde birbiri ardına bombalar patlatılırken, askerlerin yardımına koşan kimse yok.
02:55: Patlama sonrası diğer barınağa koşmaya çalışan iki asker barınağın yanında pusuda bekleyen PKK'lı tarafından kurşun yağmuruna tutuluyor. Her iki asker de vuruluyor.
02:57: PKK'lılar mevziler arasında geziyorlar. Daha önce patlatılan mevzi bir kez daha patlatılıyor.
03:00: PKK'lılar mevziler arasında sağ asker kalıp kalmadığını kontrol için bölgede dolaşıyorlar. Son derece soğukkanlı hareket ediyorlar. Aşağıdaki birlikten topçu ateşi açılmadığı gibi, ortada taarruz helikopteri de yok.
03:02: PKK'lılar etrafa tuzaklama yaparak, kurşun sıkarak toplanmaya başlıyorlar. Yarım saat süren çatışmada, askerlere yardım gelmemesinin rahatlığı içindeler. Rahat hareketleri gözlerden kaçmıyor. Heron olup biteni canlı olarakGenelkurmaybaşta olmak üzere tüm birimlere gönderiyor.
03:03: Tepelerde konuşlanan ve çapraz ateş yapan PKK'lılar, siperlerin bulunduğu yerdeki PKK'lılarla buluşmak üzere dönüşe başlıyorlar.
03:08: PKK'lılar tepede buluşuyorlar. Bir süre dinleniyorlar.
03:16: PKK'lılar dönüş yolundayken Heron bir kez daha karakolu gösteriyor. Her yer sessiz.
PKK'lılar rahat rahat dönüyor
03:20: Heron, dönüş yolundaki PKK'lıları bir kez daha gösteriyor. PKK'lılar geldikleri gibi rahat bir şekilde dönüyorlar.
03:24: PKK'lılar bir tepede dinleniyorlar. Kimse kendilerine müdahale etmiyor.
03:29: PKK'lılar aynı tepede dinleniyor. Ne bir helikopter, ne bir uçak, ne de peşlerinden giden bir asker var. Genelkurmay, görüntüleri BBG evini izler gibi izlemesine rağmen olan bitene müdahale etmiyor. PKK'lılar yavaş yavaş bölgeden uzaklaşıyor. Bir tepede görüntülenen yedi PKK'lı, dinlendikten sonra bölgeden ayrılıyor.
TARAF
Sedat Laçiner'e Göre Yaşanan Olaylar...
USAK ve USAK-Ortadoğu Araştırmaları Merkezi başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, Bakan Atalay'ın açıklamalarını ve Türkiye'nin içerisinde bulunduğu durumu değerlendirdi.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın "Dün onları çağırdım, dinledim. Olaylar, hiç öyle geriden göründüğü kadar yalın değil. Ama, bütün karmaşıklığıyla analiz ediliyor, değerlendiriliyor ve üzerine gidiliyor. İstiyorlar ki huzurlu bir halkoylaması sürmesin." açıklamalarını Habertürk televizyonuna telefonla konuk olan USAK ve USAK-Ortadoğu Araştırmaları Merkezi başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner yorumladı.
Sedat Laçiner, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açıklamalarını ve Türkiye'nin şuan içerisinde olduğu durumu değerlendirdi.
"İçişleri Bakanı'nın açıklamalarını okuduğumuzda PKK dışında bildiğimiz terör örgütleri dışında birilerinin Dörtyol'da polisleri şehit ettirdiğini İnegöl'de de halkı isyana sokak çatışmalarına teşfik ettiğini anlıyoruz. Şimdi bu PKK ve bildiğimiz terör örgütleri dışında başka kim olabilir? diye bakıldığında ise akla iki şüpheli gelir. Bir tanesi devlet içerisindeki çeteleşmelerdir, derin devlet dedikleri yapılanmalardır ve bir de tabiki dış unsurlar gelebilir. Yani başka ülkelerinin istikbarat birimlerinin Türkiye içerisindeki istikrarsızlaştırma çalışmaları gelebilir. İkisinin birleşik hareketi de gelebilir...
