
Ülkemin geleceği sözkonusu olduğunda; "Bırak, görme, sana dokunmayan yılan bin yaşasın" diyemiyorum...
Gördüklerime, şahit olduklarıma ruhum da bedenimde isyan ediyor.
Şu hale bakın; yargı düpedüz vatan hainlerinin, çukur insanların oyuncağı haline getirilmiş...Yüksek yerlerde oturan bir kısım kendini bilmezler; utanmadan, sıkılmadan, hiç yüzleri kızarmadan arsızca yediği haltı arkadaşına anlatıyor. Yazık ediliyor ülkeme, bu hainlere "artık çok oldunuz,durun bakalım" diyecek bir babayiğit yok mu?..
İhanetleri eli-kolu bağlı seyretmek zorunda mıyız?
Suçu işleyen; parlamenter, bakan, müsteşar, ya da bir genel müdür olsa anında tepesine binilip açığa alınıyor... Amaaaa, yargıtay'da suçunu itiraf eden hakim olursa; "ortada kuyu var yandan geç"!.
Neymiş yargı bağımsız olmalıy mış!.Ya hu tamam da, bu adamlar suç işlediğinde hesap verecekleri bir makam yok mu?..Bunlar bu kadar mı "la yüsel"?.. Adamın adı ergenekon suç dosyalarında geçiyor.Çete elemanlarıyla içli-dışlı, uyuşturucu baronlarıyla kanka(!) ve sahip olduğu makamın ağırlığını çekinmeden çete için kullanıyor... Hatta bağımsız mahkemelerin amiri gibi davranıyor, onlara talimat bile verebiliyor ama kimse "yeter ulan, hastir git" deyip kolundan tutup atarak, ülkeye daha fazla zarar vermesini önleyemiyor.
Adı geçen ses kaydı bizim ülkemizde değil de, güçlü hukuka sahip, demokrasi'si gelişmiş bir avrupa ülkesinde yayınlansaydı, vallahi o ülkede yer yerinden oynardı!..Bir kaç sağduyulu medya dışında "çiftetelli" basınında "tık" yok. Adamlar dut yemiş bülbüle döndüler!.Ya hu; körlerin bile gördüğü, sağırların duyduğu bu rezaleti nasıl görmezden gelirsiniz? Vİcdanlarınız bu kadar mı kör? Hukuk bilincinin ırzına geçen, demokrasi'yi teneşire yatırmak için çabalayan bu hukuk gangasterlerini görmezden gelmek gazetecilik ahlakı ile bağdaşır mı?
Oysa dürüstlük; bütün mesleklerde olduğu gibi bir "erdem" değil, insan olmanın gereğidir..İnsan olan, mesleğine saygısı, memleketine sevgisi olan bir gazeteci, "işine geldiği zaman değil" her zaman dürüst olmak zorundadır!.. Ne oldu o 28 Şubat dönemindeki hassasiyetlerinize?
O dönemde adalet bakanı Şevket Kazan, uyduruk bir suçtan içerde yatan Sincan Belediye Başkanı'nı ziyaret etti diye neredeyse adamı linç etmeye kalkmış, sırf bu nedenle zinde kuvvetleri darbe yapmaya teşvik etmiştiniz!..Oysa şimdi bu hakim kılıklı zorba yediği haltları çekinmeden anlatıyor, ama sizde tık yok!... Sizleri gazetecilik sorumluluğuna davet ediyorum... "kerhane bülteni"ne çevirdiğiniz o rezil mevkutelerinizin sayfalarını biraz da gerçek haberlerle doldursanız,hem ülke kazanır, hem de gazetecilik eski saygınlığına kavuşur!...
Devletsiz adalet olmaz, adaletsiz devlet de yaşamaz...Adaletini kaybeden devlet sağlığını da kaybeder...
"Adalet mülkün esasıdır.." Güçlü devletin şartı ve meyvesi, milletine huzur ve güven veren adalettir...
Tarih iki kesimi asla unutmaz: Sadıkları ve hainleri...
Gelecek kuşaklar,sadıkları sadakatleriyle rahmetle anarken, hainleri de ihanetleri nedeniyle lanetle anacak...
Hikmetin en üst mertebesi, ölürken yapmayı amaçladığımız şeyleri yaşarken yapmaktır...
Kalın sağlıcakla...