
Modern teknolojinin sağladığı imkanlardan yararlanarak,zaman zaman yabancı basını da takip etmek imkanı buluyorum; inanın onların işi bizim Türk basını'nın işinden çok daha kolay...Bizler çok hızlı değişen ve değiştikçe de olaylar arasındaki bağlantı kurma,ve düşünce geliştirme imkanları zorlaşan,ülke gündemine sahibiz...
Kim ne derse desin;ülkemizin her zaman iki gündemi vardır...Biri gerçek gündem, diğeri de halk'tan gerçekleri saklamak için oluşturulan yapay gündem...
Sözü adına bir zamanlar "derin devlet"denen ve içinde; bizim, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık,doktorluk, askerlik, bürokratlık vs. yaptığını sandığımız kozmopolit bir yapıdan oluşan,saygıdeğer kişilerin yer aldığı, ama hiç de saygıdeğer işler yapmayanlardan oluşan çok büyük bir çete var...
Allah kendilerinden razı olsun, büyük bir fedakarlıkla, tehdit ve şantajlara aldırmadan bu olayı takip eden hakimlerimiz, savcılarımız ve güvenlik güçlerimiz gerçeklerin ortaya çıkması için canla-başla çalışmaktadırlar.Bu arada yargının doğru bir yol izlediğini olayda aşama kaydettikçe,artan cayırtılardan anlıyoruz!..
Ne yazık ki ilk panik ya da cayırtı 9'ncu Cumhurbaşkanı "morrison"dan çıktı!..Bir dönem mason localarının bu itaatkar babası, sayın Başbakan'a basın üzerinden gönderdiği tehdidi'nde açıkça "Bak adamın burnu sürteriz görüntüsü verme,bizi dize getiremezsin" diyordu.
Tabii ki siyasette bir demeci düz mantıkla okumamalı,söylenenden çok,söylenmek istenenlere dikkat etmelisiniz... Cumbaba açık açık "Bu olayın peşini bırak.Aksi halde Burnunu sürterler" tehdidi savuruyordu.Yoksa demokrasiyle idare edilen,kuvvetler ayrılığı ilkesi açıkça görülen bir ülkede,Başbakan'ın böyle bir davaya müdahale etmemesi gerektiğini, cumhurbaşkanlığı yapan biri bilmez mi? Tabii ki bilir...Ama bu dava öyle bir yere doğru gidiyor ki, anafor gibi "cumbaba"yı da ister istemez içine çekecek...
Anlıyacağınız bay Demirel'in Haberal'ı tutuklanma aşamasında, havaalanına kadar gelip, buradan kahramanlar gibi uğurlaması bir anlamda "aman pes etme,ben arkandayım" mesajından başka birşey değildi.Öyle sanıyorum ki,önümüzdeki günlerde bu 28 şubat babasındaki paniğin daha da artacağına inanıyorum....
Bir de bay Baykal'ın "ergenekon" hakkındaki derin görüşleri varki,"düpedüz yüzsüzlük örneği"!..Bay Baykal "ergenekon" denilen ihanet örgütünü "uyur numarasına" yatarak toptan red ediyor!."Böyle bir örgüt yok.Bu düpedüz AKP'nin uydurmasıdır.Bu dava siyasi bir davadır" modunda! Tabii söylediklerine kendisi de inanmıyor ama buna rağmen yandaş bulabiliyor...
Kartel basını,kısaca Doğan Medyasının durumu ise içler acısı!...Patronlarına ait üzerini örtemedikleri hırsızlık ve yolsuzluklarının yanında,kendilerini inandıracak okuyucu kitlesi bulamamaları,yazılı basındaki satışlarının günden güne düşmesi,Uğur Dündar'ın sahte yüz ifadesi ile sunduğu haber programlarının reyting almaması,Doğan Medyasını önümüzdeki günlerde daha zor aşamaların beklediğinin işareti bir anlamda...
Bu arada sayın Genel kurmay Başkanı'da, bu dava ile ilgili görüş beyanlarında yanlış yolda olduğunu bilmeli artık...Bir kurum içinden,pis kokular geliyorsa, ve bu koku her yerden duyuluyorsa,o kokuyu gizleyemezsiniz...Darbeci yok. Jitem palavra. Silahlar envanterimizde değil ya da boru gibi inandırıcılıktan uzak tavır ve ifadelerin en çok ülkemize zarar verdiğini sayın Başbuğ görmeli artık!
Türkiye bir an önce darbecilerin hakimiyetindeki kavga ve kaos ortamından çıkmak zorundadır.Avrupa standartlarında bir demokrasiyi yakalamak için bu sağduyu şarttır.Bugün bu yolda üzerine düşen görevi yapmayan kim olursa olsun, gelecekteki felaket ve ızdıraptan payını alır!..
Herkes şunu görmeli artık: "Türk halkı herşeyi görüyor ve biliyor" Bundan sonra ayranı çok kabaranlar değil,ülkesi için çalışanlar, tarihin şeref sayfaları içinde yer alacak...Bu topraklar "hainleri,ülkesinin geleceğine tuzak kuran alçakları yaşatmaz"...
Bu alemde olmasa da,huzuru ilahide bir gün herkes; yapması gerekirken yapmadıklarının, ya da yapmaması gerekirken yaptıklarının hesabını verecek... Asıl gelecek buradan başlayacak.. Ülkesi için çalışanlar asla ölmezler...
Kalın sağlıcakla...