Dörtyol'da yapılan istikbarat çalışmaları her geçen gün farklı sonuçlara ulaşıyor. Elimizde şuanda tam manzarayı görecek bir durum söz konusu değil ama şunu da ne bir şekilde görebiliyoruz ki orada PKK'nın dışında gerek bölgede gerekse batıda polise ve güvenlik güçlerine karşı birileri de bir takım işler içerisinde olabilir.Bunu devletin en üst seyisinde içişleri bakanı düzeyinde bu kuşkuların teyit edildiğini görüyoruz. Zaten İnegöl'deki manzaraya baktığınızda atılan sloganlar milliyetçi sloganlar ama devrilen arabalar Türk polisinin arabaları devriliyor, ambulanslar taşlanıyor, itfaiye aracı hasar görüyor, şehirde baktığınızda iki gurup yok hak devlete, devletin kurumlarına ve esnafa karşı ayaklandırılmış gibi bir vaziyet ortaya çıkıyor.
Başka illerde de böyle olaylar yaşana bilir mi?
Ege bölgesinde bazı ilçeler var. Güvenlik eksiklikleri bulunan yerler bunlar. Bunların nüfusları oldukça fazla. Nazilli gibi Badırma gibi Erdemit gibi... Buralar ilçe statüsünde o nedenle polis olsun diğer güvenlik güçleri olsun il mertebesinde güçlü değil. Bu ilçelerin halkı da bu tarz porvokasyonlara hazır değil. Yani barış içerisinde huzur içerisinde sakin yaşan yerler buralar. Bu da hazırsızlık anlamına geliyor. Burda provokasyon yapmakta çok kolay. O nedenle Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak isteyen bazı gruplar referandum öncesinde Türkiye'nin sokaklarının bir iç savaş görüntüsü vermesini arzu ediyorlar. Bunun da yapılabileceği iki yer var. Bir tanesi terör mağduru olan yer. Orada bunu yapmak kolay, farklı araçlarla... Diğeri ise çok sayıda şehit veren batıdaki bu hassas ama güvenlik açısından da ciddi zafiyetleri olan yerler. Bu ikisi üzerinde özellikle odaklanıldığını ve referanduma doğru hızlandırılarak iç savaş görüntüsü verilmek isteneceğini tahmin ediyoruz.... "
Sedat Laçiner, İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın açıklamalarını ve Türkiye'nin şuan içerisinde olduğu durumu değerlendirdi.
"İçişleri Bakanı'nın açıklamalarını okuduğumuzda PKK dışında bildiğimiz terör örgütleri dışında birilerinin Dörtyol'da polisleri şehit ettirdiğini İnegöl'de de halkı isyana sokak çatışmalarına teşfik ettiğini anlıyoruz. Şimdi bu PKK ve bildiğimiz terör örgütleri dışında başka kim olabilir? diye bakıldığında ise akla iki şüpheli gelir. Bir tanesi devlet içerisindeki çeteleşmelerdir, derin devlet dedikleri yapılanmalardır ve bir de tabiki dış unsurlar gelebilir. Yani başka ülkelerinin istikbarat birimlerinin Türkiye içerisindeki istikrarsızlaştırma çalışmaları gelebilir. İkisinin birleşik hareketi de gelebilir...
Dörtyol'da yapılan istikbarat çalışmaları her geçen gün farklı sonuçlara ulaşıyor. Elimizde şuanda tam manzarayı görecek bir durum söz konusu değil ama şunu da ne bir şekilde görebiliyoruz ki orada PKK'nın dışında gerek bölgede gerekse batıda polise ve güvenlik güçlerine karşı birileri de bir takım işler içerisinde olabilir.Bunu devletin en üst seyisinde içişleri bakanı düzeyinde bu kuşkuların teyit edildiğini görüyoruz. Zaten İnegöl'deki manzaraya baktığınızda atılan sloganlar milliyetçi sloganlar ama devrilen arabalar Türk polisinin arabaları devriliyor, ambulanslar taşlanıyor, itfaiye aracı hasar görüyor, şehirde baktığınızda iki gurup yok hak devlete, devletin kurumlarına ve esnafa karşı ayaklandırılmış gibi bir vaziyet ortaya çıkıyor.
Başka illerde de böyle olaylar yaşana bilir mi?
