RECEP AYDIN-Sosyal Bilimci
90 yıllık bir demokrasiye sahibiz. Ama demokrasiden bir gün bile mutluluk ve huzur görmedik.
Kurtuluş savaşı mücadelesinden sonra, demokrasi yolculuğuna birlikte çıktığımız aynı konumda olan ülkelerin kat kat gerisindeyiz... Öyle bir demokrasimiz var ki, içinde demokratik hak ve özgürlükleri kısıtlayacak, halkı huzursuzluğa sevk edecek her türlü istikrarsızlığı barındırıyor.
Evet bir ülkede demokrasinin olmazsa olmazı "Hukuk"tur.Hukuk'u tesis edemezseniz; ne eşitliği, ne özgürlüğü,ne adaleti, ne de kalkınmayı baceremezsiniz. İki gün önce HSYK üyesi Ali Suat Ertosun'un "Tübitak'ın raporu hakimleri bağlamaz" mealindeki demecini basından okuduğumda adeta irkildim!..Ne olursa olsun böyle bir demeci bir hukuk adamının vermeyeceğine inanmak istedim.Ama ne yazık ki, verilen demeç gerçekti.
Bir hukuk adamını,elde edilen deliller bağlamazsa, ne bağlar dostlar?..Böyle bir demeci veren insanın hukuk adamı kimliği o anda bitmez mi?..
Aynı demeci vermeye cesaret edebilecek bir hukuk adamına üçüncü dünya ülkelerinde bile rastlayamazsınız...Bay Ertosun; biz kararımızı verdik mi, ondan sonrası teferruattır demeye getiriyor!.Peki o zaman soruyorum; A.Suat Ertosun'un, "seni buraya gönderen güç asılmanı istiyor" diyen Salim Başol'dan ne farkı var?
Sivil yargımızın durumu yürekler acısı da, askeri yargımızın durumu çok mu iç açıcı? Ses kayıtlarında yer alan iki komutan arasındaki konuşmalardan da anlaşıldığı gibi "Yedi gencimizi katleden mayınların" pkk mayını değil, komutan mayını!" olduğu görüldü...Hatta kamuoyuna yapılan ilk resmi açıklamada mayınların pkk mayını olduğu bildirilmişti.Peki şimdi siz olsanız bunca çelişkiden sonra bu açıklamalara iyi niyetle bakabilir misiniz?.
Sivil yargımızın durumu yürekler acısı da, askeri yargımızın durumu çok mu iç açıcı? Ses kayıtlarında yer alan iki komutan arasındaki konuşmalardan da anlaşıldığı gibi "Yedi gencimizi katleden mayınların" pkk mayını değil, komutan mayını!" olduğu görüldü...Hatta kamuoyuna yapılan ilk resmi açıklamada mayınların pkk mayını olduğu bildirilmişti.Peki şimdi siz olsanız bunca çelişkiden sonra bu açıklamalara iyi niyetle bakabilir misiniz?.
Evet Askeri Savcılıkta iyi niyetle bakmamış; soruşturma açmış.Ama 10 aydır netice yok...Askeri savcımız neyi bekliyor Allah aşkına, olayın unutulmasını mı?..Sayın savcının göz ardı ettiği bir gerçek var; bir tarlaya mayın döşeyip, sonra da oraya masum gençleri süren bir komutanı, bu halk asla unutmaz...
ülkemizde demokrasiyi geciktiren en önemli unsur "yargı"dır. Yüksek Yargı, darbecilere destek olmaktan ve onların suçlarını örtbas etmeye çalışmaktan bir türlü demokrasiye katkıda bulunmayı beceremedi!.
Hangi faili meçhule baksanız, altında yargının zaafiyeti yatıyor...
