AK Parti Ankara İl Başkanlığı Danışma Meclisi toplantısı, parti genel merkezinde yapıldı. İçişleri Bakanı Atalay, toplantıda yaptığı konuşmada, halkoylamasının güvenliğini sağlamak için ülke genelinde tedbirler aldıklarını anlattı. Güvenlik konusuna büyük hassasiyet gösterdiklerini söyledi. Atalay, "Çünkü, bu halkoylamasını, bir demokrasi şöleninden çıkararak, lekelemeye çalışan kişiler ve kesimler var. Bizzat siyasi parti liderleri var. Tahrik eden, adeta teşvik eden, siyasi söylemler var." dedi.
İçişleri Bakanı, İnegöl ve Dörtyol'da istenmeyen olayların meydana geldiğini hatırlattı. İnegöl'e giderek, incelemelerde bulunduğunu, sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldiğini aktaran Atalay, şu ifadeleri kullandı: "İnegöl burada masum. Ama, şunu da söyleyeyim; bu fırsatları kollayan ve vatandaşı tahrik eden, getirip polis otolarını yaktıran birileri de var. Dörtyol'da da bu olayları azmettiren, tahrik ettiren birileri var. İstiyorlar ki huzurlu bir halkoylaması sürmesin. Bunu anlamak mümkün değil. Ama kararlı şekilde hepsinin üzerine gidiliyor. Kışkırtmalara tahammül göstermeyeceğiz. Oralara özel istihbarat ekipleri gönderdik. Hatay'a da, Dörtyol'a da, hem il genelinde hem ilçede, daha olayın olduğu gün gönderdik. Bunlar çalışıyorlar. Dün onları Hatay'a çağırdım, dinledim. Olaylar, hiç öyle geriden göründüğü kadar yalın değil. Ama, bütün karmaşıklığıyla analiz ediliyor, değerlendiriliyor ve üzerine gidiliyor."
Beşir Atalay, anayasa paketini başından beri 'demokrasi paketi' olarak değerlendirdiklerinin altını çizdi. Yeni anayasa paketinin öncelikli unsurunun, bireyin hakkının daha çok korunması olduğunu belirtti. Millet iradesinin güçlendirildiğini vurguladı. "HSYK'da biliyorsunuz, kast sistemi var." ifadelerini kullanan Atalay, şu anda kurula yalnızca Danıştay ve Yargıtay'ın üye seçtiğini belirtti: "Şimdi o kast sistemi kırılıyor. Oranın üyelerini, ülkemizin her köşesinde görev yapan hâkim ve savcılarımız seçiyor. Yargıya demokrasi geliyor. Demokrasiden rahatsızlar. Kendi tekellerindeki yetkilerin bütün yargı camiasına yayılmasından rahatsızlar. İşin özü bu. Esasen, Türkiye'de demokrasi adına birçok şey ilk defa oluyor, Türkiye normalleşiyor."
Hedef gösterilen kişi 'kimsesiz' çıktı!
Dörtyol'daki saldırının ardından ihbar üzerine içerisinde üç sivil şahsın olduğu bir otomobil takibe alınmıştı. Polisin dur ihtarına uymayan şahıslar kaçmaya çalışmış ancak güvenlik güçlerince durdurulmuştu. Polisin ateşi sonucu araçta bulunan Mehmet Bozkurt yaralanırken, diğer iki şahıs gözaltına alınmıştı. Bozkurt, Adana Numune Hastanesi'ne kaldırıldı. Hayati tehlikesi bulunan Bozkurt'un hastane girişte kaydının 'kimsesiz' olarak yapıldığı öğrenildi. 26 Temmuz 2010 tarihinde saat 23.13'te hastaneye girişi yapılan Bozkurt'un hastane kaydında ne adresi var ne de telefonu. ÖMER SARI ADANA
ZAMAN
**************************************************************************************
M. NEDİM HAZAR
n.hazar@zaman.com.tr
Aynı film
Biz Türkler aynı filmi defalarca izlemeyi pek severiz. İçinde olup biteni, iyiyi, kötüyü, her türlü entrikayı, dahası sonunu bildiğimiz halde oturur sanki ilk kez izliyormuş gibi heyecanla ve inanarak izleriz.
Hatay'da sahneye konulan filmin de daha önceki filmlerden farkı yok. Yani birinci vizyon bir çalışma değil. Geçmişte pek çok kez sahnelenmiş, yakın geçmişte birtakım mihraklar tarafından senaryosunun üzerinden geçilmiş, her türlü çekim planı yapılmış, aktörleri seçilmiş, rolleri dağıtılmış bir filmden başka bir şey değil.
Hatay'da oynanan kanlı oyun ile Erzincan'da oynanmak üzere iken ellerine yüzlerine bulaştırdıkları oyun arasında pek bir fark yok. İstihbarat birimlerinin yarın başka yerlerde, İzmir'de, Balıkesir'de, Bursa'da da sahneleneceğini rapor ettiği filmlerden başka bir şey değil Hatay'da yaşananlar.
İsterseniz gelin film akışına göre olayı kurgulamaya çabalayalım.
Sahne 1: İlçenin kaymakamı başka bir ile vali yardımcısı olarak tayin ediliyor. Ancak Danıştay kararıyla tekrar eski görevine dönüyor.
