Hakkari Çukurca’da geçen hafta altı askerin öldüğü saldırıdan 15 dakika önce insansız istihbarat uçaklarının Hantepe’deki birliği uyardığı ortaya çıktı. Kayıtlara göre “Bir grup sızma var” bilgisine karşılık, “Sorun yok, her şey kontrolümüzde” yanıtı verilmiş.
PKK’nın 19 temmuz gecesi gerçekleştirdiği saldırıda istihbarat zafiyeti bulunduğuna dair yeni bir iddia gündeme geldi. Kayseri Komando Tugay Komutanlığı’ndan gelen askeri birliğin konuşlandırıldığı Kuzey Irak sınırındaki Çukurca’ya bağlı Kavşak- Uzundere bölgesi arasındaki Hantepe’deki birliğin, saldırıdan 10 gün önce Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından uyarıldığı, ancak buna rağmen herhangi bir önlem alınmadığı iddia edilmişti. Zaman gazetesi, dün bu iddianın ötesinde başka bir ihmali gündeme getirdi.
15 dakika önce uyarı
Habere göre 19 temmuz gecesi saat 02.00 sularında Hantepe’ye saldıran yaklaşık 40 PKK’lı, Heronlar tarafından tesbit ediliyor. Bunun üzerine Batman’daki Heronları takip merkezi sorumlusu, “Bir grup sızma var” diyerek uyardığı Hantepe’den “Sorun yok, her şey kontrolümüzde” karşılığını alıyor.
Uyarıdan yaklaşık 15 dakika sonra, komando birliğinin üs bölgelerindeki mevzilere önce el bombasıyla saldıran PKK’lılar, ardından Doçkalar (uçaksavar) ve uzun namlulu silahlarla bölgeyi ateş altına aldı. Doçka ve roketatar kullanan grubun, bazı mevzilere girerek, askeri birliğe ait termal silah, havan ve termal kameraları beraberinde götürdüğü belirtiliyor. Saldırıdan sonraki ilk yardımın yaklaşık 2,5 saat sonra geldiği; ancak helikopterlerin Doçka tehdidi sebebiyle istenilen faydayı sağlayamadığı kaydediliyor. Doçkalar tarafından desteklenen grubun, öldürülen PKK’lıların cesetlerini yanlarına alarak Kuzey Irak’a geçtikleri kaydediliyor.
Katırlarla yığınak yapılmış
İhmal iddiasını güçlendiren bir diğer bilgi de, bölgenin hemen karşısındaki PKK’nın Zap kampından gelen PKK’lıların günler süren lojistik yığınağıyla ilgili. Katırlarla bölgeye yığınak yapan PKK’lılar, Hantepe’nin karşısındaki hakim tepelere üç adet Doçka yerleştirmiş. Hakim tepelerde kayalıkların arasına kurulan 2 km menzilli Doçkaların, saldırının ardından üç gün boyunca atış yaptığı ve imha edilemediği ileri sürülüyor. Kayalıkların arasına yerleştirilen Doçkaların Kobra helikopterler ve F-16 savaş uçaklarına üç gün boyunca ateş etmeye devam ettiği belirtiliyor.
General Kaya ‘çoban’ demişti
Baskının yapıldığı bölgenin sorumlusu Tümgeneral Gürbüz Kaya, Gediktepe saldırısından sonra Başbakan Tayyip Erdoğan’a verdiği brifingde, PKK’lıları çoban sandıklarını söylemişti. Balyoz iddianamesini kabul eden İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararı verdiği kişiler arasında Tümgeneral Kaya’nın ismi ilk kez Hakkari Çukurca’da patlayan ve daha sonra TSK’ya ait olduğu ortaya çıkan mayınlarla gündeme gelmişti.
Patlamanın ardından internete düşen ses kaydında, döşenen mayınların açıklamaların aksine PKK’ya değil, TSK’ya ait olduğu belirtiliyordu. Komutanlar, asker ölümleri için de “Önemli değil” ifadelerini kullanıyordu.
Kaya ayrıca 19 Haziran’da PKK’lıların saldırdığı Tekeli Taburu’na giden Başbakan Tayyip Erdoğan’a brifing verdi. Kaya, PKK’lılara ait görüntülerin 23.30’da alındığını, topçu atışı yapıldığını, karşılık verilmeyince görüntülerin çoban, köylü, ya da kaçakçı olabileceğinin düşünüldüğünü belirtmişti.