1 Mayıs 1977’de Taksim’de 500 bin işçinin katıldığı mitingde kalabalığın üzerini kurşun yağdı, Olaylarda 33 kişi öldü. Ateşi kimin açtığı hiçbir zaman tespit edilemedi.Tespit edilemedi çünkü yargı bu olayda üzerine düşen görevi yerine getirmedi. "Ortada kuyu var yandan geç" diyerek olayın örtbas edilmesine göz yumdu.Peki ülkeyi "12 Eylül darbesi"ne götüren katliam olarak anılan, 19 Aralık 1978'de bir sinemanın bombalanmasıyla başlayan 105 kişinin öldüğü ve ardından sıkıyönetim ilan edilidiği olaylarda yargının üzerine düşen görevi tam anlamıyla yaptığını söyleyebilir miyiz?
Pekiiii "28 Şubatçı cuntacılarını" verilen brifingde ayakta alkışlayan ve darbe sonrasında da onların adeta bir "emir eri" gibi çalışan zırtabozlara hukuk adamı diyebilir miyiz?
Konumu ve makamı ne olursa olsun demokrasiyi musalla taşına oturtmaya kimsenin hakkı yoktur.
Hangi faili meçhule baksanız, altında yargının zaafiyeti yatıyor...
1 Mayıs 1977’de Taksim’de 500 bin işçinin katıldığı mitingde kalabalığın üzerini kurşun yağdı, Olaylarda 33 kişi öldü. Ateşi kimin açtığı hiçbir zaman tespit edilemedi.Tespit edilemedi çünkü yargı bu olayda üzerine düşen görevi yerine getirmedi. "Ortada kuyu var yandan geç" diyerek olayın örtbas edilmesine göz yumdu.Peki ülkeyi "12 Eylül darbesi"ne götüren katliam olarak anılan, 19 Aralık 1978'de bir sinemanın bombalanmasıyla başlayan 105 kişinin öldüğü ve ardından sıkıyönetim ilan edilidiği olaylarda yargının üzerine düşen görevi tam anlamıyla yaptığını söyleyebilir miyiz?
Pekiiii "28 Şubatçı cuntacılarını" verilen brifingde ayakta alkışlayan ve darbe sonrasında da onların adeta bir "emir eri" gibi çalışan zırtabozlara hukuk adamı diyebilir miyiz?
Konumu ve makamı ne olursa olsun demokrasiyi musalla taşına oturtmaya kimsenin hakkı yoktur.
Evet yargıya güvenmek şart. Ancaaaak yargı da güven vermeli, ideolojik saiklerle hareket etmemelidir, böyle bir izlenimin dahi doğmasına vesile olacak ilişkilerden kaçınmalıdır.Ülkede tansiyonu düşürecek en önemli etken yargıdır. Çıkan anlaşmazlık ve hukuki durumlarda yargı duracağı yeri bilir de adalet dağıtmaya başlarsa,kimsenin söyleyecek bir sözü olmaz.. Olan bitene bakınca ortada güvenebileceğimiz bir yargı'nın varlığından söz edebilir miyiz?...Tıpkı "TÜBİTAK'ın raporu hakimleri bağlamaz" diyen birinin hukuk adamı kimliğinden söz edemediğimiz gibi...
Tarih A.Suat Ertosun gibi; yargıya postal giydiren hukukçuları asla affetmeyecektir...Kimsenin bu millete bedel ödetmeye ve yıllarını heba etmeye hakkı yoktur.Parlementerlerin halka karşı sorumlu olduğu gibi, belli bir makamı işgal eden bürokratlar da millete karşı sorumludur.
Cenab'ı Allah'tan herkese aydınlık yarınlar diliyorum.Yine Yüce Allah'ın bizlere ülkesi için çalışan idareciler nassip etmesini diliyorum...Kalın sağlıcakla...
Cenab'ı Allah'tan herkese aydınlık yarınlar diliyorum.Yine Yüce Allah'ın bizlere ülkesi için çalışan idareciler nassip etmesini diliyorum...Kalın sağlıcakla...