
Haydi bakalım gelin de ülkeyi yasa boğan ve birçok ocağın sönmesine neden olan bu olayda ortaya çıkanlardan sonra isyan etmeyin.... Köylüler , herkesin neredeyse teyakkuzda olduğu böyle hassas bir dönemde,dağda dolaşan, yabancı, üstelik ellerinde ağır silahları silahları olan 6 kişiyi görüyor ve ihbar ediyor ama, Jandarma bu konuda kılını bile kıpırdatmak ihtiyacı hissetmiyor!...
Değerli okurlar; şimdi bu durumu ihmalle tarif etmek mümkün mü? Allah'ınızı severseniz?. Ellerinde ağır silahlarla dolaşan kişilere müdehale etmeyecek se, jandarma'nın orada ne işi var? İskenderun dağları eşkiya yatağı mı?..Ellerinde roket atar ve diğer ağır silahları olan birilerinin İskenderun'da dağ'da görülmesi normal bir şey mi?
Yok arkadaş; bu ihmal değil, düpedüz suçluya yardım ve yataklıktır...Savcılar hiç beklemeden derhal harekete geçmeli ve olayın müsebbipleri hakkında geciktirmeden soruşturma açmalıdır...
Saldırıyı PKK'nın üstlendiğini duyuran Fırat Haber Ajansı (ANF), eylemin Amanos eyaletine bağlı “Şehit Karker Eylem Timi”nde yer alan militanlarca yapıldığını belirtirken, militanların komutanlığın tel örgülerini geçerek nöbet kulübesine 3 metre kadar yaklaştığını ve ardından nöbet değişimi için kulübeye yaklaşan Reo tipi askerî aracı ve kulübeyi hedef aldığını yazdı.
Şimdi gelin hep beraber bir fikir cimnastiği yapalım: Pkk denilen alçaklardan oluşan çete, bu güne kadar hiç eylem yapmadığı Deniz Kuvvetleri'ndeki zaafiyeti nasıl tespit etti ve burada eylem yapmaya karar verdi? Mesela, Deniz Kuvvetleri'nde öyle bir eylem yapmaya müsait durum olduğunu, nöbet değişim saatlerini ve diğer eksikleri sıradan bir vatandaşın bilmesi mümkün olmadığı gibi, içeriden bir hainden yardım almadan pkk'nın da bilmesi mümkün değildir. Bütün bunların üstüne jandarma'nın da yapılan ihbarlara kulak tıkaması size de manidar gelmiyor mu?
Doğrusu bu ya, TBMM'de ki anayasa oylamasında referandum sonucunun çıkmasından sonra, her yazar gibi ben de terör olaylarının artacağını yazmış ve çok dikkatli olmamız gerektiğini söylemiştim..Ancak ; terörü mevzi yaparak belirledikleri hedefe ulaşmaya çalışan şer güçlerin, hukukla ve siyasi katakullilerle yakalayamadıkları o hedefi (ergenekoncu adileri kurtarma) terörle elde etmek için her yola başvuracakları açıkça görülüyor... Çünkü terör bir seridir, bir yerde başladığı zaman orada bitmez. Terörün bitiş an'ı; teröre başvuranların umutlarının kesildiği ve tükendiği an'dır...
Keşke YSK referandum tarihini belirlerken artabilecek terörün ülkeye verebileceği zararı göz önünde bulundurarak karar verseydi!... Ama oldu bir kere; referanduma yaklaşık üç ayımız kaldı. Türkiye ne badireler atlattı, elbette bunun da altından kalkacağız, kaybedenler her zaman olduğu gibi yine şer güçler olacaktır.
Ben referandum'da evet oyu çıkmasıyla birlikte, ülkeyi: ekonomisi'yle, parlamentosu'yla, bürokrasisi'yle işgal etmeye çalışanların umutlarının söneceğine ve darbeler döneminin sona ereceğine inanıyorum ...
Işığı önünüze aldınız mı bir kere, gölge ister istemez peşinizden gelecektir...
Gelecek günlerin hayırlara vesile olmasını yüce Allah'tan diliyorum...
Kalın sağlıcakla..
İletişim: recep-1953@hotmail.com