Taraf - Istanbul
**************************************************************************************
Genelkurmay Başkanlığı’nın “isimlerini de rütbelerini de tesbit edemedik” dediği MİT’in dinleme kaydına takılan ‘Heronların düşürülmesi’ skandalı şok edici diyaloglar içeriyor.

Bugün gazetesinin gündeme getirdiği “Heronların düşürülmesi” olayının yer aldığı telefon kayıtlarının ayrıntıları ortaya çıktı. MİT tarafından tesbit edilen ve Genelkurmay’a gönderilen telefon görüşmesi şok edici diyaloglar içeriyor. Görüşmeyi yapan ve Genelkurmay’ın “isimlerini tesbit edemedik” dediği subaylar K1 ve K2 olarak kodlanıyor.
İddiaya göre MİT, 10 Ekim 2007’de PKK’lıları “kendi adamları” olarak niteleyen bir subayın, bir yarbayı arayarak çok PKK’lı vurulduğu için “Heronların ya koordinatlarının değiştirilmesini ya da düşürülmesini” istediğini kayda geçirdi. MİT, skandal konuşmayı dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a gönderdi. O da askerî savcılara soruşturma talimatı verdi. Açılan soruşturma kapmasında, telefon numaraları üzerinden şüphelilerin ses kayıt analizleri yapıldı.
Dosya Genelkurmay’da
Konuşmanın Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. ile Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. arasında geçtiği tesbit edildi. Selami Selçuk Ç.’nin adı Ergenekon’un yasadışı Karargâh Evleri yapılanmasında ikinci adam olarak geçtiğinden dosya yetkisizlikle Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı’na gönderildi. Dosya, “Çürük çetesi” yöneticisi olmaktan tutuklanan askerî hakim Albay Ahmet Zeki Üçok tarafından incelendi. Üsteğmen Fırat Ç.’nin, Yarbay’ı aramadan hemen önce bir Tuğamiral tarafından arandığı belirlendi. Bunun üzerine iki Tuğamiral dinlemeye alındı. Elde edilen yasal ses kayıtları, Emniyet Kriminal ve Jandarma Kriminal’e ayrı ayrı gönderildi. MİT’in tesbit ettiği sesle karşılaştırılarak, ses analizi yapıldı. Her iki birim de üsteğmeni arayan ismin Tuğamiral Alaettin Sevim olduğunu teyit etti. Ancak dosya sümenaltı edildi. Üçok tutuklanınca dosya Genelkurmay Askerî Savcılığı’na gönderildi.
Tuğgeneral Gürak yalanlamıştı
Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, geçen hafta yaptığı açıklamada “basında yer aldığı gibi ne isim ne rütbe ne de kimliğini belli edecek hiçbir bilgi olmayan belirsiz iki kişi arasında geçen bir konuşma metni olduğunu” savunurken, dosyadaki bilgiler bu iddiayı yalanladı. Bugün gazetesinin haberine göre K1 ve K2 koduyla yer alan dinleme tutanağında, gerçek isimler de geçiyor.
İşte telefon görüşmesindeki ifadeler
K1: En son konuştuğumuz problemin çözümünde hangi aşamaya geldik.
K2: Efendim o çok büyük ve sıkıntılı bir iş. Özür dilerim komutanım yanlış anlaşılmasın. İ. Komutanımızla ilgili değil mi?
K1: Evet.
K2: Komutanım o dönemde onu kapatanlar temiz ve iyi iş yapmışlar ve ciddi risk almışlar.
K1: Biliyorum farkındayım o zaman öyle olması gerekiyordu. Zamanımız yoktu şimdi parayı konuşturma zamanı.
K2: Limit ne kadar?
K1: Bu iş için her şeye değer limit problemi yok asıl önemli olan problemin çözülmesi.
K2: Anlaşıldı komutanım eğer limitte problem yoksa ilgili kişilerle bu işi rahat çözeriz.
2.BÖLÜM
K1: Tamam diğer konu da şu insansız hava aracı ile ilgili. Biliyorsunuz onunla ilgili daha önce görüşmüştük.