Sahne 2: İlçedeki bir yerel siyasetçiye ait maden ocağına plakası belli olmayan ISUZU marka bir kamyonetle Jandarma İstihbarat'ta çalışan 1'i astsubay, 2'si uzman çavuş üç asker geliyor.
Sahne 3: Bir süre sonra bu siyasetçiye ait gri renkli araç madenden ayrılıyor. Kısa bir süre sonra üçü sivil, ikisi terörist kıyafetli 5 kişi tarafından aynı araç durduruluyor. Cep telefonu ve arabası alınan yerel siyasetçi, teröristlerce rehin alınıyor. (Dikkat buyurun, terörist örgütün düşman olarak nitelediği bir partinin temsilcisi olduğu halde kılına dahi zarar verilmiyor.)
Sahne 4: TOKİ konutları polis noktasına saldıran 3 sivil kıyafetli terörist, 4 polis memurunu şehit ediyor. Öyle bir saldırı ki, şehit olan polisler silahlarına bile davranamıyorlar. Tıpkı Gaffar Okkan suikastında olduğu gibi.
Sahne 5: Olaydan sonra araçta 300'den fazla mermi izi bulunuyor. Bir komutan aracın kriminal kontrol için emniyete çekilmesine izin vermiyor.
Sahne 6: Saldırıyı duyan emniyet, saldırganların peşine düşüyor. Bu esnada tam bir bilgi ve ihbar kirliliği yaşatılıyor. Emniyete onlarca ihbar gelerek dikkatler başka yönlere çevriliyor. Ancak polis saldırıda kullanılan aracın izini bulup peşine düşüyor. Saldırıyı gerçekleştiren araç kıskaca alındığı esnada gizli bir ihbar başka bir aracı ihbar ediyor ve dikkatleri ikiye bölüyor.
Sahne 7: İhbar yapılan araç, ateş edilerek durduruluyor ve içindeki üç kişi emniyete alınıyor.
Sahne 8: Saldırının gerçek faillerini taşıyan araç ise halen takipte. Ancak yine sıra dışı bir şey oluyor ve ilçe içerisinde, 'PKK'lılar yakalandı, hadi gidip linç edelim' diye yaygara çıkartılıp binlerce insan emniyet önüne toplatılıyor.
Sahne 9: Bu yaygarayı çıkaranın bir askerî uzman çavuş olduğu belirleniyor. Üstelik görev yeri Hatay değil Bingöl. Bu personelin niçin Hatay'da bulunduğu ise ayrı bir bilinmeyen.
Sahne 10: Gerçek failleri taşıyan araç kaza yapınca failler ormanlık alana kaçıyorlar. Alanı çevirmeye alan polislere '5 kişi emniyeti bastı, linç tehlikesi var' deniliyor, polisler çevirmeden vazgeçip merkeze dönüyor ve saldırganlar kaçıyor.
Sahne 11: Halkı galeyana getirip, emniyete yürüten ve gerçek saldırganların izlerini kaybetmesine neden olan uzman çavuş askerî yetkililere teslim ediliyor ve sorgulanmadan serbest bırakılıyor.
Sahne 12: İstihbaratçıların yerel siyasetçiyi ziyarete gittiği kamyonet hâlâ bir sır. Diğer bir esrarengiz nokta ise rehin alınan siyasetçinin nasıl kurtarıldığı. O da tam bir muamma! MOBESE kayıtları ise hâlâ gizleniyor. Ve en önemlisi ise uzman çavuşun o andan itibaren sırra kadem basması. Ne askerî, ne sivil, merak eden kimse yok bu çavuşu!
İşte böyle sevgili okur. Anlaşılan o ki, şu referandum sürecinde gözü dönen Ergenekon ve PKK çetesi her türlü oyunu, her türlü riski göze alarak sahnelemeye devam edecek.
*************************************************************************************
BDP DİYE İTFAİYE SÖNDÜRMEDİ
• Olaylarda BDP ilçe başkanlığı binası yakılmıştı. Polis MHP'li belediyeye ait itfaiye ekibini çağırdı. Ancak, itfaiye ekibi, yangını söndürmeden ve üstelik zafer işareti yaparak olay yerinden ayrıldı.
• Emniyet görevlileri, itfaiyenin tutumu hakkında bilgi verdiği Dörtyol Cumhuriyet Savcısı'ndan şu cevabı aldı: “Slogan atan BDP'lilere herhangi bir şey yapamıyorsunuz, bunlara da yapmaya gerek yok.”
• Cumhuriyet Savcılığı, 30 gözaltıyla birlikte tansiyon biraz da olsa düşmüşken, Emniyet'ten şüphelilerin serbest bırakılmasını istedi.
• BDP'nin geçmiş ziyaretlerinden önce de “Leyla Zana gelecekmiş” söylentisinin yayıldığı ortaya çıktı.
MHP'LİLER ÖN SAFTA
• Olayların birinci ve ikinci gününde MHP il başkanı Şefik Çirkin ve Ülkü Ocakları İl Başkanı Lütfi Kaşıkçı'nın ön saflarda bulundukları da belirlendi.
• MHP Hatay Milletvekili Süleyman Çirkin, olaylar sürerken televizyonlara halkın galeyana gelmesinin normal olduğu yönünde açıklamalar yaptı. Jandarma Alay Komutanının da “halkın tepki göstermediği” yönünde konuştuğu iddia edildi.
• Eylemcilerin hedefinde Güneydoğulu vatandaşlar gibi AK Parti'lilerin de işyerleri bulunuyordu.
Star