Ege bölgesinde bazı ilçeler var. Güvenlik eksiklikleri bulunan yerler bunlar. Bunların nüfusları oldukça fazla. Nazilli gibi Badırma gibi Erdemit gibi... Buralar ilçe statüsünde o nedenle polis olsun diğer güvenlik güçleri olsun il mertebesinde güçlü değil. Bu ilçelerin halkı da bu tarz porvokasyonlara hazır değil. Yani barış içerisinde huzur içerisinde sakin yaşan yerler buralar. Bu da hazırsızlık anlamına geliyor. Burda provokasyon yapmakta çok kolay. O nedenle Türkiye'yi istikrarsızlaştırmak isteyen bazı gruplar referandum öncesinde Türkiye'nin sokaklarının bir iç savaş görüntüsü vermesini arzu ediyorlar. Bunun da yapılabileceği iki yer var. Bir tanesi terör mağduru olan yer. Orada bunu yapmak kolay, farklı araçlarla... Diğeri ise çok sayıda şehit veren batıdaki bu hassas ama güvenlik açısından da ciddi zafiyetleri olan yerler. Bu ikisi üzerinde özellikle odaklanıldığını ve referanduma doğru hızlandırılarak iç savaş görüntüsü verilmek isteneceğini tahmin ediyoruz.... "
**********************************************************************************DİKKAT SON DAKİKA...Dörtyol'la ilgili şok bir iddia daha Hatay Dörtyol'da 4 polisin şehit edilmesinin ardından 'dur' ihtarına uymadığı için vurulduğu söylenen Mehmet Bozkurt, Dörtyol Emniyet Müdürlüğü bahçesinde vurulduğunu iddia etti... Hayati tehlike kaydıyla tedavi gören Mehmet Bozkurt ters yönde gitmediklerini, dur ihbarının ardından da durduklarını, ancak getirildikleri Dörtyol Emniyet Müdürlüğü bahçesinde silahla vurulduğunu ileri sürdü.
Türkiye'nin Altını Oyan 'İyi Çocuklar'
Türkiye'nin Altını Oyan 'İyi Çocuklar'
Adem Yavuz Arslan/Bugün
Olayların arkasında 'iyi çocuklar' mı var?
"Olay göründüğü kadar yalın değil" Bu sözün sahibi İçişleri Bakanı Beşir Atalay.
Dün Ankara'da bir toplantıda söyledi. Hatırlatalım, bu sözün sahibine bağlı iki istihbarat kuruluşu var. Yani somut bilgi ve bulgulara dayanmasa Atalay böyle bir ifade kullanmazdı.
Kaldı ki son üç gün içerisinde basına yansıyan bilgiler de ortalama TV izleyicisinde bile bu tip bir kanaati oluşturdu. Çünkü İnegöl ve Dörtyol saldırıları 'ilginçlikler' içeriyor.
Saldırıda kullanılan araç, aracın gasbediliş şekli şüpheli. Kaldı ki aracın sahibi Bestami Kılınç'la ilgili 'jandarma haber elemanı' olduğu iddiaları var. Basına yaptığı açıklamalar da çelişkili.
Kılınç, jandarma istihbarat elemanları ile görüşmesini 'normal' olarak tanımlıyor. Hatta iddiasına göre bu istihbaratçıları herkes tanırmış. Yaylaya giderken de yolda karşılaşmış.
Oysa Jandarma raporu Kılınç'ın işyerinde bir görüşme olduğunu belirtiyor. Hatta oraya giderken kullanılan kamyonetin modelini, görüşmenin saatini bile kayda geçmiş rapor. Kılınç'ın teröristlerden kurtulduktan sonra ki tavırları da biraz şüpheli. Kime gitti, kimleri aradı, teröristlerle ilgili nasıl bir eşkâl verdi net değil.
İlginç noktalardan birisi de şu. Dörtyol olayında merkeze oturmuş bir 'sivil giyimli üç kişi' var. Bestami Kılınç'la görüşmeye gelen istihbarat personeli 'sivil üç kişi.' Eylemi gerçekleştiren teröristler 'sivil üç kişi.'
Ters yöne girip polisin dur ihtarına uymayan ve sonrasında yakalanan Broadway'dekiler de 'sivil üç kişi.'Bu arada polisin saldırıda kullanılan Passat'ı bulup, teröristlerin peşine düşeceği anda karakolun ablukaya alınması ve teröristleri kovalayacak polislerin karakolu kollamak için geriye dönmek zorunda kalmalarıda ilginç bir tesadüf olarak kayıtlara girdi.
Bu noktada hafızaları biraz tazeleyelim. Çünkü İnegöl ve Dörtyol olayları, bu işin en yetkili ismi Atalay'ın ifadesiyle 'Göründüğü kadar yalın değil!'
Ne tesadüftür ki son 5 yılda yaşanan bu tip her olayda bir 'JİTEM' ya da 'Jandarma muhbiri' var.
Dörtyol'da Bestami Kılınç'la görüşmeye giden, Kılınç kurtulduktan sonra ilk teması kuran Jandarma istihbarat personeli. Olaylar çıktıktan sonra halkı galeyana getirdiği için gözaltına alınan Ahmet Büyük,kendini MİT personeli tanıtsa da jandarma uzman çavuş çıkıyor.