K2: Evet komutanım problem yok problem mi var?
K1: Problem şu, araç biliyorsunuz Batman’da konuşlandırıldı oradan o bölgeyi tarıyor ancak görüntü ve bilgiler çok net önce mümkünse kullanım dışı bırakmalıyız değilse, görüntü, bilgi koordinat vesair surette müdahale edilmeli anlaşıldı mı?
K2: Evet anlaşıldı komutanım.
K1: Geçen olayda zayiat verilmiş, bundan dolayı ciddi bir baskı aldım sen bunu ilgilisi ile görüş ve konuştuğumuz çerçevede olsun tamam mı?
K2: Komutanım tamam anlayamadım. Müsaade ederseniz eve geleyim.
K1: Hayır sağlıklı olmaz tatilde görüşelim mi?
K2: Tatil yerinizde mi anlaşıldı komutanım.
K1: Telefona dikkat ediyorsunuz değil mi?
K2: Evet komutanım artık bayram sonuna kadar da kapalı olur.
MİT’e ağır küfürler
MİT’in tesbit ettiği belirtilen ikinci telefon görüşmesinde de suçüstü yakalandığı ortaya çıkan subayların MİT’e küfürler içeren, itiraf ve hakaret dolu ifadeler geçiyor.
K1: Ne oldu bizim Çakmaklı’nın işi
K2: Hangi?
K1: Komutanım bizim Yarbay Çakmaklı.
K2: Tamam gönderdik onu beş aylık kursa.
K1: Biliyorum sıkıntılı bir iş vardı ya ne oldu o işi hallettiniz mi?
K2: Ya o bizi çok zorladı ya, onunla ilgili gelen şeyler var ya MİT’ten. MİT’ten o... çocukları p.çler her şeyi ortaya çıkarmışlar ya.
K1: Yapmayın ya
K2: B.k herifler. Vallahi Selçuk nasıl niye açık verdi Selçuk biraz dikkat etsin, uyarın onu.
K1: Selçuk da çok üzüldü tekrardan uyarırız onu. Sürekli tayin işi ne oldu asıl ben onun için aramıştım. Merak ediyor.
K2: Anladım merak etmeyin bazı şeyleri örtbas ettik ama zor oldu gerçi. Hani senin o tanıdıkların var ya o generaller onlarla da görüştüm yüzde 95’i yurt dışı tamam gibi fakat p.çlerin gönderdiği o bilgiler bizi çok sakıntıya soktu o... çocukları. Neyse bizi biraz daha rahatlatacak o Tokmak’ın yerine gelen Kutlu da biliyorsunuz tanıyorsunuz zaten.
K1: Evet tanıyorum.
K2: O da bizim işleri rahatlatacak. Neyse hadi sonradan görüşürüz bakalım.
Şüpheliyi kurtarma operasyonu
Konuşmaları yapan subaylardan bir olduğu belirtilen ve Karargahevleri soruşturması kapsamında bir yıl tutuklu kalan Hava Pilot Yarbay Ç.’nin, gözden uzak kalması ve soruşturmadan kurtulması için önce beş aylığına İtalya’ya, Şubat 2008’de yurda döndükten sonra da sürekli yurt dışı görevine gönderildiği anlaşılıyor:
K1: E... Hanım merhaba
Ç’nin Eşi : Merhabalar
K1: Ben Selçuk’un Genelkurmay’dan arkadaşıyım. Yurtdışı işini hallettik.
Ç’nin Eşi: Evet
K1: Ben kendisine ulaşamadım da size not bırakacağım. Şu sıralarda ilişkilerine ve görüştüğü kişilere çok dikkat etmesi lazım sürekli yurtdışı işini Genelkurmay ayağı tamam gözüküyor. Selçuk Yarbayım zaten biliyor. Generallerimiz çok yardımcı oldular ancak bu işi karıştıranlar var.
Ç’nin Eşi: Evet
K1: Ben takip ediyorum olayı.
Ç’nin Eşi: Hı hı...
K1: Milli İstihbarat’tan gelen belgeyle bir iki sıkıntı var Genelkurmay’da aşıldı. Fakat kendi Hava Kuvvetleri’nde devam ediyor. Fakat kısa sürede aşılacağa benziyor. Rahat olsun görüşmek üzere hoşça kalın.
