
Yeryüzünde hangi mesleği icra eylerseniz eyleyin, o meslekten gelecek temin ediyorsanız ya da halk ağzıyla söylendiği gibi "yaptığınız işten ekmek yiyorsanız" mesleğinize mutlaka saygınız olmalı, meslek kurallarını çiğnememelisiniz...Neden çünkü mesleğine saygısı olmayan insan ilkesiz insandır!..
Sevgili dostlar, fahişelik sadece bedenini pazarlayarak yapılmaz; mesleğinde ilkeleri olmayan, fırsat buldukça meslek kurallarına tecavüz etmekten çekinmeyen insan yaptığı işin fahişesidir!...Üstelik zaman zaman seyrettiğimiz "yeşilçam filimlerinde" bile, filimde fahişe rolünü üstlenen bayan oyuncu muhatabına çoğu kez "Bedenime sahip olabilirsin ama beynime asla" sözünü tekrarlamaktadır!...Kim ne derse desin; belli rüşvetler karşılığında, hem beynini, hemde görevini kötüye kullanan kişi, ekmek yediği mesleğinin fahişesidir!..Üstelik adı geçen kişi, mesleğine başlarken, meslek ilkelerine uyacağına ve dürüst olacağına dair "Namusu ve şerefi üzerine" yemin ettiyse, alçağın en önde giden soyudur!..
Halk adına görev yapılan makamları hiç ama hiç kimsenin "peşkeş çekmeye" hakkı yoktur!.. O makamda bulunan kişi oranın itibarını korumakla yükümlüdür...Çünkü o yüce makam millete aittir...
Türkiye'de görev yapan herkes siyasetin ve demokrasinin yanında yer almak zorundadır. Demokrasinin gereği de budur. Saçma kararlarla, adaleti iğfal ederek, eldeki mevcut delillere rağmen göz göre göre suçlu insanları suçsuz ilan ederek, onları salıvermek hukuk ahlak'ına sığmaz.
Bu kararı veren rezillere sesleniyorum: Böyle bir rezaleti sergilerken hiç mi vicdanınız sızlamadı? Ülkemizin geleceği üzerinde açtığınız yaraları da mı göremiyorsunuz? Haydi vicdanınız yok, Allah'tan da mı korkmuyorsunuz?
Şunu asla unutmayın; sizin bütün rezilce çabalarınıza rağmen, T.C demokrasisi varlığını sürdürecektir. Ve zamanı geldiğinde, hukukun ırzına geçen sizler yaptıklarınızın bedelini mutlaka ödeyeceksiniz. Yine o gün geldiğinde salıverdiğiniz soysuzların nefesi, bırakın sizi, kendilerini bile kurtarmaya yetmeyecektir...
Bu arada, hukuk kurallarının ve adaletin ırzına geçen bu zorbaları savunan fikir fahişelerine de sesleniyorum: Eğer demokrasiye inanıyorsak, onun gereklerini de yerine getirmek zorundayız. Türkiye'nin halledilmesi gereken çok önemli problemleri var ve biz bu problemleri acilen çözme zorundayız...Yoksa böyle giderse yakında savunabileceğimiz bir vatan bile kalmayacak!. Biz icrası; anayasa ve yasalarla belirlenmiş bir devletiz. Adının sonu "tay" la da bitse, hiç ama hiç kimsenin kendisine verilen yetkiyi aşmaya hakkı yoktur. Ülkenin tökezlemesi için elinden geleni ardına koymayan alçakların değirmenine su taşımaktan ne olur artık vazgeçin!
Demokrasi ve hukuk devleti ilkeleri açıkça ihlal ediliyor...Merak ediyorum geçmişte çaya çorbaya limon misali her konuda fikir beyan eden MGK, yargıda dönen rezaletleri gündemine alacak mı?.. Sanmıyorum ama yine de bu konuda umut duymak istiyorum...
Yargı'da dönen rezaletler ülkenin huzurunu bozuyor... Ergenekonu himaye eden yargı artık AK Partiyi aşmış Türkiye'nin meselesi haline gelmiştir.Demokrasinin gölgesinden korkan zihniyet ne yazık ki, ülkede yönetenler ile yönetilener arasındaki uçurumun büyümesine neden olmaktadır!. Ve ülkesini seven herkes bu zor zamanda ciddi bir demokrasi sınavı veriyor...
Adaletin işlemediği yerde, eşkiyalar kendini padişah sanır mış!.. Önce hukuku ayağa kaldırmalı ve ülkemizin geleceğine hizmet etmeliyiz.
Türkiye'nin ışığını söndürmek isteyen dış güçlerin yerli uşakları var!. Bunu görelim artık....
Kalın sağlıcakla