Geriye doğru gidersek; Edirne'de DHKP-C üyesi olduğu iddiasıyla 5 öğrencinin tutuklanmasıyla başlayan ve günlerce gerginliklerin yaşanmasına neden olan olayda da istihbaratçıların izi vardı.
Yine Demokratik Açılım ve Erdoğan-Obama görüşmesini sabote etmeye yönelik Tokat Reşadiye saldırısında da soru işaretleri vardı. Sazak Köyü kırsalında 7 askerin şehit edildiği olayda Gökköy muhtarının bazı bilgileri örgütle irtibatlı kişilere verdiği tespit edilmişti.
Ayrıca Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla tutuklanan Yasin Hayal'in de jandarma muhbiri olduğu ortaya çıkmıştı.
Nihayetinde Şemdinli olaylarında da işin içinden yine jandarma muhbirleri çıkmıştı.
Malatya Zirve Cinayeti hadisesinde bir takım tuhaf ilişkiler ortaya çıkmıştı.
Yani, bu tip toplumsal olayların başlangıç aşamasında nedense bir yerden 'jandarma muhbiri' ifadesi önümüze çıkıyor.
Aslında soru işaretlerinin büyüğü bu tip provokasyonlarla Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın konuşlandığı illerin gazeteci tabiriyle 'pişti olması.'
Çünkü 2007'ye kadar Türkiye genelinde 12 ilde teşkilatlı bulunan ÖKK'lar bugünlerde adı çokça anılan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt döneminde 24'e çıkarılmak istenmişti. İlginç noktalardan birisi de şu ki yeni kurulan ÖKK başkanlıkları arasında Hatay ve Bursa da var. İnegöl'de 2007'de Hatay'da ise 2009'da kurulmuş ÖKK. İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın uygulamaya konduğu iddia edilen Erzincan'da ise 2009'da hayata geçti.
Bütün bu veriler ışığında tekrar Atalay'ın ifadesini hatırlayalım: "Hatay olayları göründüğü kadar yalın değil!"
Bu tür ilginç bağlantıları ortaya dökerken şunu demiyoruz: "Zinhar bu ülkede Kürt-Türk kavgası çıkmaz, bunlar komplo." Maalesef bu ülkede Kürt-Türk kavgası en esaslısından çıkar. Bunun için uygun zemin var. Üstelik de silahlar sustuğu zaman özellikle de 'toplumsal rehabilitasyon' üzerinde çalışmamız gerekecek.
Aslında yaşadığımız bu olaylar da sürpriz değil. Yaz başından bu yana biz de yazdık, bu konuya duyarlı kalemler de ısrarla gündeme getirdi.
Referandumda 'evet' çıkmasını istemeyen geniş bir koalisyon var. Bu süreçte her türlü provokasyon, saldırı ve Osman Baydemir'in yaptığı gibi densiz ve seviyesiz açıklamalar gelecektir.
Olayların arkasında 'iyi çocuklar' mı var?
"Olay göründüğü kadar yalın değil" Bu sözün sahibi İçişleri Bakanı Beşir Atalay.
Dün Ankara'da bir toplantıda söyledi. Hatırlatalım, bu sözün sahibine bağlı iki istihbarat kuruluşu var. Yani somut bilgi ve bulgulara dayanmasa Atalay böyle bir ifade kullanmazdı.
Kaldı ki son üç gün içerisinde basına yansıyan bilgiler de ortalama TV izleyicisinde bile bu tip bir kanaati oluşturdu. Çünkü İnegöl ve Dörtyol saldırıları 'ilginçlikler' içeriyor.
Saldırıda kullanılan araç, aracın gasbediliş şekli şüpheli. Kaldı ki aracın sahibi Bestami Kılınç'la ilgili 'jandarma haber elemanı' olduğu iddiaları var. Basına yaptığı açıklamalar da çelişkili.
Kılınç, jandarma istihbarat elemanları ile görüşmesini 'normal' olarak tanımlıyor. Hatta iddiasına göre bu istihbaratçıları herkes tanırmış. Yaylaya giderken de yolda karşılaşmış.
Oysa Jandarma raporu Kılınç'ın işyerinde bir görüşme olduğunu belirtiyor. Hatta oraya giderken kullanılan kamyonetin modelini, görüşmenin saatini bile kayda geçmiş rapor. Kılınç'ın teröristlerden kurtulduktan sonra ki tavırları da biraz şüpheli. Kime gitti, kimleri aradı, teröristlerle ilgili nasıl bir eşkâl verdi net değil.