Ç’nin Eşi : Tamam çok teşekkür.
Geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı
Kayda alınan telefon görüşmelerinden Hava Pilot Tuğgeneral Mustafa İ.’nin ceza almaması için yapılan planlar deşifre oluyor:
K1: Merhaba
K2: Fırat merhaba,
K1: Önemli bir konu var da...
K2: Ha evet
K1: Onu ancak siz çözebilirsiniz.
K2: Nedir?
K1: Bu sene terfi eden Mustafa İ. ile ilgili
K2: Kim?
K1: Mustafa İ. Hava Pilot Tuğgeneral
K2: Tamam tamam evet
K1: Bu dostumuzla ciddi uğraşanlar var.
K2: Yapma ya nasıl?
K1: Mustafa’nın iki kere izinsiz yurtdışına çıkışı olmuş.
K2: Gerçekten izinsiz mi çıkmış?
K1: Maalesef
K2: Benim bundan dolayı bildiğim şu anda hapis yatanlar var ama...
“Aman! İş çok ciddi”
K1: İşte bunu kurcalıyorlar. Ne yapabiliriz? Bunun pasaport kayıtlarından silinmesi lazım. Ya da Hava Kuvvetleri’nden izinli gösterilmesi lazım.
K2: Tamam
K1: İkinci bir konu yine Mustafa İ. ile ilgili
K2: Bir dakika yazıyorum.
K1: DHKP-C üyesi akrabası varmış, cezaevinde yatarken adresini Mustafa İ’nin lojmanı göstermiş.
K2: Bu çok kötü.
K1: Evet bu dostumuz geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı iş çok ciddi. Konuyu Genelkurmay Personel Başkanı Memişoğlu biliyor. O örtbas edildiğini düşünüyor ama konuyu kaşıyorlar.
“Telefonu kuruma götürmüyorum”
K2: Anlaşıldı tamam, tamam.
K1: Bir diğer husus da; bu görüştüğümüz telefonun, konuştuğumuz çerçevede kullanılması gerekiyor.
K2: Ha tamam o konuda problem yok zaten. Telefonu yanımda kuruma götürmüyorum.
K1: Eğer acil bir durum olursa ben size işten ulaşırım. Siz de bana diğer taraftan ulaşırsınız.
Bugün gazetesinin gündeme getirdiği “Heronların düşürülmesi” olayının yer aldığı telefon kayıtlarının ayrıntıları ortaya çıktı. MİT tarafından tesbit edilen ve Genelkurmay’a gönderilen telefon görüşmesi şok edici diyaloglar içeriyor. Görüşmeyi yapan ve Genelkurmay’ın “isimlerini tesbit edemedik” dediği subaylar K1 ve K2 olarak kodlanıyor.
İddiaya göre MİT, 10 Ekim 2007’de PKK’lıları “kendi adamları” olarak niteleyen bir subayın, bir yarbayı arayarak çok PKK’lı vurulduğu için “Heronların ya koordinatlarının değiştirilmesini ya da düşürülmesini” istediğini kayda geçirdi. MİT, skandal konuşmayı dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a gönderdi. O da askerî savcılara soruşturma talimatı verdi. Açılan soruşturma kapmasında, telefon numaraları üzerinden şüphelilerin ses kayıt analizleri yapıldı.
Dosya Genelkurmay’da
Konuşmanın Hava Pilot Üsteğmen Fırat Ç. ile Hava Pilot Yarbay Selami Selçuk Ç. arasında geçtiği tesbit edildi. Selami Selçuk Ç.’nin adı Ergenekon’un yasadışı Karargâh Evleri yapılanmasında ikinci adam olarak geçtiğinden dosya yetkisizlikle Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı’na gönderildi. Dosya, “Çürük çetesi” yöneticisi olmaktan tutuklanan askerî hakim Albay Ahmet Zeki Üçok tarafından incelendi. Üsteğmen Fırat Ç.’nin, Yarbay’ı aramadan hemen önce bir Tuğamiral tarafından arandığı belirlendi. Bunun üzerine iki Tuğamiral dinlemeye alındı. Elde edilen yasal ses kayıtları, Emniyet Kriminal ve Jandarma Kriminal’e ayrı ayrı gönderildi. MİT’in tesbit ettiği sesle karşılaştırılarak, ses analizi yapıldı. Her iki birim de üsteğmeni arayan ismin Tuğamiral Alaettin Sevim olduğunu teyit etti. Ancak dosya sümenaltı edildi. Üçok tutuklanınca dosya Genelkurmay Askerî Savcılığı’na gönderildi.
