
Evet medya'ya böyle günlerde çok önemli görevler düştüğü hepimizin malümudur!..Bir de hassas günlerde halkımız televizyon başına geçerek verilen haberleri ve yapılan yorumları ilgiyle takip eder.Çünkü aynı anda işlenen her iki olay da Ahmet'in, Mehmet'in bireysel meselesi değil, büyük bir ülkeyi ilgilendiren, yüce Türk toplumunun milli meselesidir...Böyle günlerde ideolojiler değil, milli menfaatler konuşur...
Oldum olası "Doğan grubu"na ait medya haberlerini okumadığım gibi, televizyonlarını da takip etmem. Çünkü o gruba ait medya'da bugün'e kadar kamu yararını, ülke menfaatlerini gözeten yayınlarına rastlamadığım gibi, ahlak ve faziletten yoksun yayınları dolayısı ile evimde seyredilmesine ya da okunmasına da izin vermem...Fakat bugün çok önemli bir gündü. Üstelik İskenderun'daki olayla, Akdeniz'deki olay arasında bir bağlantı olabileceği üzerinde duruluyordu...Çocuklarımında ısrarı ile olayları farklı yayın gruplarından takip edebilmek gayesi ile sırf o akşama mahsus Doğan grubuna uyguladığım ambargoyu kaldırma kararı verdim!...
Daha o gruba ait televizyonu açar açmaz, kulaklarıma inanamadım. Bir an karşımda "apo alçağı"nın basın sözcüsü var sandım!.. Karşısındaki Karıştırmacı gazeteci "Uğur Kindar" sorular soruyor konuğu medya maymunu da, ona tam da onun istediği cevapları vererek tabiri caizse sabrımızı test ediyordu...
Evet Arena'da konuşan emekli Koramiral Atilla Kıyat, İskenderun’daki saldırıyı Türkiye'nin hakettiğini söylerken İsrail’in yardım gemisine saldırısından Türk Dışişleri'nin yeni dış politikasını sorumlu tutuyordu. Duyduklarıma inanamıyordum: Neydi türkiye'nin hak ettiği? Altı şehit vermek mi ? Evet general bunu kast ediyordu.Kısaca Apo alçağı ile Atilla Kıyat'ın düşünceleri birbiri ile aynı idi anlıyacağınız..Apo'nun da İskenderun'da verdiğimiz şehitler nedeniyle, sevinçten ağzının kulaklarına vardığından eminim!.Utanmaz adam, üstelik İHH'nın Gazzeye yardım götürürken İsrail'in yaptığı saldırıdan T.Cumhuriyeti hükümetini sorumlu tutuyordu!..Adam adeta Arena denilen rezil programda bir yandan "apo"yu savunurken,diğer yandan da İsrail'in korsanlığını haklı çıkartmaya çalışarak, onun devlet sözcüsü gibi davranıyordu!..
Bugüne kadar, bir askerlik başarısını duymadığımız Atilla Kıyat; iç ve dış politikada bir dehay mış meğer!...Bir çok general arkadaşı gibi bir avuç pkk'lı eşkiyasının kökünü 30 yılda kazıyamamış, terörle mücadelede dökülmüş ama, politika deyince, tabiri caizse döktürüyor!...
Bay general bütün meseleleri gardiyan mantığıyla çözmeye kalkarken, sözkonusu İsrail olunca Türkiye'yi suçlamaktan geri durmuyordu..Geçmişte yaptığı askerlik görevi ruhunu eğitememiş ve onu halk'ını küçümseyen, tepeden bakan İsrail muhibbi haline getirmişti.Onun için haklı olmak ve milli duygular bir önem taşımıyor ve yüreğine yerleştirilen siyonizm sevgisi, masum insanlara yapılan zulümleri görmesini engelliyordu...General "Türkiye 6 şehit vermeyi haketti" derken, o şehitlerin anne ve babalarının yanında ülkemizin de yüreğini kanatıyordu...Evet bay Kıyat bu ülkenin ekmeğini yemiş ve bu ülke halk'ının kendisine sağladığı imkanlar sonucunda nüfus kazanmıştı....Bu ülkede çeşitli imkanlara kavuşmuş ama; bay Kıyat, sayısı hiç de az olmayan birçok meslekdaşı gibi İsrail'in düdüğünü öttürüyordu!..
Yazıklar olsun: Bir kötülüğü beyenen o kötülüğü işleyenden daha kötüdür!..Bay kıyat gibi düşünen sayısı mebzül miktarda düşünce sapkını, fikir diye sunduğu ishallerini ortalığa saçtırırken şunu iyi bilmelidir:
Konuştuklarınıza dikkat edin.Ve böyle günlerde, katliamlar sonucunda duyduğunuz neşenin, aşağıladınız Türk toplumunu rahatsız ettiğini asla unutmayın...Evet Türk toplumu yapılan küçük hataları affeder ama ihaneti asla unutmaz....
Kalın sağlıcakla değerli okurlarım...
E.mail: recep-1953@hotmail.com