İlginç noktalardan birisi de şu. Dörtyol olayında merkeze oturmuş bir 'sivil giyimli üç kişi' var. Bestami Kılınç'la görüşmeye gelen istihbarat personeli 'sivil üç kişi.' Eylemi gerçekleştiren teröristler 'sivil üç kişi.'
Ters yöne girip polisin dur ihtarına uymayan ve sonrasında yakalanan Broadway'dekiler de 'sivil üç kişi.'Bu arada polisin saldırıda kullanılan Passat'ı bulup, teröristlerin peşine düşeceği anda karakolun ablukaya alınması ve teröristleri kovalayacak polislerin karakolu kollamak için geriye dönmek zorunda kalmalarıda ilginç bir tesadüf olarak kayıtlara girdi.
Bu noktada hafızaları biraz tazeleyelim. Çünkü İnegöl ve Dörtyol olayları, bu işin en yetkili ismi Atalay'ın ifadesiyle 'Göründüğü kadar yalın değil!'
Ne tesadüftür ki son 5 yılda yaşanan bu tip her olayda bir 'JİTEM' ya da 'Jandarma muhbiri' var.
Dörtyol'da Bestami Kılınç'la görüşmeye giden, Kılınç kurtulduktan sonra ilk teması kuran Jandarma istihbarat personeli. Olaylar çıktıktan sonra halkı galeyana getirdiği için gözaltına alınan Ahmet Büyük,kendini MİT personeli tanıtsa da jandarma uzman çavuş çıkıyor.
Geriye doğru gidersek; Edirne'de DHKP-C üyesi olduğu iddiasıyla 5 öğrencinin tutuklanmasıyla başlayan ve günlerce gerginliklerin yaşanmasına neden olan olayda da istihbaratçıların izi vardı.
Yine Demokratik Açılım ve Erdoğan-Obama görüşmesini sabote etmeye yönelik Tokat Reşadiye saldırısında da soru işaretleri vardı. Sazak Köyü kırsalında 7 askerin şehit edildiği olayda Gökköy muhtarının bazı bilgileri örgütle irtibatlı kişilere verdiği tespit edilmişti.
Ayrıca Hrant Dink cinayetinin azmettiricisi olduğu iddiasıyla tutuklanan Yasin Hayal'in de jandarma muhbiri olduğu ortaya çıkmıştı.
Nihayetinde Şemdinli olaylarında da işin içinden yine jandarma muhbirleri çıkmıştı.
Malatya Zirve Cinayeti hadisesinde bir takım tuhaf ilişkiler ortaya çıkmıştı.
Yani, bu tip toplumsal olayların başlangıç aşamasında nedense bir yerden 'jandarma muhbiri' ifadesi önümüze çıkıyor.
Aslında soru işaretlerinin büyüğü bu tip provokasyonlarla Özel Kuvvetler Komutanlığı'nın konuşlandığı illerin gazeteci tabiriyle 'pişti olması.'
Çünkü 2007'ye kadar Türkiye genelinde 12 ilde teşkilatlı bulunan ÖKK'lar bugünlerde adı çokça anılan dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt döneminde 24'e çıkarılmak istenmişti. İlginç noktalardan birisi de şu ki yeni kurulan ÖKK başkanlıkları arasında Hatay ve Bursa da var. İnegöl'de 2007'de Hatay'da ise 2009'da kurulmuş ÖKK. İrtica ile Mücadele Eylem Planı'nın uygulamaya konduğu iddia edilen Erzincan'da ise 2009'da hayata geçti.
Bütün bu veriler ışığında tekrar Atalay'ın ifadesini hatırlayalım: "Hatay olayları göründüğü kadar yalın değil!"
Bu tür ilginç bağlantıları ortaya dökerken şunu demiyoruz: "Zinhar bu ülkede Kürt-Türk kavgası çıkmaz, bunlar komplo." Maalesef bu ülkede Kürt-Türk kavgası en esaslısından çıkar. Bunun için uygun zemin var. Üstelik de silahlar sustuğu zaman özellikle de 'toplumsal rehabilitasyon' üzerinde çalışmamız gerekecek.
Aslında yaşadığımız bu olaylar da sürpriz değil. Yaz başından bu yana biz de yazdık, bu konuya duyarlı kalemler de ısrarla gündeme getirdi.
Referandumda 'evet' çıkmasını istemeyen geniş bir koalisyon var. Bu süreçte her türlü provokasyon, saldırı ve Osman Baydemir'in yaptığı gibi densiz ve seviyesiz açıklamalar gelecektir.