Tuğgeneral Gürak yalanlamıştı
Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, geçen hafta yaptığı açıklamada “basında yer aldığı gibi ne isim ne rütbe ne de kimliğini belli edecek hiçbir bilgi olmayan belirsiz iki kişi arasında geçen bir konuşma metni olduğunu” savunurken, dosyadaki bilgiler bu iddiayı yalanladı. Bugün gazetesinin haberine göre K1 ve K2 koduyla yer alan dinleme tutanağında, gerçek isimler de geçiyor.
İşte telefon görüşmesindeki ifadeler
K1: En son konuştuğumuz problemin çözümünde hangi aşamaya geldik.
K2: Efendim o çok büyük ve sıkıntılı bir iş. Özür dilerim komutanım yanlış anlaşılmasın. İ. Komutanımızla ilgili değil mi?
K1: Evet.
K2: Komutanım o dönemde onu kapatanlar temiz ve iyi iş yapmışlar ve ciddi risk almışlar.
K1: Biliyorum farkındayım o zaman öyle olması gerekiyordu. Zamanımız yoktu şimdi parayı konuşturma zamanı.
K2: Limit ne kadar?
K1: Bu iş için her şeye değer limit problemi yok asıl önemli olan problemin çözülmesi.
K2: Anlaşıldı komutanım eğer limitte problem yoksa ilgili kişilerle bu işi rahat çözeriz.
2.BÖLÜM
K1: Tamam diğer konu da şu insansız hava aracı ile ilgili. Biliyorsunuz onunla ilgili daha önce görüşmüştük.
K2: Evet komutanım problem yok problem mi var?
K1: Problem şu, araç biliyorsunuz Batman’da konuşlandırıldı oradan o bölgeyi tarıyor ancak görüntü ve bilgiler çok net önce mümkünse kullanım dışı bırakmalıyız değilse, görüntü, bilgi koordinat vesair surette müdahale edilmeli anlaşıldı mı?
K2: Evet anlaşıldı komutanım.
K1: Geçen olayda zayiat verilmiş, bundan dolayı ciddi bir baskı aldım sen bunu ilgilisi ile görüş ve konuştuğumuz çerçevede olsun tamam mı?
K2: Komutanım tamam anlayamadım. Müsaade ederseniz eve geleyim.
K1: Hayır sağlıklı olmaz tatilde görüşelim mi?
K2: Tatil yerinizde mi anlaşıldı komutanım.
K1: Telefona dikkat ediyorsunuz değil mi?
K2: Evet komutanım artık bayram sonuna kadar da kapalı olur.
MİT’e ağır küfürler
MİT’in tesbit ettiği belirtilen ikinci telefon görüşmesinde de suçüstü yakalandığı ortaya çıkan subayların MİT’e küfürler içeren, itiraf ve hakaret dolu ifadeler geçiyor.
K1: Ne oldu bizim Çakmaklı’nın işi
K2: Hangi?
K1: Komutanım bizim Yarbay Çakmaklı.
K2: Tamam gönderdik onu beş aylık kursa.
K1: Biliyorum sıkıntılı bir iş vardı ya ne oldu o işi hallettiniz mi?
K2: Ya o bizi çok zorladı ya, onunla ilgili gelen şeyler var ya MİT’ten. MİT’ten o... çocukları p.çler her şeyi ortaya çıkarmışlar ya.
K1: Yapmayın ya
K2: B.k herifler. Vallahi Selçuk nasıl niye açık verdi Selçuk biraz dikkat etsin, uyarın onu.
K1: Selçuk da çok üzüldü tekrardan uyarırız onu. Sürekli tayin işi ne oldu asıl ben onun için aramıştım. Merak ediyor.
K2: Anladım merak etmeyin bazı şeyleri örtbas ettik ama zor oldu gerçi. Hani senin o tanıdıkların var ya o generaller onlarla da görüştüm yüzde 95’i yurt dışı tamam gibi fakat p.çlerin gönderdiği o bilgiler bizi çok sakıntıya soktu o... çocukları. Neyse bizi biraz daha rahatlatacak o Tokmak’ın yerine gelen Kutlu da biliyorsunuz tanıyorsunuz zaten.
K1: Evet tanıyorum.
K2: O da bizim işleri rahatlatacak. Neyse hadi sonradan görüşürüz bakalım.
Şüpheliyi kurtarma operasyonu
Konuşmaları yapan subaylardan bir olduğu belirtilen ve Karargahevleri soruşturması kapsamında bir yıl tutuklu kalan Hava Pilot Yarbay Ç.’nin, gözden uzak kalması ve soruşturmadan kurtulması için önce beş aylığına İtalya’ya, Şubat 2008’de yurda döndükten sonra da sürekli yurt dışı görevine gönderildiği anlaşılıyor:
K1: E... Hanım merhaba
Ç’nin Eşi : Merhabalar
K1: Ben Selçuk’un Genelkurmay’dan arkadaşıyım. Yurtdışı işini hallettik.
Ç’nin Eşi: Evet
K1: Ben kendisine ulaşamadım da size not bırakacağım. Şu sıralarda ilişkilerine ve görüştüğü kişilere çok dikkat etmesi lazım sürekli yurtdışı işini Genelkurmay ayağı tamam gözüküyor. Selçuk Yarbayım zaten biliyor. Generallerimiz çok yardımcı oldular ancak bu işi karıştıranlar var.
Ç’nin Eşi: Evet
K1: Ben takip ediyorum olayı.
Ç’nin Eşi: Hı hı...
K1: Milli İstihbarat’tan gelen belgeyle bir iki sıkıntı var Genelkurmay’da aşıldı. Fakat kendi Hava Kuvvetleri’nde devam ediyor. Fakat kısa sürede aşılacağa benziyor. Rahat olsun görüşmek üzere hoşça kalın.
Ç’nin Eşi : Tamam çok teşekkür.
Geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı
Kayda alınan telefon görüşmelerinden Hava Pilot Tuğgeneral Mustafa İ.’nin ceza almaması için yapılan planlar deşifre oluyor:
K1: Merhaba
K2: Fırat merhaba,
K1: Önemli bir konu var da...
K2: Ha evet
K1: Onu ancak siz çözebilirsiniz.
K2: Nedir?
K1: Bu sene terfi eden Mustafa İ. ile ilgili
K2: Kim?
K1: Mustafa İ. Hava Pilot Tuğgeneral
K2: Tamam tamam evet
K1: Bu dostumuzla ciddi uğraşanlar var.
K2: Yapma ya nasıl?
K1: Mustafa’nın iki kere izinsiz yurtdışına çıkışı olmuş.
K2: Gerçekten izinsiz mi çıkmış?
K1: Maalesef
K2: Benim bundan dolayı bildiğim şu anda hapis yatanlar var ama...
“Aman! İş çok ciddi”
K1: İşte bunu kurcalıyorlar. Ne yapabiliriz? Bunun pasaport kayıtlarından silinmesi lazım. Ya da Hava Kuvvetleri’nden izinli gösterilmesi lazım.
K2: Tamam
K1: İkinci bir konu yine Mustafa İ. ile ilgili
K2: Bir dakika yazıyorum.
K1: DHKP-C üyesi akrabası varmış, cezaevinde yatarken adresini Mustafa İ’nin lojmanı göstermiş.
K2: Bu çok kötü.
K1: Evet bu dostumuz geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı iş çok ciddi. Konuyu Genelkurmay Personel Başkanı Memişoğlu biliyor. O örtbas edildiğini düşünüyor ama konuyu kaşıyorlar.
“Telefonu kuruma götürmüyorum”
K2: Anlaşıldı tamam, tamam.
K1: Bir diğer husus da; bu görüştüğümüz telefonun, konuştuğumuz çerçevede kullanılması gerekiyor.
K2: Ha tamam o konuda problem yok zaten. Telefonu yanımda kuruma götürmüyorum.
K1: Eğer acil bir durum olursa ben size işten ulaşırım. Siz de bana diğer taraftan ulaşırsınız.